Etiket arşivi: SAİD NURSİ

Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri

Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri

Batı’nın ,“Medeniyet bizdedir siz de yok” şeklindeki propagandaları karşısında aydınların ve devlet ricalinin recüliyetini kaybettiği bozgun dönemlerinde medeniyet hakkında âlimlerce alelacele yapılan tariflerin çoğu ârızalıdır.

Mağlubiyet psikolojisiyle medeniyetinin esaslarını tecditten mahrum bozgun aydınlarının ahkâm kestiği yıllarda Said Nursî Hazretleri medeniyet fikrinin, silkiniş geçirmesi gereken Müslümanların önüne gelen bir mesele olduğunu söyler ve tesbitlerine İslâm medeniyeti ile Batı medeniyeti arasında mukayeseler yaparak başlar.

GARB MEDENİYETİNE KARŞI “ŞERİAT-I GARRÂDAKİ MEDENİYET”
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri yazısına devam et

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI

Cemaat toptan çıldırdı, artık içlerinde akil ve baliğ kimse kalmadı. Bir tane “ceza ehliyetine” malik adam bulsam, ellerinden öpüp, meseleyi munis şekilde konuşmak isterdim.

Ali Ünal’ın 04.08.2014 tarihli yazısı çılgınlığın zirvesiydi, İbrahim Sancak o yazıyı, “Yapma Ali Ünal, kendini kaybediyorsun” başlıklı bir yazıyla tenkit etti dün. Aynı gün hezeyanın zirvesine çıkan sadece Ali Ünal değildi, Abdullah Aymaz da zirvelerde dolaşıyordu.

Abdullah Aymaz’ın yazısının başlığı şu; “Güneş dururken, mum peşinde dolaşmak olur mu?”… İslam ahlak ve adabına göre, güneş-mum dilemması Kur’an-ı Kerim için veya Sünnet-i Seniyye için kullanılır, yani muma nispetle güneş mukayesesi büyük bir mukayesedir ve genellikle böyle kullanılagelmiştir. Adamlarda izan ve ölçü kalmadığı, idrak ve akıl tatile çıktığı, ahlak ve adap intihar ettiği için, hiçbir mikyası doğru kullanamaz hale geldiler.
HİZMETÇİLER TOPTAN ÇILDIRDI yazısına devam et

2000. YAZI

2000. YAZI

Bugün 2000. yazıyı yayınladık. Fikirteknesi, Türkiye’nin fikir hayatında “fikir yazısı” ile en zengin sitesi unvanını taşıyor. Bizden önce başlayan siteler vardı ama söyleyecek sözleri bittiğinden midir nedir çoğunluğu kapandı. Fikirteknesi ise yazı sayısı cihetinden olduğu kadar, muhteva çeşitliliği bakımından da çok zengindir. Yazarlarımız birçok sahada yazılar yazmışlar, özellikle de seri yazılarla meseleyi çerçevelemiş, bir fikriyat imal etme çabasına girmişlerdir.

Sitemiz sadece makalelerden ibaret değil, aynı zamanda e-kitap yayını da yapmaktadır. Sitemizdeki yazarların 44 adet telif eseri sitede “e-kitap” olarak ücretsiz şekilde yayınlanmaktadır. Türkiye’deki yayınevlerinin kahir ekseriyetinin 44 eser basmamış olduğu görüldüğünde, sitemizin yayınladığı kitap sayısının büyüklüğü anlaşılır.
2000. YAZI yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET

Ekrem Dumanlı doludizgin gidiyor. Tarihi istismar etmek için her türlü yolu deniyor. Tüm güçleri ellerinde toplama çabaları, tarihin gücünü de arkalarına alma teşebbüsüne kadar ulaştı. En son aziz Abdülhamid Han’ın hatırasını istismar etmek için kıvranıyor.

Bugünkü (21.02.2014) tarihli “Bediüzzaman’ın çilesi” başlıklı yazısında, Said Nursi’nin hayatını anlatırken, yaşadığı çilelerden bahsederken, Abdülhamid Han’ı tahkir ve tahfif etmekten imtina etmiyor.

Ekrem Dumanlı, Abdülhamit Han’a doğrudan saldıramadığı için sinsi bir yol izliyor. Abdülhamid Han’ı, tarihin, “siyaset dehası” tescili karşısında tenkit etmeyi göze alamayan Ekrem Dumanlı, çevresini hedef alıyor. Çevresini, “çapsız danışmanlar” şeklinde isimlendiriyor ve kendisine yöneltemediği tenkitleri onlara yöneltiyor. Malumdur, en yaygın tenkit yollarından birisi, kişinin çevresini hedef almaktır. “Abdülhamid Han iyiydi de çevresi kötüydü” türünden tenkitler, özü itibariyle şu demektir; “Abdülhamid, çevresini bile seçemeyecek kadar, çevresini seviyesiz insanlarla dolduracak kadar ahmak biridir”.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(21.02.2014)-ŞİMDİ DE ABDÜLHAMİD’E HAKARET yazısına devam et

YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-2-MENSUBİYET ANLAYIŞI

YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-2-MENSUBİYET ANLAYIŞI
Yirminci asırdaki küçük fikir ve ilim imali, devrin kısırlığından dolayı “büyük adamlar” oluşturmuştur. Küçük bir kısmı gerçekten yirminci asrın ölçüleriyle “büyük adam” sınıfındandır, buna mukabil kahir ekseriyeti yirminci asır ölçüleriyle bile “küçük adam” sınıfındandır. Ne var ki yirminci asırdaki ilim ve fikir imalindeki zafiyet, “küçük adamları”, “büyük adam” olarak göstermiş veya küçük adamlara büyük adamlık taslama fırsatı tanımıştır. Kadim müktesebat ile mukayesesi kabil olmayanlar, müktesebatın bir mensubunun yanında bile sinek gibi kalmasına rağmen, şişmiş nefisleriyle gözlerin görme ufkunu kapatabilmiştir.
Samimi bir iman, derin bir idrak, hassas bir usul takip edenler, meselenin (İslam’ı anlama bahsinin) bidayetine kendilerini oturtmamış, kendilerini müktesebatın bir eseri olarak kabul ve ilan etmiş, vazifelerinin de müktesebata yol açmak olduğunu söylemiştir. Necip Fazıl, yirminci asrın sayılı dehalarından biri olmasına rağmen, müktesebata yol açmak için çırpınmış, bunun sistemini (vasıta sistem) geliştirmek için çabalamış, hiçbir şeyi kendinden başlatmamıştır. Doğru olan budur, yapılması gereken budur. YİRMİNCİ ASRA SIKIŞMAK-2-MENSUBİYET ANLAYIŞI yazısına devam et

SAİD NURSİ HZ.LERİNİN “MİLLİYET FİKRİ” ALINSAYDI TÜRKİYE BÖYLE OLMAZDI

Said Nursi Hz.lerinin “Milliyet Fikri”
Alınsaydı Türkiye Böyle Olmazdı

Milliyet fikri üstünden etnikçiliğe yol açan laik karakterli milliyetçiliğin Cumhuriyetle resmîleşmesi ve bu mecradan çeşitli akımlar doğması, Türkiye’nin doksan yıllık huzurunu heba etmiştir. Milliyetçilik bir ideoloji hâline getirilmiş, etnik aidiyetler üzerinden yapılan târiflerle beslenmiş ve İslâm mânasına gelen millet kavramıyla irtibatı koparılmış, neticede problemli bir yapıya dönüşmüştür.

Menfî milliyetçilik hareketlerinden Araplar ve Türkler zarar görüp tarihteki mâlûm trajedi yaşandı. Bu günde Kürtler bu menfî etnik milliyetçiliğin içinde kıvranıyorlar ve kardeşleri Türklere zor zamanlar yaşatıyorlar. Müslümanların beraberliğinden rahatsız olanlar, ehl-i iman kardeşlerin bin yıllık muhabbetlerini propaganda ve tahriklerle bitirmeye çalışıyorlar. Milliyetlerin esası ve rûhu İslâmiyettir hükmünden dün Araplar ve Türk aydınları kopmuştu. Bu günde Kürtler kopuyor.

20. Asrın münevveranı içinde İslâmcılar “Dâva-yı kavmiyye” olarak gördükleri milliyetçiliği “millet” birliğini bozucu bir akım olarak telin ettiler. Asrın getirdiği problemler içinde bu kavrama Said Nursi Hz.leri İslâm medeniyeti zemininden bakarak, milliyet duygusunun İslâm milletini haiz Türkiye’de müsbet bir yola sokulabileceğini düşünüyordu: SAİD NURSİ HZ.LERİNİN “MİLLİYET FİKRİ” ALINSAYDI TÜRKİYE BÖYLE OLMAZDI yazısına devam et

İLGİNÇ BİR YAZI

NOT: Yazıyı olduğu gibi yayınlıyor ve değerlendirmesini okuyucuların irfanına bırakıyoruz. Fikirteknesi

NECİP FAZI, BEDİÜZZAMAN VE DEMOKRASI

Devlet yetkisi kullananların ve bürokratların, insanımızı, M. Kemal’i ve Anıtkabir’i “sevmeye ya da seviyormuş gibi görünmeye” zorlamasını eleştiriyoruz ve ideolojisiz devlet istiyoruz.
“Değiştirin anayasayı”, derken de aslında ve öncelikle anayasanın ideoloji dayatmaktan vazgeçmesini istediğimizi yazıp duruyoruz.

Melikşah Sezen adlı okuyucumuz yorumunda diyor ki: “Necip Fazıl’ın İdeolocya Örgüsü adlı kitabında da okumuşsunuzdur. İdeolojisiz devlet ve millet olmaz.”
Yani demek istiyor ki “Kemalist ideolojiye karşı çıkmanıza destek olurum. Ama tam demokrasi isteğinize, kendi dinim ve ideolojim adına karşı çıkarım”. İLGİNÇ BİR YAZI yazısına devam et