Etiket arşivi: PSİKOLOJİK SÜREÇLER

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN

Ali Ünal bu gün (04.08.2014) çok ağır bir yazı yazmış, ağırlığı ölçü ihlalinden kaynaklanıyor. Ali Ünal’ın son zamanlardaki yazılarında bir muhteva ve merkez kayması yaşanıyor, yazılardan böyle anlaşılıyor, önceden beri mi böyledir son sarsıntılar mı bu hale getirdi, onu bilmiyorum. Ruh halindeki kayma, doğru istikamette değil, yani inkişaf etmiyor, savruluyor ve dağılıyor.

Yazısının başlığı, “Zevk zemzemesi ve gaşy içindeyim”… Bu başlık, yazının muhtevasını anlatmak için atılmış, yani son yıllarda ihanet örgütünün başına gelen hadiselerden dolayı “zevk-i ruhani” yaşadığını söylüyor. Allah muhafaza…

Ali Ünal, yazısına, ihanet örgütüne ve başındaki adama övgüler düzerek başlıyor ve meseleye şöyle giriyor;
YAPMA ALİ ÜNAL, KENDİNİ KAYBEDİYORSUN yazısına devam et

MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

Muhalefetin aday stratejisi belli, “çatı aday” formülü ile seçimi kazanacağını düşündükleri bir yola başvurdular. Bu stratejinin altındaki psikolojik durum ise, Akparti ve Erdoğan’ın yenilmezliği ile ilgili “fikri sabit” haline gelen acizlik… Çatı aday formülü bir tercih değil, acizlikle malul hale gelen psikolojik süreçlerinin zaruri neticesidir.

Çatı adayın tercih edilmesi ile mecbur kalınması arasında psikolojik süreçler bakımından ciddi farklar var. Mecbur kalmış olmaları (ki vakıa böyle) artık siyaset üretmediklerini (hiç üretmediler ama darbe gibi ümit bağladıkları yollar vardı), sadece Erdoğan’a bakarak savrulduklarını, onun tavrına ve hareketine göre mevzilendiklerini gösteriyor. Yani üretemiyorlar, müthiş bir kabızlık hali var.
MUHALEFETİN ADAY STRATEJİSİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER yazısına devam et

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT

Yeni Şafak gazetesinin 31.05.2014 tarihli internet sitesinde bir haber ve haberin videosu var, haberin başlığı “Alman kanalı RTL’nin yayınlayamadığı Erdoğan röportajı”… Haberde, röportajın videosu da mevcut…

Hadise şu; Erdoğan’ın Almanya seyahati ve orada yaptığı konuşmada kendisini dinlemeye gelen gurbetçi vatandaşlarımızla röportaj yapmak için gelen RTL televizyon kanalı, Erdoğan aleyhine bazı beyanatlar almak derdiyle kıvranıyor ve üst üste Erdoğan aleyhine sorular soruyor. Röportaj yaptığı gurbetçi vatandaşımız ise müthiş cevaplar veriyor, muhabirin her defasında köşeye sıkıştırmak için sorduğu sorular vatandaşımız tarafından o kadar güzel şekilde cevaplanıyor ki röportajdan elde edilmek istenen maksadın tam aksin gerçekleşiyor. Ve Alman televizyonu o röportajı yayınlamıyor.

Önce röportajı nakledelim, sonra söyleyeceğimizi söyleyelim.
İSTİKLAL GÜNLÜKLERİ-(31.05.2014)-ALMANYA’DAKİ MÜLAKAT yazısına devam et

TAKSİM HADİSESİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER

TAKSİM HADİSESİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER
Türkiye’deki hayatın altyapısını tefekkür oluşturmuyor, hayat, psikolojik süreçlerle akıyor ve yaşanıyor. Seksen yıllık Kemalist rejim, ülkede tefekkür bırakmadı, tefekkür adamı yetişmez oldu. Duygular insanları ve hayatı yönetmeye başladı. Tüm siyasi ve ideolojik operasyonlar, duygular üzerinden gerçekleştirildi, korku ve cesaret, ümit ve yeis, bıkkınlık ve canlılık gibi temel hissi merkezler dövüldü. Kemalist siyasi rejim tefekkür üzerine kurulmadığı için, duygular üzerinde operasyon yapmaktan başka bir beceri geliştiremedi. Dersim hadisesinde olduğu gibi büyük katliamlarla insanların psikolojik altyapıları hedef alındı.
2002 seçimlerindeki patlama da hissi altyapıyla ilgiliydi, Akparti’yi iktidara getiren o seçim, onlarca yılın birikiminin patlamasıydı. Akparti de bu ülkenin bir teşkilatıydı ve psikolojik operasyon yapmayı öğrenmişti. Zaman içinde görüldü ki, psikolojik operasyon konusunda en donanımlı kadrolar Akparti’de toplanmış. 2002 seçimlerinden bu yana her seçim öncesi bazı hadiseler vuku buldu, Akparti kadroları onların hepsini faydaya çevirmeyi bildi.
*
Üç genel seçim, iki mahalli seçim ve iki de referandumu yüksek oy oranlarıyla kazanan Akparti, seçimde yenilmeyeceğini gösterdi. Her seçim öncesi Kemalist güruh yeniden heyecanlandı, “bu defa tamam” dedi. Hiçbir hesaba ve araştırmaya dayanmayan ümitlenmeler tabii olarak akim kaldı, her defasında ümit kaynaklarını biraz daha kaybettiler. TAKSİM HADİSESİ VE PSİKOLOJİK SÜREÇLER yazısına devam et

İLKER BAŞBUĞ TUTUKLANDI YENİ BİR SÜREÇ BAŞLADI

İLKER BAŞBUĞ TUTUKLANDI YENİ BİR SÜREÇ BAŞLADI

Aşağıdaki yazıyı 01.01.2012 tarihinde yazmış ve yayınlanma sırasının gelmesini bekliyorduk. Yazının yayınlanma sırası gelmeden adam tutuklandı. Olayların gelişme hızının, yazma ve yayınlama hızımızdan yüksek olması karşısında her ne kadar psikolojimiz bozulsa da, “hayırlı işlerin hızlı gelişmesi” karşısında kalbimiz ve ruhumuz mutmain. İlker’in tutuklanmasından önce yazılmış yazıyı, boşa gitmesin diye, yazının sonuna yeni bir ek yaparak yayınlıyoruz.

***

“Hükümeti yıpratmak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulduğu ifade edilen internet siteleriyle ilgili İnternet Andıcı Davası’nda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu. Kara propaganda yapan internet sitelerinin, andıçta, ‘Komutana arz’ parafı nedeniyle İlker Başbuğ’un talimatıyla kurulduğu belirtilirken davanın birçok sanığı da eski Genelkurmay Başkanı’nın davada tanık olarak dinlenmesini istemişti. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız, Korgeneral Mehmet Eröz ve Yüzbaşı Murat Uslukılıç, sitelerin İlker Başbuğ’un bilgisi dâhilinde faaliyet yürüttüğünü anlatmıştı. Önceki gün görülen davanın duruşmasında ise mahkeme heyeti, İlker Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına karar verdi.”

Haber medyada böyle yer aldı. Türkiye’de medya bir türlü doğru dürüst bir hukuk dili oluşturamadı. Hepsinin hukuk danışmanı var ama “editörlük” yapan hukukçusu yok. “Savcılığa yazı yazdı” diye verdikleri haber, mahkemenin savcılığa suç duyurusunda bulunmasıdır. Mahkemeler yargıladıkları herhangi bir konuda, suç teşkil edici fiil görürlerse suç duyurusunda bulunmak zorundadırlar. Bu olayda İlker Başbuğ’unda yargılanan suça iştirak ettiği mahkeme tarafından anlaşılmış olmalı ki, hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Bundan sonraki süreç ne olur? Savcılık İlker Başbuğ hakkında soruşturmasını yapar ve dava açılması gerektiği kanaatine ulaşırsa, hazırlayacağı ek iddianame ile mevcut davaya dahil edilir. Yani İlker Başbuğ da aynı davada yargılanmaya başlar. Bunlar işin teknik tarafı…

Genelkurmay başkanının yargılanması ne demek? Muvazzaf değil de emekli genelkurmay başkanı olması fazla fark eder mi? Hayır… Bu kısmı teferruat… Aslolan genelkurmay başkanının yargılanmasıdır. Hem de “hükümeti düşürmek için faaliyet yapmaktan”…

Eğer savcılık yapacağı soruşturma sonunda, İlker’in yargılanması için iddianame hazırlarsa, Türkiye’de yeni bir süreç başlamış olacaktır. Dokunulmaz kimse kalmayacak, dokunulmaz kişinin kalmaması, dokunulmaz düşüncenin de kalmamasıdır. Hatırlayın, Atatürkçü olmak, dokunulmaz olmaktı bu memlekette. Yani bazı makamlar yargılanamıyordu ama bazı düşünceler de yargılanamıyordu. Bazı makamlar, bazı statüler, bazı düşünceler, “hukuk kalkanı” oluşturuyordu. Atatürkçü düşünce derneğinin soruşturmaya konu olması ve bazı yetkililerinin darbeye teşebbüsten dolayı yargılanması, düşünce muafiyetleri ve imtiyazları olmadığını göstermişti. Şimdi dokunulmazlık zırhına sahip olan son makam, “genelkurmay başkanlığı” makamı da yargılamaya konu olacak. Böylece sistem kendini tamamlamış olacak.

Sistem, hukuk ve siyaset sistemi… Herkese eşit uygulanan bir hukuk, herkesin hesap verebileceği bir siyasi düzen… Kulağa hoş geliyor. Bunların gerçekleşmiş olması, mevcut hukuk ve siyaset sisteminin tercih edilmesine kafi midir? Hayır… Mevcut hukuk ve siyaset sistemi berbat bir şeydir. Temelden yıkılması ve yeniden kurulması şarttır. Öyleyse tüm dokunulmazların yargılanması ve herkese eşit hukuk uygulamasının anlamı ne? Sistem bu noktaya geldiğinde kendini değiştirebilme maharetini kazanır, manası bu. Sistemin bu noktaya gelmeden önceki halinde, kendini değiştirme yeteneği yoktu. Ara süreç yani “kendini değiştirebilme yeteneğini kazanma hali” tamamlandı.

Bundan sonra ne olu? Ne olacağı, Müslümanların çalışmalarına, gayretlerine, ufuklarına bağlı… Gelinen noktayı kafi görürlerse, böyle kalır. Aksine bu noktanın daha başlangıç olduğunu düşünürler ve büyük bir devlet ve medeniyet kurma düşüncesiyle hareket ederlerse gelişme devam eder. Sistemin kendini değiştirme maharetine sahip olması, yeni hedefler ve ufuklar için müsait bir ortam hazırladı. Anlayanların hamle gücünü yenilemesi ve daha büyük hamleleri hayata geçirmesi zamanı geldi.

Hiç bu kadar uygun şartlar bir araya gelmemişti. Bu şartları ve imkanları israf etmek, tarihi bir mesuliyettir. Bu fırsatın kaçırılması, affedilecek türden bir cürüm değil.

***

İddianame hazırlanıp davanın açılmasından sonra mahkemenin yakalama kararı vereceğini zannediyorduk. Çünkü bir müddettir adli sistem öyle işliyordu. Şimdi başa dönüldü ve savcılık sorgusundan sonra tutuklanması için mahkemeye sevkedildi, mahkeme de tutuklama kararı verdi.

Ergenekon denilen örgütün hala canlı olduğuna dair bilgiler geliyor. Hem de çok canlı ve güçlü… Mesela Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikast soruşturmasındaki “tutukluk”, yani soruşturmanın kafi derecede hızlı yürümemesi ve operasyonel çalışılmaması, Ergenekon Terör Örgütünün engellemelerinden kaynaklanıyor. Gerçekten Yazıcıoğlu soruşturmasıyla ilgili çok kötü bilgiler ulaşıyor. Ergenekon Terör Örgütünün cesaretinin kırılması için bir genelkurmay başkanının tutuklanması lazımdı.

FARUK ADİL