Etiket arşivi: siyasi mecralar

2011 SEÇİMİ VE TÜRKİYE SİYASİ HARİTASI

2011 SEÇİMİ VE TÜRKİYE SİYASİ HARİTASI
Seçim neticelerini her yazar değerlendiriyor. Her parti merkezinde ayrı ayrı değerlendirmeler yapılıyor. Biz başka bir açıdan bakalım. Ülkedeki ana siyasi mecraların umumi durumlarını tetkik edelim. Zira partizan olmayan Müslümanlar’ın böyle bir değerlendirmeye ihtiyacı var.
Bundan önceki yazımızda (Türkiye Siyasi Haritası ve Genel Seçim) üç ana mecradan bahsetmiştik, o paragrafı buraya alalım.
“Türkiye’nin ana siyasi mecraları belli oldu. Müslüman, mütedeyyin, mukaddesatçı, muhafazakâr, gelenekçi gibi isimlerler kendilerini ifade eden halk kütlelerinin aktığı İslam merkezli mecra… Kendilerini, ateist, Kemalist, laik, modern, çağdaş, solcu, sosyal demokrat, komünist, ulusalcı Türkçü olarak ifade eden batılılaşmış ulusalcıların aktığı mecra… Kendilerini, milliyetçi Türkçü, Turancı, Türk-İslam sentezci gibi isimlerle ifade eden kâfi derecede batılılaşamamış milliyetçilerin aktığı mecra… Kürt Ulusalcıların hangi mecrada aktığını tespit biraz zor… Mahiyet olarak ikinci mecraya da yakışıyor, üçüncü mecraya da…”
İslam merkezli mecrada akan su, AKPARTİ havzasında ve HASPARTİ, SP, BBP, MP gibi küçük su birikintilerinde toplanıyor. Bu mecranın toplam oyu, 52.78…
Türkçü-ulusalcı mecrada akan su, CHP havzasında ve DSP, HEPAR, TKP, EMEP su birikintilerinde toplanmış görünüyor. Bu mecranın toplam oyu, 26.65…
Türkçü-milliyetçi mecrada akan su, MHP havzasında birikmiş durumda. Bu mecranın toplam oyu, 13… Bu mecranın tetiklediği diğer renk Kürtçü-milliyetçi BDP’yi de eklediğimizde mecranın toplam oyu, 19.65 civarında.
Bu mecraların ve havzaların dışında kendine yol arayan siyasi partiler, teferruatı teşkil ediyorlar. Herhangi bir değerlendirmeyi hak edecek çapta değiller.
Türkiye siyasi haritasının özü bu… Değerlendirmelerin yapılacağı çerçeve (zemin) de budur. Değerlendirmeler bu çerçeve dikkate alınmadan yapıldığında doğru ve sıhhatli olmuyor. Mesela Akparti ve Erdoğan bahsi, İslam merkezli birinci mecranın ana aktörü. Akparti gerilemeye başlasa ne olur? Aynı mecra başka bir havzada mesele Hasparti veya SP veya yeni kurulacak bir partide toplanır. Ülke için ne fark eder? Hiiiç…
*
Aynı siyasi düşüncelere sahip, aynı siyasi davranışlarda bulunan halk kütleleri aynı siyasi mecrada akıyor. Aynı mecrada akmaya başlayan halk kütleleri, bir müddet sonra aynı siyasi düşünceye ve aynı siyasi davranışlara sahip oluyor. Bunun neticeleri nedir? Mesela kendini o mecrada ifade eden bir siyasi lidere inanma potansiyeli yüksek oluyor. Başka bir siyasi mecradaki liderin “doğrusu”, kendi siyasi mecrasındaki liderin “yanlışından” daha yanlış görünüyor.
İslam merkezli siyasi mecrayı açan ERBAKAN, MNP, MSP, RP, FP ve SP silsilesinde, dere ile çay arası bir “debi”ye ancak ulaşmıştı. RP en son seçimde “çay” olmaktan çıkmaya ve nehir çapına ulaşmaya başlamışken, kapatılmış ve çay hacmine gerilemiş, AKPARTİ’den sonra da SP ismiyle tekrar “dere” haline gelmiştir.
Recep Tayyip ERDOĞAN AKPARTİ ile yeni bir siyasi mecra açmış ve uzun müddet dere halinde akan bu siyasi düşünceyi dev bir nehir haline getirmiştir. Uzun zaman sağ blok olarak isimlendirilen siyasi vahadan kendi mecrasına kanallar inşa etmiş ve bu gün için tamamını kendi mecrasına akıtmıştır. 1970 li yıllara kadar başka siyasi partiler içinde mevzilenen Müslüman cemaat ve gurupları ERBAKAN MSP çatısı altında birleştirememişti. Erdoğan bunun çok fazlasını başardı. Sadece Müslüman cemaat ve gurupları değil aynı zamanda sağ seçmeni de kendi mecrasına döktü ve kendi havzasında topladı. Sağ siyasi yelpazeyi de bir daha Türk siyasi hayatına çıkamayacak şekilde çölleştirdi.
Aslında Müslüman camia ne kadar güçlü olduğunun farkına varamamıştı. İlk defa 2002 seçimlerinde güç birliği etti ve ne kadar kudretli olduğunu gördü. 2002 seçimlerinden önce sağ siyasi yelpazede saçılmış halde bulunan Müslüman cemaatler ve guruplar, ülkenin siyasetine hakim olacak güce ulaştıklarını gördükleri için artık başka siyasi mecralarda akmayacaklardır. Bu durum, İslam merkezli siyasi mecranın en az % 30 çelik çekirdeğe sahip olduğunu gösterir. Bu oran, İslam merkezli siyasi mecranın alt ufkudur. Alt ufku % 30 civarında olan bir siyasi mecra, o ülkenin siyasetine her zaman hakimdir. Tek şart, o mecrada akan suyu yönetecek siyasi kadroların “kafi derecede akıllı ve donanımlı” olmalarıdır.
Bundan sonra Türkiye siyasetinde İslam merkezli siyasi mecranın dışında akan bir partinin iktidar olması mümkün değil. İslam merkezli siyasi mecra “hakim parti” çıkaramayabilir belki ama “hakim siyasi mecra” haline gelmiştir. Bütün bunlara rağmen başka bir siyasi mecranın partisi iktidar olursa, İslam merkezli siyasi mecranın tüm aktörlerini “falakaya” yatırmak gerekir.
İslami mücadelede parti bahsine mesafeli duran düşünceler iflas etti. Benim de uzun müddet mesafeli durduğum parti merkezli İslami mücadele düşüncesi galip geldi. İslam merkezli siyasi mecranın bu kadar büyümesi karşısında, bu imkanı teperek İslami mücadele yürütme düşüncesi, ortada tank dururken sapan taşını tercih ederek savaşmaya benzer hale geldi. Sapanın tercihinin doğru olduğunu bir an düşünsek bile, hayatın gerçekliği karşısında mukavemet etme imkanı kalmadı. Zannım o ki, artık bu tür tartışmaları aşıp, hedefe kilitlenmek lazım.
*
Seçim neticelerinin özeti; İslam merkezli siyasi mecra, ufkunu (%50) aşma meyline girmiştir. Türkçü-ulusalcı mecranın ufku (% 30) gerilemeye başlamıştır. Üçüncü mecra hala yerinde sayıyor.
CHP belki 1980 darbesinden sonraki en yüksek oyunu aldı ama içinde bulunduğu mecranın partilerinin oy toplamları hiç bu kadar düşük olmadı. CHP oyunu artırmakla övünürken, başına gelenin farkına varmış değil. Mecra kuruyor, oyunu artırsan ne olur ki?
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

TÜRKİYE SİYASİ HARİTASI VE GENEL SEÇİM

TÜRKİYE’NİN SİYASİ HARİTASI VE GENEL SEÇİM
Türkiye’nin ana siyasi mecraları belli oldu. Müslüman, mütedeyyin, mukaddesatçı, muhafazakâr, gelenekçi gibi isimlerler kendilerini ifade eden halk kütlelerinin aktığı İslam merkezli mecra… Kendilerini, ateist, Kemalist, laik, modern, çağdaş, solcu, sosyal demokrat, komünist, ulusalcı Türkçü olarak ifade eden batılılaşmış ulusalcıların aktığı mecra… Kendilerini, milliyetçi Türkçü, Turancı, Türk-İslam sentezci gibi isimlerle ifade eden kâfi derecede batılılaşamamış milliyetçilerin aktığı mecra…
Birinci mecranın döküldüğü siyasi havzalar, Akparti, Hasparti, SP ve BBP… Bu havzaların derya olanı, Akparti… Diğerleri bu gün itibariyle ancak çocukların oyuncak gemi yüzdürecekleri su birikintileri büyüklüğünde…
İkinci mecranın döküldüğü siyasi havzalar, CHP, DSP ve sair sol partiler. Bu mecranın da deryası CHP… Geri kalanı keza oyuncak gemi yüzdüren çocukların oyun alanı.
Üçüncü mecranın döküldüğü siyasi havzalar, MHP ve ismini hatırlamadığımız birkaç parti.
Kürt Ulusalcıların hangi mecrada aktığını tespit biraz zor… Mahiyet olarak ikinci mecraya da yakışıyor, üçüncü mecraya da…
*
İslam merkezli mecranın seçmen (oy) ufku, % 50 civarında görünüyor. Ulusalcı mecranın seçmen ufku, % 30 civarında görünüyor. Kürt ulusalcıları bu mecraya eklediğimizde % 35 gibidir. Üçüncü mecranın seçmen ufku % 20, Kürt ulusalcıları bu mecraya eklediğimizde ise % 25 civarındadır. Kürt ulusalcıları hangi mecraya ekleyeceksek, diğer mecradan o kadar düşmeliyiz.
Ana siyasi mecralarda akan siyasi görüş çeşidinin teke inmesi ihtimali fevkalade azdır. Siyasi görüş teke inse bile, siyasi parti ve siyasi organizasyonlar teke inmez. Bu sebeple ana siyasi mecralardan birinde akan siyasi görüş çeşitliliği tek havzada birikmez. Dolayısıyla bir partinin (siyasi havzanın), siyasi mecrada akan tüm çeşitliliği kendinde cem etmesi beklenmez. Bu durum, ilgili siyasi mecranın toplamını, o mecrada akan her parti için “ufuk” haline getirir.
Bir siyasi partinin, içinde aktığı siyasi mecranın tamamını kendi havzasında toplaması beklenmez. Bu ihtimal, insanın ve siyasetin tabiatına mugayirdir. Fakat bu ihtimalin gerçekleşmesi mümkündür ama hususi şartlar ister. Fevkalade şartlarda bu ihtimalin gerçekleşmesi mümkün, misalleri de vakidir. Fevkalade şartların izahı bu yazıyı aşacak çaptadır. O şartlardan sadece bir tanesine (ki en mühimine) kısaca temas edelim. Liderlik… Bir partinin, içine bulunduğu mecranın ufkuna ulaşması, ancak liderinin, muhalif siyasi düşünce mensupları tarafından da takdir edilmesine bağlıdır. Hangi manada? Sadece liderlik manasında…
Kamuoyu araştırmalarının “en beğendiğiniz lider kim?” sorusunun cevaplarına ve muhalif siyasi düşünce mensuplarının (ilim, fikir ve sanat adamları, gazeteciler, siyasetçiler) konuşma ve yazılarına bakıldığında açık ara Recep Tayyip ERDOĞAN’IN bu noktaya geldiği görülüyor. Anlaşılıyor ki, Akparti, 12 haziran genel seçimlerinde % 50 psikolojik sınırı zorlayacak.
Soru şu; Akparti, içinde aktığı mecranın ufkuna ulaşırsa, aynı mecradaki diğer siyasi partilerin oylarını mesela sıfırlayacak mı? Eğer Akparti % 50 civarında oy alır da, mecranın diğer partileri geçen seçimdeki oy toplamını tekrar alırsa, birinci siyasi mecranın ufku genişlemiş demektir. Siyasi mecranın ufkunu genişletme payesi de Erdoğan’a ait olacaktır. Doğrusu siyasi mecranın ufkunu genişletebilmek, büyük başarıdır.
*
CHP’NİN % 30 oy alacağından bahsedenler, siyasi matematik bilmeyenler veya Kılıçdaroğlu’na “veli” muamelesi yapacak kadar mübalağa yapanlardır. Veya Kürt ulusalcıları CHP’ye oy verecektir. Bu tür ittifakın ayak izleri görünüyor ama bağımsız adaylardan dolayı Kürt ulusalcılar tüm oylarını CHP’ye veremeyeceklerdir. CHP’nin % 30 oy alma denklemi, Kürt ulusalcılar ile Türk milliyetçilerden ciddi oranlarda oy almasıdır.
MHP alt ufkunda (kemikleşmiş oy oranında) gezindiğine göre, CHP’ye buradan oy kayması beklenir. Fakat MHP’den ayrılacak oyların Akparti’ye gitme ihtimali, CHP’ye gitme ihtimalinden az değil. Akparti’ye giden MHP oyu, CHP’ye giden MHP oyundan fazla olur. Zaten Akparti’nin kendi mecrasının ufkunu genişletmesinin birinci sebebi de MHP oylarını kendi havzasına taşıyor olmasıdır.
*
“Yüzde elliye ulaşmış bir Akparti’ye karşı Müslümanların tavrı ne olmalıdır?” sorusunun cevabı, seçimden sonra…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

TÜRK SİYASETİ VE SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ-1-

            Türkiye siyasetinde temel üç mecra oluşmuştur. Üç mecra son birkaç seçimdir kendini göstermiş ve son seçimde ise mecraların derinliklerinin arttığı görülmüştür. Birinci mecra, İslami hassasiyeti yüksek olan mecradır ve siyasi alanda AKP, SP ve BBP tarafından temsil edildiği görülmektedir. İkinci mecra, Atatürkçü, solcu, laik, ateist, ulusalcı vesaire gibi tamamen batılılaşmış ve modernleşmiş kesimleri içine almakta ve kendinde toplamaktadır. Bu mecrayı siyasette, CHP, DSP gibi partiler temsil etmektedir. Üçüncü mecra ise milliyetçileri kendinde toplamıştır ki siyasette MHP ve DTP tarafından temsil edilmektedir.

            Türkiye’deki siyasetin temel mecraları bunlardır. Bundan sonra siyaseti bu mecralarda takip etmek gerekecektir. Bu mecraların derinliklerini her geçen gün arttırdığı ve son seçimde ise belki de nihai derinliğe ulaştığı müşahede edilmektedir. Eğer bu üç mecra, siyasi haritayı kalın çizgilerle böler ve kalıcı olacak kadar derinleşirse, ülke tüm siyasi hesaplarını yeniden gözden geçirmelidir.

 

*

 

            İslami mecranın kendi yatağından dışarı çıkmayacak olan fikri oy miktarı, yüzde 30 civarında görünüyor. Ulusalcı mecranın fikri oy miktarı, yüzde 20, milliyetçi mecranın oy oranı ise MHP merkezindeki Türk milliyetçileri yüzde 10, DTP merkezindeki Kürt milliyetçilerinin oranı yüzde 5 civarında bulunmaktadır. Geriye kalan yüzde 35 oy miktarı ise, fikri anlamda adresi olmayan ve kendini bir mecraya dökemeyen, etkilenmeye müsait ve her mecraya akabilen seçmen kitlesini oluşturmaktadır. Her siyasi mecranın kendi yatağındaki seçmenlerin dışındaki seçmenler üzerindeki etkileme katsayısını yüzde 50 olarak kabul ettiğimizde, İslami mecranın tabi oy sınırının yüzde 45, ulusalcı mecranın tabi oy sınırının yüzde 30 ve milliyetçi mecranın tabi oy sınırının yüzde 22.5 civarında olduğu görülür. Bu katsayıları normal dönemler için kabul etmek gerekir. Olağanüstü dönemlerde etki alanlarının (katsayının) artacağı ve azalacağını düşünmek mümkündür.

Üç mecranın dışında birçok siyasi cereyan bulunduğu vakadır ama bunların hacmi, dere yatağını aşmamaktadır. Dolayısıyla genel bir değerlendirmenin neticesini etkilemeyecek olduğu için ihmal edilebilir görünmektedir.

            Doksanlı yılların başında yataklarını yavaş yavaş açmaya başlayan bu mecralar, iki binli yılların sonlarına doğru net bir şekilde kendini göstermeye başlamıştır. Yataklarını derinleştirme ve tahkim etme sürecinin ne kadar süreceği, yatakların birbiri ile birleşmesini mümkün kılacak kanalların açılıp açılamayacağı, birbirlerinden uzaklaşan bir açıya mı yoksa birbirlerine yaklaşan bir açıya mı sahip oldukları, hangi mecrayı besleyen kaynakların neler olduğu, hangi mecrayı besleyen kaynakların zenginleştiği ve arttığı, hangilerinin azaldığı ve kuruduğu konuları siyasetin geleceğine dair doğru tahmin ve tefekkür imkanlarını ve malzemelerini verecektir. Bütün bunlarla beraber en önemli unsur ise “zamanın istikametinin” hangi mecranın güzergahında aktığıdır. Zira zaman, en büyük güç ve en büyük enerji kaynağıdır.

            İki gündür tüm gazeteler ve köşe yazarları ile tüm televizyonlar ve yorumcular seçim neticelerini değerlendirme yarışındadırlar. Belki de tamamının tespitleri doğrudur ama genel bir kompozisyon oluşturamadıkları ise açıktır. Bu sebeple seçim neticelerini değerlendirmeye çalışanlar “parça tespit” yapmaktan ileriye geçememektedirler. Parça tespitten kurtulmak ve yekunu görebilmek için ülkedeki siyasi haritanın ne olduğuna dair bir “tez” sahibi olmak gerekir.

 

*

 

            Mahalli seçimler, yukarda izah edilen genel siyaset tezi üzerinden değerlendirildiğinde görülen neticeler, bugüne kadar yapılan değerlendirmelerden farklıdır. Bu tez üzerinden seçim sonuçlarına baktığımızda neler gördüğümüzü genel hatlarıyla açıklamaya çalışalım. Seçim değerlendirmesini birkaç yazıda yapacağımız için bu yazı ile konuya bir giriş yapalım.

 

*

 

1-İslami mecra, tabi sınırında oy almıştır.

 

            İslami mecranın almış olduğu toplam oy, (AKP 38.86, SP 5.17 ve BBP 2.24 olmak üzere) 45.27 oranına ulaşmıştır.

 

Seçim şartlarının içinde olağandışı olan iktisadi krizin iktidar partisi aleyhine etkiler meydana getireceği aşikardır. Bu manada AKP’nin oy kaybetmesi anlaşılmaz bir durum değildir. Burada önemli olan husus, AKP’nin kaybettiği oyların yaklaşık yarısını aynı mecradaki diğer iki partinin (SP ve BBP) almış olmasıdır. Yani kaçış mecradan değil, mecrada hareket eden gemilerin birinden diğerine doğrudur.

İslami mecranın iktisadi kriz gibi seçim neticelerini doğrudan ve ciddi manada etkileyen bir hadiseye rağmen, debisinden ciddi bir kayıp vermediği görülmektedir. Vaka 2007 seçim neticelerine göre İslami mecranın oy kaybettiği doğrudur. Fakat o seçim, olağanüstü bir dönemde yapıldığı için mecranın etki katsayısı normalin üzerine çıkmıştır. Bu günkü seçim neticeleri normal zamanlardaki etki katsayısının neticesini verdiğini göstermektedir. Üstelik iktisadi krizde etki katsayısının düşmesi gerekirken, normal zamanlardaki katsayıya kadar gerilemiş daha fazla gerilememiştir.

İslami mecranın oy oranının yüzde 30 civarında olduğu düşüncemizin sebeplerinden birisi, iktisadi krizin olduğu bir dönemde yapılan seçimde tabi oy sınırına ulaşmış olmasıdır. İktisadi krize rağmen aldığı oy toplamının 45 civarında olması, katsayısını da nihai sınırında kullandığını göstermektedir. Bu durumda İslami mecranın fikri oy oranının belki de yüzde 30’lardan yukarılara doğru tırmandığını kabul etmek gerekir. Fakat bunun bir seçimde daha test edilmesi doğru olacaktır.

  

2-Ulusalcı mecra, tabi sınırının altında oy almıştır.

 

            Ulusalcı mecranın almış olduğu toplam oy, (CHP 23.10 ve DSP 2.77 olmak üzere) 25.87 oranına ulaşmıştır.

            Ulusalcı mecranın aldığı oy oranı, tabi sınırının altında kaldığını göstermektedir. Bu durum, mecranın etki katsayısını kullanamadığını göstermektedir. İktisadi krize rağmen kendi etki alanının nihai sınırına ulaşamaması, mecrada bulunan partilerin siyasi beceriksizliği olarak kabul edilmelidir.

            CHP’nin laiklik ve rejim gerginliği üzerinden etki katsayısını artırmaya çalıştığı daha önceki seçimlerde görülmüştü. Her nasıl olmuşsa, o stratejinin işe yaramadığı parti yönetimi tarafından anlaşılmış ve bu seçimi normal bir propaganda yaklaşımı içinde geçirmiştir. Mecranın oyunun artmış olması, seçimi laiklik ve rejim tartışması ile yürütmemesinden mi yoksa iktisadi krizin etkisinden mi gerçekleştirmiş olduğu araştırılmalıdır.

            Ulusalcı mecranın iktisadi krize rağmen aldığı oy miktarının (oranının) yüzde 30’lara ulaşamaması, fikri oylarının yüzde 20’nin altına doğru hareket ettiğini gösterebilir. Fakat bu güne kadar yapılan seçimlerin hiçbirinde alt sınır (fikri oy) olan yüzde 20’nin altını görmediği için birkaç seçim daha bu noktanın test edilmesi gerekir.

  

3-Milliyetçi mecra, tabi sınırında oy almıştır.

 

            Milliyetçi mecranın almış olduğu toplam oy, (MHP 16.08 ve DTP 5.62 olmak üzere) 21.70 oranına ulaşmıştır.

            Milliyetçi mecranın almış olduğu oy, tabi sınırına yakın olmuştur. Bu durum, iktisadi kriz ile birlikte değerlendirildiğinde (olağanüstü durumlarda katsayı değiştiği için) milliyetçi mecranın etki katsayısını kullanabildiğini fakat olağanüstü dönemlerin imkanlarından faydalanamadığını göstermektedir.

            Milliyetçi mecranın diğer iki mecradan farkı, birbirinin anti-tezi olan iki partinin bulunmasıdır. MHP ile DTP, milliyetçilik konusundaki hassasiyet bakımından aynı fakat hassasiyetin ismini koyarken farklıdır. Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliği, isimlendirme dışında muhteva bakımından bir farkı bünyesinde barındırmadığı için aynı mecrada görünmektedirler. Fakat birbirinin anti-tezi olmalarından dolayı, diğer iki mecranın etkilenme şartlarından biraz farklılaşmaktadırlar. Diğer iki mecranın ülke şartlarından etkilenme oranları, milliyetçi mecranın ülke şartlarından etkilenme oranından daha fazladır. Milliyetçi mecra, kendi içinde etki-tepki üreten yarı kapalı bir sistem (kompozisyon) oluşturmaktadır. Türk milliyetçiliği arttıkça Kürt milliyetçiliği artmakta, Kürt milliyetçiliği arttıkça da Türk milliyetçiliği artmaktadır. Bu sebeple hem MHP’nin ve hem de DTP’nin oylarını hemzaman olarak artırmış olması tabidir.

 

            Seçim değerlendirmesine devam edeceğiz.