Etiket arşivi: SAHABE-İ KİRAM

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

Cemaat toptan çıldırdı, artık içlerinde akil ve baliğ kimse kalmadı. Bir tane “ceza ehliyetine” malik adam bulsam, ellerinden öpüp, meseleyi munis şekilde konuşmak isterdim.

Ali Ünal’ın 04.08.2014 tarihli yazısı çılgınlığın zirvesiydi, İbrahim Sancak o yazıyı, “Yapma Ali Ünal, kendini kaybediyorsun” başlıklı bir yazıyla tenkit etti dün. Aynı gün hezeyanın zirvesine çıkan sadece Ali Ünal değildi, Abdullah Aymaz da zirvelerde dolaşıyordu.

Abdullah Aymaz’ın yazısının başlığı şu; “Güneş dururken, mum peşinde dolaşmak olur mu?”… İslam ahlak ve adabına göre, güneş-mum dilemması Kur’an-ı Kerim için veya Sünnet-i Seniyye için kullanılır, yani muma nispetle güneş mukayesesi büyük bir mukayesedir ve genellikle böyle kullanılagelmiştir. Adamlarda izan ve ölçü kalmadığı, idrak ve akıl tatile çıktığı, ahlak ve adap intihar ettiği için, hiçbir mikyası doğru kullanamaz hale geldiler.
HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-15-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-1-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-15-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-1-
Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamın irtihalinden ve dinin ikmal edilip mühürlenmesinden sonra “din ile inşa” devri başladı. Bu devir tabii ki Hz. Ebubekir’in (RA) hilafeti ile başlamıştır, Raşit halifeler bu devri başlatmıştır ama esas vazifeleri, Risalet ile Riyaset arasındaki zorlu geçişi gerçekleştirmek olmuştur. Önceki peygamberler dönemindeki hadiseler hatırlandığında, bu geçişin ne kadar sancılı olduğu, bir kısmında geçişin sağlanamadığı görülür. Bu sebeple ve özellikle Hz. Ebubekir’in (RA) devr-i hilafetleri, bu geçiş sürecinin ta kendisidir ve din ile inşa bahsinde neredeyse hiçbir şey yok gibidir. O mümtaz sahabenin “sadakat” vasfının da tesiriyle, “olduğu gibi” tatbik etmek hassasiyeti itina ile muhafaza edilmiştir. “Olduğu gibi” muhafaza edilirken, Risalet devri ile Riyaset devri arasındaki geçiş dikkatli şekilde gerçekleştirilmiş ve sonraki halifelere muhkem bir zemin hazırlanmıştır.
Hz. Ömer (RA) devri, “din ile inşa” devrinin bidayeti sayılabilir, Hz. Ömer (RA) ise o devrin “kurucu şahsiyeti” olarak tarihe geçmiştir.
*
Raşit halifeler devri, Sahabe kadrosunun azalarak da olsa yaşadığı, içtihat meclislerinin Sahabelerle teşkil edildiği bir zaman dilimidir. Sahabe, Risalet tedrisatının talebesi, Risalet tatbikatının da şahidi olduğu için, İslam’ın muhtevasını ve hayata naklini en iyi anlayan kadrodur. Bu ve sayısız sebeple “din ile inşa” devrinin anlayış çerçevesini oluşturma salahiyet ve liyakati tabii ki Sahabe-i Kirama aittir. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-15-“DİN İLE İNŞA” DEVRİ-1- yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-14-RAŞİT HALİFELER

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-14-RAŞİT HALİFELER
Hikmet anlayışı ve arayışı bittiğinden beri İslami tefekkür tıkandı, tükendi. Hikmet arayışı bitince, tarih, hadiseler silsilesinden, fikir ise metnin lügat çözümünden ibaret hale geldi. Böylece fikrin muhtevasında, hadiselerin kader sırrında mahfuz manalarının keşfi tecessüsleri tahrik etmez oldu, ruhlar, keşif hamlesi gibi insan asaletinin asli unsurunu kaybetti. O kadar ki Asr-ı Saadet bile hadiseler silsilesi halinde okunmaya başlandı, sahabe-i kiramın hayatı ise tarihin bir döneminde yaşamış insan kalabalığının psikolojik tezahürleri olarak görüldü.
Hikmet anlayış ve arayışıyla raşit halifelere baktığımızda ne görürüz? Raşit halifelerin temayüz etmiş vasıflarının İslam’ın ana sütunlarını temsil ettiğini, hatta hilafet sırasının da Müslüman şahsiyetin terkip unsurlarının ehemmiyet sıralamasını gösterdiğini farkederiz.
Sadakat (ve rikkat), adalet (ve celadet), haya (ve ahlak), ilim (ve akıl)… Hz. Ebubekir (RA), Hz. Ömer (RA), Hz. Osman (RA), Hz. Ali (RA)…
Müslüman şahsiyetin terkibindeki ilk sütun sadakattir. Allah Azze ve Celle ile Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimize sadakat… Allah’a ve Resulüne sadakat, imanın ta kendisidir. Bu manada sadakat, imanın tefsiridir. Kişinin iman ettiği nasıl belli olur? Allah’a ve Resulüne sadakat ile… Sadakat (iman) yoksa adalet, ahlak, ilim yoktur, zaten bu halde izahı da yoktur. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-14-RAŞİT HALİFELER yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-13-SAHABE-İ KİRAM-5-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-13-SAHABE-İ KİRAM-5-
Risalet tarihi ile riyaset tarihi, siyasi tarihimizin hayati meselesidir. Risalet tarihi ile riyaset tarihi arasındaki köprüyü kuran da, Sahabe-i Güzin’dir.
Risalet’ten riyasete geçiş, olmuş bitmiş bir hadiseden bahsettiğimiz için kolay gibi görünüyor. Hadiseye şahit olmadığımız ve meselenin hissi dünyamızdaki tezahürlerini yaşamadığımız için, on dört asır önceki vakıayı anlamakta zorlanıyoruz. Risalet ile riyaset devirleri arasındaki geçiş, insan şuurunu patlatacak, hissi infilaklara sebep olacak, istikametin muhafazasını neredeyse imkansız kılacak çapta bir hadisedir. Bu meseleyi birazcık anlar gibi olabilmek için Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin irtihal haberi duyulduğu andaki Medine sokaklarının halini okumakta fayda var. Sahabe gibi dünya tarihinin en güzide kadrosunun ne hale geldiğini görmek, görür gibi olmak lazım.
*
Risalet iman mevzuudur. Risalet aynı zamanda riyaseti de ihtiva ettiği için, Risalet tarihinde oluşan idari itiyatlar, riyaseti Risalet ile birlikte düşünmenin zihni altyapısını inşa etmiştir. Geçişin zorluklarından en mühimi budur.
İslam öncesi Arap tarihinde devlet yok, şehir siteleri diye tavsif edilebilecek ve devlet mahiyeti de taşımayan, asabiye üzerine bina edilmiş belli başlı salahiyet tevzinden ibaret bir içtimai ve siyasi bünye mevcuttur. İslam, o derme çatma yapıyı kaldırmış, yerine yepyeni bir devlet ve siyaset muhtevası getirmiş, önceki tüm siyasi tecrübeleri de kesip atmıştır. Vazedilmiş yepyeni bir din ve inşa edilmiş yepyeni bir devlet var fakat bu devletin kurucusu ve tatbikçisi Risalet’tir. Risalet tarihi (Asr-ı Saadet), kendinden başka hiçbir tecrübe ve müktesebatı kabul etmeyen yepyeni bir mana haritası çizmiş ve onun tatbikatını, Risalet ile yapmıştır. Risalet devri (tarihi) ile Riyaset devri (tarihi) arasındaki geçişin ne kadar zor olduğu, sadece noktadan bile anlaşılabilir. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-13-SAHABE-İ KİRAM-5- yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4-
Sahabe-i Kiram, ilk nesil olmanın mesuliyetini liyakatle yerine getirmiştir. İlk neslin birinci vazife ve mesuliyeti, kendisine teslim edilen dini, olduğu gibi muhafaza altına almak ve sonraki nesillere intikal yollarını açmaktır.
Sahabe-i Kiram, öncelikle dini muhafazaya almış, bu hususta erişilmez bir sadakat ve hassasiyet göstermiştir. Dinin muhafazası sadakat iledir, mananın tecessüm etmiş hali olan Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamın devr-i saadetlerinde bizzat O’na ve O’nun gösterdiği yoldan Cenab-ı Allah Azze ve Celle’ye olan sadakat, O’nun irtihalinden sonra emanetine sadakat şeklinde tezahür etmiştir.
Sahabe-i Kiram, sadakatini tescil ettikten sonra, “din ile inşa” devrini başlatmış, onun nasıl yapılacağını göstermiş, ölçülerini tespit etmiştir.
İslam tarihinin en tehlikeli geçiş süreci mevzudadır. “Din inşası”na şahit olan hatta din inşasının kendileri üzerinde gerçekleştiği kadro olan Sahabe-i Kiram, “Din inşası” ile “Din ile inşa” bahsini maharetle birbirinden tefrik etmiş, din inşasının bittiğini, dinin ikmal edildiğini en derin idrak ile anlamış, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamın irtihalinden sonra “din ile inşa” devrini başlatmıştır. Malum olduğu üzere, Yahudilik ve Hıristiyanlık, bu geçitte boğulmuş, “din inşasını”, Risalet’in irtihalinden sonra da devam ettirmiş ve kendi kafalarına göre bambaşka bir din (hezeyan) inşa etmişlerdir. Sahabe-i Kiram, Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimize ihsan edilmiş insanlık tarihinin en güzide cemiyet kadrosudur. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-12-SAHABE-İ KİRAM-4- yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-10-SAHABE-İ KİRAM-2-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-10-SAHABE-İ KİRAM-2-
Sahabe-i Kiram, İslam’ın kendi üzerinde tatbik edildiği içtimai kadrodur. Hakikatin (saf tatbikatın) faili ve mefulü halinde tatbikatın mevzuu olan birinci nesildir. Hem kendisine tatbik edilen hem de kendisinin tatbik ettiği hakikat, Sahabe-i Kiram ile içtimai havzasını oluşturmuş, Risalet’in merkezde bulunduğu müddetçe saf tatbikatı bünyesinde gerçekleştirmiş kutlu insan cemiyetidir. Sahabe-i Kiram olmasaydı İslam, nazari esaslar halinde kalacak, kitap olarak bize intikal edecek, tatbikatı yapılmamış ve gösterilmemiş olacaktı.
İslam tarihi, “ferdi hakikat” bahsinde Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz ile başlar, ferdi hakikatin içtimai tecelli, tezahür ve tatbikatı cihetiyle de Sahabe-i Kiram ile başlar. İslam, ferdi hakikat olarak Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamın şahsında tecelli ederken, O’nda cem olmuş mana haznesi, tek tek ve toplu olarak Sahabe-i Kiramda hem zarf hem de mazruf halinde içtimai hayatını bulmuştur. Her Sahabe, kendi mizaç terkibiyle mütenasip olarak, Hz. Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin şahsında cem olmuş mana haznesini (ilmin şehrini), kendi şahsında tecelli ettirmiştir. Her Sahabe, İslam’ın tamamına muhatap olmak üzere, kendi mizaç hususiyetleri ve istidatları istikametinde, Fahri Kainat Aleyhisselatü Vesselam Efendimizde tecelli eden hakikatin bazı veçhelerine varis olmuştur. Hakikatin tüm veçhelerine varis olacak bir mizaç terkibi hiçbir insana ihsan edilmemiş, o husus münhasıran Hz. Resul-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimize lütfedilmiştir, ki bu meziyet Risalet’inin delilindendir. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-10-SAHABE-İ KİRAM-2- yazısına devam et

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-9-SAHABE-İ KİRAM-1-

İSLAM TARİH ANLAYIŞI-9-SAHABE-İ KİRAM-1-
Din, tatbikatıyla birlikte dindir, İslam, tatbikatıyla tamamlamıştır. Risalet tatbikatı (Sünnet-i Seniyye) dinin kendisidir, dine ait mevzulardandır. İslam, tatbikatıyla kendini gösterdiği gibi, tatbikatını da kendinden saymıştır. Risalet tatbikatı, dinin inşai kaynağıdır. Bu sebepledir ki Sahabe-i Kiram, Risalet’in içtimai tecelligahıdır.
Sahabe-i Kiram, Risalet’in cüzü değildir muhakkak ama Risalet tatbikatının içtimai imkan alanıdır. Ferdi tatbikat ile din ikmal edilmiş olmaz, içtimai tatbikatı gerçekleştirilmemiş olan bir dinin (ve dünya görüşünün) ikmal edilmiş olmasından bahsetmek mevzuu anlamamaktır. Cumhuriyet devri laik Kemalistlerin, “din, kişinin vicdanındadır, onu içtimai sahaya taşıramaz, orada gösteremez” türünden itirazları, münferit tatbikatı esas alır. Bu tuzağa düşmemek gerekiyor, dinin ikmali, içtimai tatbikatı ile gerçekleşmiştir.
Sahabe-i Kiram, Risalet vazifesinin içtimai sahadaki tezahür mahallidir. İslam kendini tamamlamak için tatbikatını gerçekleştirmek, tatbikatını tamamlamak için cemiyetini inşa etmek istemiş, Sahabe-i Kiram bunun imkan alanını ve kadrosunu oluşturmuştur.
Sahabe-i Kiram, Risalet’in ikinci tecelli safhasıdır, birincisi malum olduğu üzere tebliğdir. Risalet’in beyan ve tebliğinden sonraki ikinci tecellisidir. Tebliğ de kendilerine yapıldığına göre İslam’ın ve Risalet’in ilk tecellisidir dense yanlış olmayabilir. İSLAM TARİH ANLAYIŞI-9-SAHABE-İ KİRAM-1- yazısına devam et