FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-16-İSTİBDAT USTASI Nefs ahlakına sahip kişinin en bariz hususiyeti güçlü karşısında fahişe kadar haysiyetsiz ve iffetsiz itaat, zayıf karşısında ise uçsuz bucaksız bir hakimiyet hırsıdır. Bu hususiyetin en bariz neticesi ise istibdattır. Fethullah Gülen, niyetini gizlemek, siyasetle iştigal etmediğini ispatlamak, muktedirlere karşı zararsız görünmek için Hazreti Cebrail Aleyhisselama muhalefet edecek iffetsiz, izansız, …

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-15-NEFS AHLAKININ ŞAHİKASI Ahlak meselesinin sadece “ahlak” başlığı altında tetkik edilmesi, bugünün dil ve ıstılah kaosunda meseleyi anlamayı imkansız kılıyor. Ateist birisi de çıkıyor ve ahlaktan bahsediyor, oysa onun bahsettiği ölçüler bizim (Müslümanlar) için tam bir ahlaksızlık ifadesi. Diğer taraftan kelimeler ve mefhumlar, zaman içinde mana erozyonuna uğruyor ve merkezinden ve kaynağından …

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-8-MAKAM SAHİBİ Mİ HİLEKAR MI?

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-8-MAKAM SAHİBİ Mİ HİLEKAR MI? Fethullah Gülen, “Kalbin Zümrüt Tepeleri” isimli eserinde, tasavvuftaki makamlardan birine sahip olduğu hissini veriyor. Tevazu maskesini aralayıp da altındaki derin kibri görenler talip olduğu makamın ise “insan-ı kamil” olduğunu farkeder. İnsan-ı Kamil, kendinin de kitapta anlattığı üzere, Risalet ve Nübüvvetten sonraki en yüksek makamdır. Talip olduğu makam, …

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI

FETHULLAH GÜLEN’İN FİKİR HİLESİ-5-FİKİR KABIZLIĞI Fethullah Gülen bir konuda çok mahir, fikir ile dil ve üslubu öyle bir harmanlamış ki, birbirinden tefrik etmek fevkalade zor. Zaten tabiatı gereği fikir ile dil ve üslup birbirine nüfuz etmiş halde bulunur ve zaten tabiatı gereği bunların birbirinden tefriki zordur. Bu sebeple bazı fikir ve ilim adamları hak etmedikleri …

TAYYİP ERDOĞAN

TAYYİP ERDOĞAN Semaver kaynıyordu içeri girdiğimde, başka da ses yoktu zaten odada. Usulca selam verdim, sessizliği bozmaktan ürken bir ses tonuyla, duydu mu bilmem, aldı selamımı başucuyla. Semaverin bir tarafından oturuyordu “dost”, öteki tarafına da ben oturdum sessizce… Semaveri kendime çevirdim, sakilik yapmak niyetiyle, tebessüm etti belli belirsiz. Kendime bir çay doldurdum, önüme aldım, şöyle …

Dalgalı Kur: GÖNÜL

Gönül, kalemle yazılamayacak kelamla anlatılamayacak aklın idrakine eriş/e/mediği gizemli hazine… Ariflerin esrarına vakıf olduğu cahillerin kıymetinden gafil kaldığı bilinmezlik… Gönül, insanın özü şairlerin sözü… Yanardağın en derin noktası, ateşin közü… O kadar sıcak, o kadar yoğun, o kadar hareketli, o kadar patlamaya hazır. Say ki bir volkan… Ve her an sükûnete boğulup köşesine çekilebilecek. Ve …

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE

İSLAM ŞEHRİ-15-TEKKE İslam şehrinin kalbi tekkedir, tasavvuftur. Hikmetin keşfini tasavvuf, zaptını (tertibini) medrese, tatbikini ise idare yapar. İslam, her an yeniden keşfedilmesi gereken bir mana haznesidir. Zamanın kainata ve yeryüzüne saçtığı mana (kaderin tecellisi), her dem yenidir, asla tekrar yoktur. İnsanın da bir şeyi hariç her şeyi her dem değişir. Değişen sahada yeryüzüne saçılmış mana …

AKL-I SELİMİN TEŞEKKÜLÜ-4-TERKİP UNSURLARI-3-İMAN-2-

İman, hakikati gereği maluma yönelme halidir. İman sahibi olan ruh, alem-i ervahta muhatap olduğuna yönelir, orada muhatap olduğu, “bildiğidir”, hakiki iman da zaten budur. Fakat ruhun yöneldiği “malum”, dünyanın değil maveranın malumudur. Bu malum, dünyadan bakıldığında “meçhul”dür, bu sebepledir ki dünyada meçhule (gayba) iman esastır. Çünkü imtihan sahası bu dünyadır, izahlar bu dünyaya göredir. Dünyanın, …

AKL-I SELİMİN TEŞEKKÜLÜ-3-TERKİP UNSURLARI-2-İMAN-1-

AKL-I SELİMİN TEŞEKKÜLÜ-3-TERKİP UNSURLARI-2-İMAN-1- İman ruhun tabi temayülü ve en büyük (en güçlü) faaliyetidir. Ruh, “alem-i ervah”dan geldiği için, “baki” olana aşinadır. Bu sebeple imanın hakikatine yabancı değildir. Doğru usul tatbik edilmek şartıyla ruhun bedenle birleştiği ana rahminden itibaren iman talimine başlanabilir. Zaten o dönemde (doğum öncesi dönemde) iman talimi başladığında, nefs de olmadığı için, …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-15-BİRİNCİ KISIM, ONİKİNCİ SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-15-BİRİNCİ KISIM ONİKİNCİ SORU SORU 12-Ruh, varlığın, “yokluk deminde” yaşamaya başladığında, varlık-yokluk deveranına şahit olabiliyor mu? Şahit olabiliyorsa, bu durum aynı zamanda “yaratma fiiline” de şahit olduğu manasına geliyor mu? Böyleyse “kün” emrini duyuyor mu? O irtifa “kün” emrini duyacak yükseklik midir? SORUNUN AÇIKLAMASI Ruhun varlık-yokluk deveranına şahit olma hali (ihtimali), birçok meseleyi başka …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-13-BİRİNCİ KISIM ONUNCU SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-13-BİRİNCİ KISIM ONUNCU SORU SORU 10-Aşkın kaynağı, biz farkına varmasak da, varlığın “yokluk deminde” ruhun, Allah Azze ve Celle’ye yaklaşabilme imkanına rağmen, insanın diğer tüm unsurlarıyla, hakikati “adem” olan varlık deminde yaşıyor olması mıdır? “Yokluk deminde” mutlak varlığa ulaşma imkanı olan, bunu da her an yaşayan ruh, varlık deminde gurbete düşüyor da vuslat hasreti …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-10-BİRİNCİ KISIM YEDİNCİ SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-10-BİRİNCİ KISIM YEDİNCİ SORU SORU 7-“Yokluk deminde” bir tecelli mevcut ise, bu tecelliyi mümin ve kafir insanların hepsinin ruhu müşahede edebilir mi? Tüm ruhlar, “Alem-i Ervah”ta iman ettiği için, kafirlerin ruhunu da mümin olarak kabul etmek mümkün müdür, mümkünse onların ruhları da tecelliyi seyredebilmekte midir? SORUNUN AÇIKLAMASI Ruhun kudret ve istidatlarının ne olduğu mühim …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-9-BİRİNCİ KISIM ALTINCI SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-9-BİRİNCİ KISIM ALTINCI SORU SORU 6-Varlığın yokluk deminde, Allah Azze ve Celle’den başka bir varlık kalmadığına göre, isim ve sıfatlarının tecellisi mi yoksa zatının tecellisi mi mevcuttur, yoksa hiçbir tecelliden bahsetmeyeceğimiz bir hali mi konuşuyoruz? SORUNUN AÇIKLAMASI Bu soru, varlık-yokluk deveranında ruhun varlığını devam ettirmesi halinde kıymet ve lüzum kazanır. Ruhun varlığı kesintisiz ise …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-8-BİRİNCİ KISIM BEŞİNCİ SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-8-BİRİNCİ KISIM BEŞİNCİ SORU SORU 5-Varlık her an yeniden yaratılmaktadır, bu sebeple bir an var, bir an yoktur. Varlık-yokluk deveranının (ritminin) hızı yüksek olduğu ve gözümüz de bedeni (maddi) göz olduğu için varlığı daimi zannediyor, sadece varlığı görüyor, yokluğu farketmiyor, hissetmiyoruz. Ruhun ebediliği, varlığın her an yeniden yaratılma kaidesinin istisnası ise, ruh, yokluğu farkediyor …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-7-BİRİNCİ KISIM DÖRDÜNCÜ SORU

“BÜYÜKLERE” SORULAR-7-BİRİNCİ KISIM DÖRDÜNCÜ SORU SORU 4-Her şey yaratılmıştır, başı olanın sonu da vardır. Ruh bunun istisnası mıdır? Başı olan (yaratılan) ama sonu olmayan, sonsuza kadar varolmaya ve yaşamaya devam edecek tek varlık mıdır? Böyleyse, varlığı kesintisiz midir? Varlığın her an yeniden yaratılması hakikati ruh için de cari midir, yoksa ruh kesintisiz olarak varolmaya devam …

“BÜYÜKLERE” SORULAR-3-BİRİNCİ KISIM SORULARI

“BÜYÜKLERE” SORULAR-3-BİRİNCİ KISIM SORULARI Birinci kısım sorularını toplu olarak veriyoruz, bu soruların her birini ayrı birer yazı konusu olarak ele alıp, izahını yapacağız. 1-Allah, insanlığı yarattığından bu yana, kendisine iman edilmesini talep ve emretmiştir. Fakat kendisini hiçbir zaman, hiçbir insana göstermemiştir. Bu sebeple, “gaibe iman” edilmesi, talep ve teklif edilmiştir ve bu hususiyet imanın merkezi …

TALİM ve TERBİYE SÜREÇLERİ (RUHİ-AKLİ SÜREÇLER)

İnsan telakkisi her meselede karşımıza çıkan, her meseleyi temellendirmek için ihtiyaç duyduğumuz ana mevzudur. İslam maarif anlayışı ise doğrudan insan telakkisi ile alakalı bir alan olup, sıhhatli ve muhkem bir insan tahlilini şart kılar. Bu meyanda mevzumuz hala “insan”dır. İslam maarif nizamının talim ve terbiye süreçlerinde, insan bahsi doğrudan tedrisatın mevzuu olarak insandır. Tedrisatın hedeflerine …

MUKAVEMETİN RUHİ KAYNAKLARI

İnsanın hayata karşı mukavemet edebilmesi için mukavemet merkezlerini bilmesi, tanıması ve kullanma maharetini kazanması gerekiyor. Mukavemet merkezlerinin mahiyetini, hacmini, kaynaklarını ve sınırlarını bilmeden onlardan faydalanmak mümkün olmayacaktır.   İnsan küçük bir hadise karşısında dahi bir anda tüm enerjisini kaybetmiş gibi çöküp kalabilmektedir. Oysa devasa problemlerle mücadele edebilmekte ve destansı mukavemet misallerini gerçekleştirebilmektedir. Kendini solladı diye …

TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-42-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-41-KALB-İ SELİM SAFHASI

KALB-İ SELİM (KEMAL) SAFHASI İnsan inkişaf seyrinin nihai kemal seviyesi, kalb-i selim safhasıdır. Bidayetinde talim ve terbiye ile başlayan, ilerleyen yaşlarda tefekkür cehdi ve kendi kendini terbiye ile devam eden süreçlerin ulaşması gereken (arzulanan) menzili, kalb-i selimdir. Ne var ki kalb-i selim safhasına ulaşmanın hususi bir usulü ve güzergahı var, tasavvuf… Kalb-i Selim safhası için …

TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-41-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-40-AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI

AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI Akl-ı Selim safhasını da uzun uzun izaha teşebbüs etmeyeceğiz. Akl-ı Selim ile ilgili kitaplarımızdan bu husus tetkik edilebilir. * Akl-ı Selim safhası, akıl safhasından sonra başlar. Akıl belli bir noktaya kadar ilerler fakat ne kadar ilerlerse ilerlesin bir yerde durur. Aklın ufku mahduttur, o ufka ulaşan akıl buhrana girer. Akıl, kendi …