Etiket arşivi: MEFHUM

İSLAMCILIK MESELESİ-7-DİL BAHSİ

İSLAMCILIK MESELESİ-7-DİL BAHSİ
İslamcılık meselesi, özünde bir İslami dünya görüşü bahsi ise, temel konularının ilki, “dil” olmalı. Dil bahsinden önce lisan bahsi ile ilgili düşüncelerimizi ifade edelim. Lisan, insani hayatın bidayeti ve altyapısıdır. İnsan suretinde yaratılan varlık, dil oluşmadığı takdirde “insanileşme sürecini” tamamlayamıyor hatta bu sürece giremiyor. Lisan, zihni evreni ve orada gerçekleşecek olan “düşünceyi” meydana getiren altyapıdır. Lisan yoksa insan nam varlıkta zihni evren oluşmuyor, dolayısıyla düşünce oluşmuyor, dolayısıyla akıl meydana gelmiyor. İnsandan aklı ve düşünceyi aldığınızda geriye kalan nedir? İnsan suretinde hayvan…
Lisan kendiliğinden oluşur mu? Yani insanlığın başlangıcına gittiğimizde, lisanın kendiliğinden oluşması mümkün müdür yoksa “öğrenilmesi” mi gerekiyor? Eğer lisan öğrenilmeden oluşmuyorsa, bir “öğreten” gerekiyor. İnsana dili kim öğretebilir? İnsandan daha aşağıdaki bir varlık çeşidinin bunu yapması kabil midir? İnsana lisanı öğretenin en azından insandan daha üstün bir varlık olması şarttır. İSLAMCILIK MESELESİ-7-DİL BAHSİ yazısına devam et

İSLAMCILIK MESELESİ-6-ALİ BULAÇ’IN İSLAMCILIK TARİFİ

İSLAMCILIK MESELESİ-6-ALİ BULAÇ’IN İSLAMCILIK TARİFİ
Ali Bulaç, Zaman gazetesinde yayınlanan 21.07.2012 tarih ve “İslamcılık Nedir?” başlıklı yazısı ile meseleye, tarif başlamış ve isabet etmiştir. Tarifi olmayan “şey” yoktur, tarifi olmayan fikir ise “hiç yoktur”.
Yazının girişinde, tarif meselesinin ehemmiyetine dair tespitler yapmakta, üzerinde ittifak edilen bir tarifin olmadığından bahsetmekte ve bir tarif teklif etmektedir. Bu yaklaşım doğrudur, her konuda olduğu gibi İslamcılık meselesinde de önce tarif gelir. Tarif edemediğiniz fikri, çerçeveleyemediğiniz için, “ne dediğiniz”, “neyi kastettiğiniz” belli olmaz. Diğer taraftan, tarifsiz bir fikirden bahsetmek, sınırları belli olmayan bir devlet kurmak gibidir ki, her gelenin tecavüzüne imkan tanır, yani tenkitlerin de tarifsiz ve usulsüz olmasına müsaade eder. Oysa hem fikrin beyanı hem de tenkidin muhatabını tayin için çerçeve oluşturmak (bir anlamda tarif etmek) zarurettir.
Ali Bulaç’ın tarif çabasındaki isabet, yaptığı tarifin muhtevasında da mevcuttur. Malum olduğu üzere, fikir ve ilim, tarifin tarifi ile başlar. İslam irfanının tarifin tarifi, harikuladedir; “efradını cami, ağyarını mani olmalı”. Ali Bulaç’ın tarifi de bu çerçeveye (tarife) uyuyor. İSLAMCILIK MESELESİ-6-ALİ BULAÇ’IN İSLAMCILIK TARİFİ yazısına devam et