Etiket arşivi: ölüm

Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?

Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?

Bize örnek olarak gösterilen Cumhuriyet büyükleriyle (!) aydınların ve ders kitaplarında yazıları ve şiirleri okutulan seküler- çağdaş edebiyatçıların çoğu ölümden korkan zavallılardır.

Ölümden pek korkarlar. Onları ölüm karşısında zavallı yapan şey kapıldıkları Batı’nın düşünce ve felsefeleridir, “yaşamak İştahı” dır. Bu zavallı güruha göre ölüm rahatsız edici, hayattan koparıcı ve sonsuz karanlık bir düşüncedir.

Cumhuriyet modernleşmesinin bu zavallılara öğrettiği şey: “Ölüm, insanların başarılarından hoşlanmayan tanrıların verdiği cezadır.”
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı? yazısına devam et

“Ölümün yüzü soğuk” diyen modern câhiller

“Ölümün yüzü soğuk” diyen modern câhiller

“Ölümün yüzü soğuk” diyenler modernlerdir, yâni câhil güruh… Azrail aleyhisselâm’ı, Kur’ân ve hadislerden tanıyıp bilmedikleri için ölümün yüzünü soğuk ve korkunç sanıyorlar. Müslüman ecdâdımız gibi ölüm bizim için gül bahçesine göçmektir diyemiyorsak, Yunus Emre Hz.lerinin yüzüne nasıl bakacağız? “Ölüm dosttan (Allah’tan) gelen dâvete icabettir / (…) /Yunus ölürse ne gam aşk içinde kardaşlar ” diyor.

Ölümü ciddiye almayanlara onun mısralarıyla derim ki: “Bir gün Azrail / Sana da gelür / Bana da gelür” (…) “Ölüm demez yiğit, koca / Ya gündüz gelir yahut gece / (…) / Hani Ali, hani Osman? / Onlar oldu hepsi yeksan …”
“Ölümün yüzü soğuk” diyen modern câhiller yazısına devam et

“Ölüm bir ikramdır, Allah’ın”

“Ölüm bir ikramdır, Allah’ın”

Ölümün güzel bir ağırlanma olduğunu Efendimiz s.a.v.’in hadisinden öğrendim: “Meyyit (ölümü tatmış kişi), bedenini kimin yıkadığını, kimin kefenlediğini, namazını kimlerin kıldığını, ardından kimlerin geldiğini, lahde kimlerin indirdiğini ve kimlerin telkin verdiğini bilir.”

Bundandır ki mağaramda, yâni tenha odamda her gece en çok zikrettiğim söz, “Ölüm bir ikramdır, Allah’ın.”

“ÖLÜM, MÜSLÜMANA HEDİYEDİR”
“Ölüm bir ikramdır, Allah’ın” yazısına devam et

ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?

Ölümle aranız nasıl?

Müslüman olmanın altı şartını zikrettiğimiz Âmentü duasında “Vel ba’sü ba’del mevti hakkun…” (öldükten sonra dirilmeye inanıyorum) deyip de ölümden korkmak, ölüm bana geç gelse demek, küçüklüktür. Ölüm tefekkürü yaptıran dostlara ihtiyacımız var. Efendimiz s.a.v., “Ölümü çok hatırlayın” buyuruyor. Ölümü çok hatırlayanın kalbi yumuşarmış.

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER?”

Ölümü, Necip Fâzıl gibi cesurca karşılayabiliyor muyuz? Sizi bilmem, bendeniz o usta şairin mısralarıyla ölümü gönlüme alıp, hazırlık tâlimi yapıyorum elhamdülillâh:
ÖLÜMLE ARANIZ NASIL? yazısına devam et

ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-2-

“ÖLÜMÜN YÜZÜ SOĞUK” DİYENLER MODERN CÂHİLLERDİR

“Ölümün yüzü soğuk” diyenler modern insanlardır. Azrail aleyhisselâm’ı, Kur’ân ve hadislerden tanıyıp bilmedikleri için ölümün yüzünü soğuk ve korkunç sanıyorlar. Müslüman ecdâdımız gibi ölüm bizim için gül bahçesine göçmektir diyemiyorsak, Yunus Emre Hz.lerinin yüzüne nasıl bakacağız? “Ölüm dosttan (Allah’tan) gelen dâvete icabettir / (…) /Yunus ölürse ne gam aşk içinde kardaşlar ” diyor.

Ölümü ciddiye almayanlara onun mısralarıyla derim ki: “Bir gün Azrail / Sana da gelür / Bana da gelür” (…) “Ölüm demez yiğit, koca / Ya gündüz gelir yahut gece / (…) / Hani Ali, hani Osman? / Onlar oldu hepsi yeksan …”

Tereddüt etmek yakışır mı yüreği yanında olan insana? Bu ulu dervişin mısraıyla “Azrail hamle kılmadan gel dosta gidelim gönül” tâlimi yapalım, derim.

“ÖLÜNÜZ, ÖLÜNÜZ; BU ÖLÜMDEN KORKMAYINIZ!”
ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-2- yazısına devam et

ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-1-

Ölümle Aranız Nasıl?

Müslüman olmanın altı şartını zikrettiğimiz Âmentü duasında “Vel ba’sü ba’del mevti hakkun…” (öldükten sonra dirilmeye inanıyorum) deyip de ölümden korkmak, ölüm bana geç gelse demek, küçüklüktür.

Ölüm tefekkürü yaptıran dostlara ihtiyacımız var. Efendimiz s.a.v., “Ölümü çok hatırlayın” buyuruyor. Ölümü çok hatırlayanın kalbi yumuşarmış.

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER?”

Ölümü, Necip Fâzıl gibi cesurca karşılayabiliyor muyuz? Sizi bilmem, bendeniz o usta şairin mısralarıyla ölümü gönlüme alıp, hazırlık tâlimi yapıyorum elhamdülillâh:
ÖLÜMLE ARANIZ NASIL?-1- yazısına devam et

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI, ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER”

“HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER”
Ölüm müthiş bir şey… İnna lillah ve inna ileyhi raciun… O’ndan başka gidecek kimse yok, O’ndan başka bir mercii yok, O’ndan başka hiçbir şey yok.
Dünya garip, dünya hayatı garip… İnsan kendi bedeni üzerinde bile mülkiyet sahibi değil, kendi bedenini bile götüremiyor. Kendi ruhunda bile mülkiyet sahibi değil, aman Allah’ım… Senden başka hiçbir şey yok, hiçbir zaman yoktu, elan da yok… Senin varlığın karşısında “varlık iddiası”, küfrün en derin hali midir Allah’ım? Tevhidin müntehası burası mıydı?
Ölüm, dünya hayatı için firak… Dünya hayatı yani yalan hayat… Onun firakı da yalan olmalı… Öyleyse ne gam… Hakikatte vuslat olan, bu dünyada firak…
Yalan dünya, yalan hayat… Ama nasıl bir “yalan” ki bu, ateş yakıyor, su boğuyor. Nasıl bir yalan ki, kaskatı bir gerçek… Bu sebeple midir, hakikat başka, gerçek başka… Hakikatin ateşinde yanmayanları mı yakıyor, gerçeğin ateşi?
İnna lillah ve inna ileyhi raciun… Bu mukaddes ölçüyü anlamak mıydı, tevhidi anlar gibi olmak.
Hep şaşırmışımdır, “ölmeden önce ölenlerin” ölmesine… Ölüm bir tane değil miydi, ölmek bir defa değil miydi? Emir Allah’ındır, emir O’ndandır. Her nasıl murat ederse, öyle vaki olur. İnanmamak ne kabil, itaat etmemek ne mümkün? Mülk sahibi O’dur, iman, O’nun emrine rıza göstermektir. “HİÇ GÜZEL OLMASAYDI, ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER” yazısına devam et

ANLADIM Kİ, ASIL GERÇEK, ÖLÜM’MÜŞ; HAYAT DEĞİL

Anladım ki, asıl gerçek, ölüm’müş; hayat değil…

Bir yıl içinde üç dayım, dâr-ı bekâ’ya göçtü.

Önce büyük dayımı ‘kaybettik’. Büyük dayım (Ziya Duman) imamdı; iyi bir Müslümandı. Çocuklarını Müslümanca bir kaygıyla yetiştirmişti. Çocukları da dişlerini tırnaklarına takarak kendi çocuklarını yetiştirme, Müslümanca bir hayat kurma konusunda güzel bir çaba ortaya koymuşlardı.

İki hafta önce, ikinci büyük dayımı (Şükrü Duman) da ‘kaybettik’. O da Müslümanlar için nefes alıp vermişti. İstanbul’a yerleştiği 30 küsur yıl boyunca, evinde, etrafında, mahallesinde Müslümanca bir hayat kurmak için çırpınıp durmuştu. Mahallesinde iki caminin ve Kur’ân kursunun yapılmasında, -gece gündüz çalışarak- büyük rol oynamıştı.

İki dayım da, çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olmasını bilen insanlardı. İkisi de, komşularının, çevrelerinin sorunlarıyla yakından ilgilenirdi; o yüzden ikisi de etraflarında sevilir, sayılırdı.

ZEKİ DUMAN: HİZMETLERİ UNUTULMAYACAK SADE BİR İNSAN, SADE BİR DEKAN
ANLADIM Kİ, ASIL GERÇEK, ÖLÜM’MÜŞ; HAYAT DEĞİL yazısına devam et

Sis Oldu Şarkılar- Mevlana İdris Zengin

Sis Oldu Şarkılar

bu kâğıttan gemiyi bırakıyorum
bu kâğıttan denize
bakıyorum bakıyorum da bitmiyor
ne çok çizik atmışız yüreğimize

dünya ne ki dünya ne ki
beyaz olan her şey biraz mavi
istesen de istemesen de
bakarsın bir el tutmuş elini
bilemez kimse
Allah dilediği gibi serper çiçeklerini
ve çakar çivilerini dilediği gibi
bir can olup öylece kaldığımız an
bir müzik olup sustuğumuz sesinle söyle bana
bir çocuğun elleri bırakılır mı hiç bırakılır mı
sana bakıyorum
çevirme yüzünü ben yabancı değilim
seninle bakıyorum bu büyük boşluğa
sana bakıyorum şarkılara bakıyorum
sis oldu şarkılar elini arıyorum
kalbim dünyanın ilk aşığının kalbi gibi
ve ruhum paramparça
sis oldu şarkılar elini arıyorum
bilemez kimse beyaz olan her şey
bazen bir cümleyi bitiremiyorum

en son ölüm gelir
yine de erken deriz

derinlikler için bir yol vardı
bilmiyorum her şey bitti mi
bu kâğıttan gemiyi bırakıyorum
bu kâğıttan denize
sevgilim sevgilim
böyle yalnız mı gidecektin
cennetteki evimize

Mevlana İdris Zengin

PAZARTESİ YALNIZLARI



 


Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Umutsuzluğun bordasında kedersiz,
Göz bebeklerimizde acı bir poyraz,
Hiç bir dakikamız birine uymaz.
Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Yaşamayı her nedense sevmişiz .

Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Hüzün gönlümüzde çalkanan deniz,
Hayat sırtımızda eski bir yama.
Yaldızsız bir ömrü taşıdık ama,
Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
İri bir yıldıza kenetlenmişiz.

Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Bir parça serseri, az biraz işsiz,
Ölüm; sevgilinin diri busesi,
Şiir; göğsümüzde bir erkek sesi.
Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Erdemin namusunu çiğnetmemişiz .

Biz ikimiz, pazartesi yalnızları,
Bir sevda, bir ağız, iki bet-beniz
Korku yüklemedik yüreğimize,
Bakılır hükmünce gereğimize,
Biz ikimiz,pazartesi yalnızları,
Meğerse adamakıllı deliymişiz…

Ömer Karayılan