İSLAM MEDENİYET TASAVVURUNUN İRFAN (RUH) CEPHESİ

İSLAM MEDENİYET TASAVVURUNUN İRFAN (RUH) CEPHESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Biz yeni bir hakikat keşif ve telif etmekle meşgul değiliz. Hakikat tektir ve zaman üstüdür, o, Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Davamız, zaman üstü olan hakikati, kalbi ve zihni evrenimize nakletmek, mümkün olduğunca idrak etmek ve zaman dairesi içinde tatbik şartlarını inşa etmekten ibarettir. Başka bir ifade ile zamanı kuşatan hakikatin (İslam’ın) zaman ve mekandan mürekkep bu alemde tecelli ve tezahürünü mümkün kılmaktır.
Okumaya devam et

Share Button

İSTİHBARAT VE BİLGİ TELAKKİSİ

İSTİHBARAT VE BİLGİ TELAKKİSİ

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Ham bilgi farklı disiplinler tarafından ele alınır ve kendi ölçüleriyle yoğrularak kendi mülkiyetine geçirilir. Her ilim dalı veya bilgi alanı (ilim haline gelmemiş bilgi alanı), muhatap olduğu bilgiyi önce teşhis eder, sonra tavsif eder, daha sonra da kendi ölçüleriyle tahlil ve terkibe tabi tutar. Temelde bilgi aynıdır, aynı bilgiyi (mesela ham bilgiyi) farklı bir sahaya taşınıp orada yoğrulduğunda ortaya başka bir bilgi çeşidi çıkar.
İstihbarat bakış ve anlayışı farklı bilgi alanlarından birisidir. İstihbarat ile bilgi telakkisini bir başlık altında tetkik etmemizin esas sebebi, istihbaratın bilgi üzerinde ağır etkiler yapan bir usul kullanıyor olmasıdır. İstihbaratın bilgi üzerindeki tesiri o kadar derindir ki, bilginin tabiatını (genetiğini) bozacak kadar ileri noktalara ulaşır. Bu çok ciddi bir meseledir ve çağımızın istihbarat çağı olduğu veya öyle zannedildiği için de çok önemli bir konudur. İstihbarat servisleri bir alana girmişlerse, artık orada sıhhatli bilgi aramak beyhudedir.
* Okumaya devam et

Share Button

PARAPSİKOLOJİ VE RUHİ İLİMLER

PARAPSİKOLOJİ VE RUHİ İLİMLER

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Batıda bilim mecrası, materyalist, rasyonalist, pozitif çerçeveye oturduğu günden itibaren idrakini “beş hassa”nın dışına kapadı. Beş hassa ile bilemediği varlığın ve vakıanın olmadığına inandı. Dikkat, inandı… Çünkü bilim ya kaynağında bir inanç taşır veya bir müddet sonra bazı kaideleri inanç haline getirir. Materyalist felsefe zaten bir inançtı, maddeyi de sadece akılla anlamaktan ibaret bir rasyonalist inanç eklendi, bunların bilim mecrası olarak da pozitivizm geliştirildi. Okumaya devam et

Share Button

ORYANTALİST TAARRUZ

ORYANTALİST TAARRUZ

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Birkaç asır önce başlayan oryantalist taarruz, yirminci asırda netice almaya başladı, yirmi birinci asırda ise pisliklerini temizlemek zorunda kalıyoruz. Oryantalist taarruz o kadar derine nüfuz etti ki, temizlemek çok zor. Zira oryantalist taarruzun neticeleri, “Sahih İslam” başlığı altında kadim müktesebatı imha etmek için faaliyet gösteriyor.
Oryantalist taarruzun tüm tesirlerini temizlemek çok zor… Oryantalizmin her çeşit tesirini, her Müslüman ferdin zihin ve kalb dünyasından temizlemek için dünya çapında bir seferberlik gerekiyor. Bunu yapmak için seferber edilecek insan gücü ve zaman, başka işlere fırsat ve imkan bırakmayacağı için doğru da değil. Bunun yerine İslam medeniyet tasavvuru ve inşa sürecini başlatmak, doğru ortaya konulduğunda yanlış anlaşılacağı için tercih edilmelidir. İslam medeniyet tasavvuruna giden yol açıldığında, o ufka doğru atılan her adım, yanlış anlayışların bir kısmını telafi edecektir. Bu sebeple oryantalist taarruz veya batının başka çeşit hamleleriyle yoğun şekilde vakit kaybetmek yerine, meselenin de ehemmiyetine binaen özet kabilinden bazı tespitler yapıyoruz. Batıya dair tenkitlerimizin bu çerçevede okunması ve aşırı teferruat aranmaması gerekir.
Okumaya devam et

Share Button

BATININ EPİSTEMOLOJİK İŞGALİ

BATININ EPİSTEMOLOJİK İŞGALİ

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Batının dünya üzerinde kurduğu hakimiyetin altyapısı epistemolojik işgaldir. Batının can alan askeri işgalleri, kaynakları sömüren iktisadi işgalleri, iktidarları yöneten siyasi işgalleri, dezenformasyonla husumet ve çatışma üreten istihbarat işgalleri az ya da çok göze çarpmakta, farkına varılmakta, bunlara karşı ferdi ve içtimai sahalarda bazı tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Dünyadaki her kültür coğrafyası kendi hususiyetlerine uygun bazı tedbirler alsa da, neticeye bir türlü ulaşamamakta, batının hakimiyeti kırılamamakta, istiklal mümkün olmamaktadır. Çünkü sayılan emperyal metotların altyapısını oluşturan epistemolojik işgal gözden kaçmakta, dünya bu işgali fark etmemekte, fark edenler ise önce kendi ülkelerinde derdest edilmekte ve itibarsızlaştırılmaktadır. Okumaya devam et

Share Button

KAOS ÇAĞINDA TEFEKKÜR

KAOS ÇAĞINDA TEFEKKÜR

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

İlim belli bir disipline tabidir. İslami ilimler de böyledir, batı menşeli bilimler de… İlimde (İslam’da) belli bir usul ve tertip olmadan ilim olmayacağı, ilim tahsil edilmeden de ilim adamı olunamayacağı, batıda ise belli bir metot ve disiplini olmayan bilgi demetine (alanına) bilim denmeyeceği, bilimin metodolojik şekilde tahsil edilmeden bilim adamı olunamayacağı için herhangi birisi çıkıp da “benim ilmin var” diyemiyor. Bunu diyebilmesi için müktesebatını göstermesi gerekiyor, müktesebatının da muteber olması gerekiyor. Okumaya devam et

Share Button

Evvel yoğ idi, işbu medeniyet kavramı Tanzimat’ta çıktı

Evvel yoğ idi, işbu medeniyet kavramı Tanzimat’ta çıktı

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Eskiden medeniyetin adı yoktu. Hayatımızı kuşatan, eşya ve hâdisede tezahür eden hâkimiyeti vardı. Tanzimat’tan bugüne hakikati yok, adı var.
Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar “medeniyet” adlı sihirli kelime üstüne âlim ve münevveranın yaptığı târif ve tesbitlerin hangisi bizi kuşatır? Hangisi işimize yarar ve hangisini kabullenmemiz gerekir? Yazıp söylenenler üstüne bir tâlim denemesi yapmak, bu problemli sahada hayrımıza olacaktır. Okumaya devam et

Share Button

DEHALARI İSTİHDAM EDEN MECRA TASAVVUF

DEHALARI İSTİHDAM EDEN MECRA TASAVVUF

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Deha, insan zekasının ufkudur. Dehaların birçok özelliklerinden birisi de, dünya görüşlerinin insanı derinliğine ikna ve tatmin etmenin ölçüsüdür. Bir fikriyat, bir dünya görüşü, bir medeniyet yekunu dehaları tatmin etmiyorsa, orta zekaların günlük hayatlarındaki küçük mutlulukların malzemesidir. Bir fikriyatın insanı ikna ve tatmin etme ölçüsü, idrak faaliyetinin ufkunda dolaşan dehaların, akılla deliliğin berzahına kurdukları salıncakta gidip gelen ruhlarını sükunete kavuşturabilmesidir. Ortalama zekanın tatmin olduğu basit hayat denklemlerinden çok ötesine ihtiyaç duyan dehaların doymak bilmez idrak cehdini tatmin etmek, görüntüsü delilikle aynı tezahürlere sahip zeka patlamalarını çerçeve içine alıp esere tahvil etmek, bir fikriyatın en ciddi imtihanlarından birisidir. Okumaya devam et

Share Button

İKİ YOL İLİM VE İRFAN

İKİ YOL İLİM VE İRFAN

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

İslam’da nihai maksat, insanın Allah Azze ve Celle’ye yakınlaşmasıdır. İslam tüm ölçüleriyle insanı, Allah Azze ve Celle’ye ulaştırmanın bir şartını gerçekleştirir, bu yolda bir ihtiyacı karşılar, maksadı şaşırmaması için bir istikamet tayin eder. Hayattaki karşılığı küçük veya büyük olsun her ölçü, insan ile Allah Azze ve Celle arasında bir köprü, bir tavassut, bir vesiledir.
Allah Azze ve Celle’ye ulaşmak, O’na vasıl olmak… Maksat budur, bu maksadı gerçekleştirmek için de “Mutlak İlim” olarak Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye gibi iki kaynağımız var. Mesele Mutlak İlme nüfuz edip, oradan ve onun yardımıyla Allah Azze ve Celle’ye vasıl olmaktır. Okumaya devam et

Share Button

BİLGİ VE FİKİR

BİLGİ VE FİKİR

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

İnsan zihninin faaliyetleri; ezberleme, öğrenme ve anlama şeklinde derinleşerek devam eder. Ezberleme ve öğrenme faaliyeti, ortalama zeka seviyesinin bile yapabileceği iştir. İdrak etme (anlama) faaliyeti ise ezberleme ve öğrenmeden çok farklıdır ve çok derindir.
Ezberleme, bilginin “olduğu gibi” zihni evrene, özellikle de hafızaya naklidir. Ezberleme neticesinde elde edilen bilgi, olduğu gibi tekrarlanabilir, üzerinde başka bir işlem yapılması imkansızdır. Ezberlenen bilgi tekrarlamaktan başka şekilde kullanılamaz, faydalanılmaz. Bu sebeple ezberleme, yabancı dildeki metinler için de mümkündür.
Öğrenme de aslında bir ezberleme türüdür ama öğrenme yoluyla elde edilen bilgi, kullanma boyutunu da ihtiva eder. Öğrenilen bilgi kullanılabilir, çünkü kullanım yolu da ezberlenmiştir. Öğrenilen bilgiden faydalanılır, zira faydalanma yolu da ezberlenmiştir. Okumaya devam et

Share Button

MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM

MUTLAK İLİM NİSPİ İLİM

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Allah Azze ve Celle sonsuz (mutlak) ilim sahibidir. İnsanlığa tebliğ için Hz. Resulü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam Efendimize vahyettiği Kur’an-ı Kerim, sonsuz ilmine giden bir yoldur ve sonsuz ilmine aittir. Allah Azze ve Celle’nin kelamı, mahlûk olmadığı için mahdut da değildir ve sonsuz ilmine dairdir.
Hadis-i Şerifler ve Sünnet-i Seniyye, “Mutlak İlmin” kalbine indirildiği İki Cihan Serveri Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin, aklın verasında olan Risalet tavrı ile idrak, izah ve tatbikatıdır. Risalet idraki, aklın verasındadır ve idrak ötesi bir idraktir. Risalet idraki, “kelimesiz idraktir” ki saf manaya (hakikate) vukufiyet, tamamen ihsandan ibarettir. Bu ve bilmediğimiz birçok sebeple Hadis-i Şerifler ve Sünnet-i Seniyye de “Mutlak İlme” dahildir. Zaten O, yalan söylemez, yanlış söylemez, kendiliğinden konuşmaz, kendiliğinden yapmaz. Okumaya devam et

Share Button

İLİM İRFAN TEFEKKÜR

İLİM İRFAN TEFEKKÜR

(Terkip ve İnşa dergisi 3. sayı)

Mutlak ilim, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’dir. Bu iki kaynak aynı zamanda İslam’ın ta kendisidir, bu sebeple İslam bizatihi ilimdir.
Mutlak ilmin muhtevasındaki mana yekununun idraki, izahı ve tatbiki için nispi ilimler kurulmuştur, nispi ilimlerin sayısı çoktur ve hala kurulması gereken yüzlerce ilim dalı müellifleri (kaşifleri) beklemektedir.(*)
“İslami İlimler” başlığı altında tetkik edilen tüm ilimler “nispi ilimler” cümlesindendir. Bu sebeple ilk tasnif, “mutlak ilim”, “nispi ilim” şeklindedir.
Istılahta (bir açıdan dar manada) İslami İlimler, tefsir, fıkıh gibi doğrudan kitap ve sünnetin muhtevasıyla meşgul olan ilimleri kast etmektedir. Bu tür bir tarif ve tavsif, İslami İlimlere müteveccih hürmet ve hassasiyeti ikame etmek içindir. Aslında ise “İslami İlimler” bahsi ve başlığı, yeryüzünde kurulmuş ve kurulacak tüm ilim dallarını muhtevidir. Zira Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’nin muhteva hacmi, kâinattaki varlık ve vakıa yekûnunun hakikatini ve tüm tezahürlerini ihata eder. Mesele o ki, mana ve hikmet mecmuu, kâşiflerini beklemektedir.
* Okumaya devam et

Share Button