Etiket arşivi: MİZAÇ HUSUSİYETLERİ

ŞAHSİYET OLAMAMIŞ KİŞİLİK TİPLERİ (GÜNÜN KİTABI)

ŞAHSİYET OLAMAMIŞ KİŞİLİK TİPLERİ
Şahsiyetin ne olduğunu bilmediğimiz, anlamadığımız için, mizaç hususiyetlerine takılmış, içinde yaşadığı halkın ufkuna mahkum olmuş, batının ürettiği ve bizim ithal ettiğimiz hayatın mecralarında boğulmuş kişilik tiplerine İslami şahsiyet nazarıyla bakmak adet oldu.
Mizaç (tabii-vehbi ahlak) olduğu gibi bırakılmış, kesbi ahlak (İslam ahlakı) kuşanılmamış, iki ahlak arasında muvazene kurulmamış, İslam’ın talep ettiği terkip gerçekleştirilmemiş, nefsin icbarına ve idaresine razı olmuş kalbi ve zihni organizasyonlara “şahsiyet” demek itiyat haline geldi.
Akl-ı Selimsiz şahsiyet mi olurmuş. Nefsini terbiye etmiş, terbiye edemeyen zapt altına almış, ruhunun ve ruhi hususiyetlerin zuhuruna imkan verecek kalbi ve zihni mecraları açamamış, disipline edememiş insanlarda şahsiyet ne arasın?
Şahsiyet kitabıyla, “şahsiyetin” ne olduğu anlatıldığı gibi, “Şahsiyet olamamış kişilik tipleri” kitabı ile şahsiyetin ne olmadığı, insanların hangi ara menzillerde kaldığı, misallerle izah edilmektedir.

ŞAHSİYET OLAMAMIŞ KİŞİLİK TİPLERİ

_______________________________
Kitapların fiyatı 13.00 TL
Toptan (en az 10 adet) fiyatı 8.00 TL
Talep için müracaat NURİ YILDIZ
Telefon: 0530 696 93 04
E-mail: hacinuriyildiz@hotmail.com
__________________
NOT: Sipariş vereceklerin; 1-İsim ve Soyisim, 2-Adres , 3-Telefon, 4-TC numarası (fatura için) bilgilerini, Nuri Yıldız’ın e-mailine göndererek telefonla bilgi vermeleri rica olunur.
__________________
Banka Hesap Numarası:
Halk bankası K.Maraş merkez şubesi
TR 61 0001 2009 4720 0001 0304 75
________________________________
Basılan kitaplar
1-İslam Medeniyet Tasavvuru-1-Terkip ve Tefekkür
2-İslam Medeniyet Tasavvuru-2-İnşa Muhafaza Tecdit
3-İslam Medeniyet Tasavvuru-3-Şehir ve Medeniyet
4-Medeniyetin Göç Vakti
ŞAHSİYET OLAMAMIŞ KİŞİLİK TİPLERİ (GÜNÜN KİTABI) yazısına devam et

HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-9-HZ. ÖMER(RA)-1-

Hz. ÖMER

Sayın dinleyiciler, bu gün Hz. Ömer konusuna başlıyoruz. Hilafet ve dört halife programımızı sürdürüyoruz, ısrarla da sürdürmeye devam edeceğiz. Dört halife ve devirlerini elimizden, dilimizden geldiği kadar konuşacağız. Evet, Haki Bey, Hz. Ömer konusuna tabii olarak adaletten başlamak gerekir değil mi?

Adalet öyle bir mefhum ki “niçin” sorusunu soramıyorsunuz. “Niçin adalet?” sorusu çok anlamsız geliyor. Bu kadar temel bu kadar derinde bu kadar güçlü bir duygudur. Ve bu tüm cemiyete tüm hayata yayılmak zorunda olan bir mefhumdur. Bunu, hayatın herhangi bir alanından çekip aldığınızda ya da tamamından çekip de bir alana mesela devlete yamadığınızda, o alana sabitlediğinizde o ülkede, o milletin hayatında tedavisi mümkün olmayan çok ağır yaralar açarsınız. Aslında o milletin kafasına sıkmış olursunuz. Kalbine sıkmış olursunuz. Niçin adalet, adaletin ne olduğuna gelmedik daha. Adalet nedir dediğimizde, en temel yanlışlardan birisi adaletin eşitliklerde gerçekleştiğini düşünmektir. Adalet eşitlikte gerçekleşmez yani eşitlik her zaman adalet değildir. Adaleti gerçekleştirmez. Adaletin eşitlikte gerçekleştiği durumlar da vardır. Adalet eşitlikte de gerçekleşebilir. Ama genellikle eşitlik adaletsizliktir. Adaletin tarifindeki temel unsur muvazenedir. Muvazene de herhangi bir muvazene değil yani her hangi bir denge adalet değildir. Dengenin en üstü en gelişmiş şekliyle, en mütekâmil halidir. Dengenin en mütekâmil hali adalettir. Böyle bir adalet tarifi yok bakın. Literatürde böyle bir adalet tarifi yoktur. Bulamazsınız. Türkiye de meri hukukun kaynaklarında bulamazsınız. Bu bizim İslam’dan aldığımız, anladığımız, oradaki metinlerden ürettiğimiz ve kültür olarak yaydığımız bir tespittir, oralardan buluruz, oralardan alırız bunu. Dengenin mütekâmil halidir. Mesela Necip Fazıl’ın İslam’la ilgili tarifi var ya adaletin en iyi tarifidir o. Necip Fazıl’ın İslam tarifi hem İslam tarifidir, hem hayat tarifidir, hem adalet tarifidir. Neydi hatırlayalım o sözü; “İslam zıt kutuplar arası muvazenenin üstün nizamıdır”. Yani en mütekâmil nizamıdır. Şimdi zıt kutuplar arasında bir denge kuracaksınız. Bu denge ise en mütekâmil seviyeye çıkacak. Necip Fazıl’ın İslam tarifi bu, yani bu adaletin tarifidir aynı zamanda. Yani kadın erkek arasında, idare edenle edilenler arasında, ya da hayatın her hangi bir alanında, insanın her hangi bir hayat alanında ne yaparsanız yapın gidip gelip kafanızı tezatlara (zıt kutuplara) çarparsınız. Ayeti kerimede bahsedilir zaten. Varlıklar çift çift yaratılmış ya. Gider gelir zıt kutupları bulursunuz. Çatışmada zıt kutuplarda olur. Bir biri ile tezat teşkil edenler, aralarında çatışır. Zıt kutuplar bir birini çeker o tartışmanın adıdır. O zıtlığı bir yerde dengelediğinizde ne iter ne çeker. Denge o demektir zaten. HİLAFET, DÖRT HALİFE VE DEVLET İDARESİ-9-HZ. ÖMER(RA)-1- yazısına devam et

ŞAHSİYET -İnsan Olmanın Asil Hali-E-KİTAP Haki DEMİR

Kendini kendine konu edinmeyen insan şahsiyet sahibi olamaz. Kişilik, insanın kendini hayatın tabi seyrine ve çalkantılarına bırakması halinde içinde yaşadığı hayat ile mizaç hususiyetlerinin harmanlanmasından meydana gelebilir. Fakat kendine ve hayata müdahale etmeyen insanda şahsiyet oluşmaz ve gelişmez.

İnsanın kendini konu edinmesi fevkalade zordur. Buradaki zorluğun en önemli sebebi, idrak mekanizması ile ilgilidir. İdrak faaliyeti, genellikle idrak eden ile idrak edilenin farklı varlıklar olması ihtimali üzerine bina edilmiştir. İdrak eden ile idrak edilenin aynı olması, insanın kendini konu edinmesidir. Bunun gerçekleşebilmesi için idrak faaliyetinin büyük bir manevrayla insanın kendine doğru kıvrılması gerekir. ŞAHSİYET -İnsan Olmanın Asil Hali-E-KİTAP Haki DEMİR yazısına devam et