Etiket arşivi: ŞUUR

ŞUURLAR PATLIYOR

ŞUURLAR PATLIYOR
Mısır’da Çanakkale’den sonraki en büyük destan yazılıyor, Çanakkale’de ordumuz vardı, Mısır’da ordumuzda yok, bu zaviyeden bakıldığında silahsız mukavemetin destanı olan Mısır, Çanakkale’den çok daha büyük bir destan oldu.
Tüm dünya panikledi, herkes kendi zaviyesinden sanki çıldırdı. Bazı Müslümanlar Mısır ordusunun büyük katliamı karşısında afalladı, panikledi. Mısır ordusu, cuntası, diktatörü ve onlara destek veren batıdan doğuya, kuzeyden güneye tüm dünya, İhvan’ın ve Mısır halkının muhteşem mukavemeti karşısında panikledi.
Hiç birimiz Mısır’daki hadiselerin bu şekilde cereyan edeceğini beklemiyorduk. Darbe taraftarları İhvan’ın mukavemeti karşısında şaşırdığı gibi, ordunun katliamına da şaşırdı. Darbenin yapılacağını, birkaç gösteri olacağını, düşük yoğunluklu polis müdahalesiyle (hatta hiç müdahale etmeden bir müddet sonra) biteceğini düşünüyordu, halkın mukavemeti karşısında önce afalladı, birkaç müdahaleden sonra dağılmadığını görünce panikledi. Hazır değildiler, asla bu kadarını beklemiyorlardı ve bu çapta bir hazırlık yapmamışlardı. Halka müdahalenin şiddetini sürekli artırdılar, bunun sebebi, meseleyi anlamamış olmalarıydı, hazırlık yapmamış olmalarıydı. Çok basit bir düşünce yapıları var, “iki yüz kişiyi öldürdüğümüzde olmadıysa iki bin kişiyi öldürdüğümüzde olur.” Bu bir panik hali, yeniliyorlar ve kendilerini emniyette hissetmiyorlar, köşeye sıkışmış sırtlan gibiler. ŞUURLAR PATLIYOR yazısına devam et

TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-41-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-40-AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI

AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI
Akl-ı Selim safhasını da uzun uzun izaha teşebbüs etmeyeceğiz. Akl-ı Selim ile ilgili kitaplarımızdan bu husus tetkik edilebilir.
*
Akl-ı Selim safhası, akıl safhasından sonra başlar. Akıl belli bir noktaya kadar ilerler fakat ne kadar ilerlerse ilerlesin bir yerde durur. Aklın ufku mahduttur, o ufka ulaşan akıl buhrana girer. Akıl, kendi ufkuna kadar ulaşamazsa buhrana girmez, ömür boyu kendini merkez ilan eder ve sahibini aldatır. Aldatması, “üst idrak merkezi” olan akl-ı selime geçit vermemesidir.
Akıl kendi ufkuna ulaşamaz, aslında hiçbir varlık kendi tabiat ufkuna ulaşamaz. Kendi tabiat ufkuna ulaşabilen, oradan ileriye yol bulabilen tek varlık cinsi vardır kainatta, insan… Fakat insandaki unsurlardan biri olan akıl, kendinden başka ve kendinden daha geniş ufka sahip iç alem merkezleri tarafından tazyik edilmezse, ufkuna ulaşamaz, ufkunu aşmaya çalışmaz. Aklın ufkunu ve bünyesini zorlayanlar, yüksek zeka ve bazı istidatlardır. Mesela keskin tecrit istidadı, mesela derin mücerret tefekkür istidadı gibi… Bunlar insanın tabiatında bulunan hususiyet ve istidatlar, aklın ufkunu zorlayan ise esas olarak ruhtur, ruhun temel hamlesi ve faaliyeti olan imandır. İman, “hakikat kaygısını” üretir, besler ve onunla aklı baskı altına alır. Akıl, hakikate ulaşma, onu keşfetme, onu bilme hususiyeti ile teçhiz edilmediği için, hakikat kaygısı tarafından tazyik altına alınır ve intiharın eşiğine getirilir. İşte neticesi akl-ı selim olacak akıl buhranı budur. Bu buhran aklın bünyesini patlatır, insan zihnine bir sıçrama yaptırır. Üst idrak merkezi, bu sıçramayla ulaşılan bir mükafattır.
Ak-ı Selim bahsi tabii ki zor, girift ve uzundur. Sadece sürece işaret etmek için bazı atıflar yapmakla iktifa ediyoruz. TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-41-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-40-AKL-I SELİM (ŞUUR) SAFHASI yazısına devam et