MÜKTESEBATIN TEDVİNİ İÇİN TASNİF ŞARTTIR

MÜKTESEBATIN TEDVİNİ İÇİN TASNİF ŞARTTIR

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Kadim müktesebatımız ile irtibatımız koptu. Meselenin dil devrimi gibi Kemalist ihanetle ilgisi var ama bundan ibaret değil. Ülkede binlerce Arapça ve Osmanlıca bilen akademisyen var, mesele dilden ibaret olsaydı bunların kadim müktesebatımız ile irtibat kurması mümkündü ve kopuş yaşanmazdı. Kadim müktesebatımız ile irtibatımız Cumhuriyet döneminde dil devrimiyle resmi olarak koparıldı ve ağır hasar verdi ama “mana” olarak Osmanlının son birkaç asrında zaten kopmuştu. Tekke ve zaviyelerin kanunla kapatılması üzerine Meşayıh-ı Kiramdan bir zatın beyan buyurduğu gibi, “Onlar zaten kendilerini kapatmışlardı”. Ne demek bu? Medeniyet müesseselerimizin merkezinde yer alan medreseler ve tekkeler zaten kadim müktesebatımız ile irtibatını kopardığı için son İslam medeniyet-devleti olan Osmanlı çökmüş ve yıkılmıştı. Okumaya devam et

Share Button

İlimlerin Tasnifi ve Terkip Üzerine Düşünceler

İLİMLER TASNİFİ VE TERKİP ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Ezeli ve ebedi ilim sahibi Allah( c.c)’tır. Mutlak manada Alim (bilen) de O’dur. Alemler yaratılmadan önce de Allah’ın ( c.c ) ilminde vardı. Her şey yok olsa da O’nun ilminde yaratılmışın bilgisi var olacaktır. Mutlak ilmin sahibi olan Allah (cc), bilgiyi ve bilgi edinmenin yollarını da yaratmıştır. Müslümanlar Alim ve ilim sıfatlarını kullanırken mecazi anlamda kullanırlar, mutlak bilen manasında değil. Okumaya devam et

Share Button

MÜSPET İLİMLER MECRASI

MÜSPET İLİMLER MECRASI

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İslam ilim telakkisinin varlıkla ilgilenen cihetini müspet ilimler mecrası üstlenir. Müspet ilimler mecrasının ilk bakışta batıdaki pozitif bilimler mecrasına tekabül ettiği zannedilir. Önce bu yanlış kanaati düzelterek meseleye girmeliyiz. Pozitif bilimler, batı bilim telakkisinin merkezini oluşturur, daha açık bir ifadeyle pozitif bilimler mecrası, batı bilim telakkisinin bizzat kendisidir. Mesela batıda oluşmuş sosyal bilimler mecrası, pozitif bilimler mecrasının bir yan koludur zira sosyal bilimler mecrasının temeli de pozitif bilim telakkisidir.
Batıdaki sosyal bilimler mecrası, tamamen pozitif bilim telakkisi ile insan bahsini tetkik ve izah etmek çabasındadır. Bu sebepledir ki sosyal bilimler insana bakarken, pozitif bilimin ulaştığı son nokta olarak beyni esas alır, mesela kalb ve ruh bahsi insan telakkisinde yer bulamaz. Batıda pozitif bilimleri, bilim mecralarından birisi olarak kabul etmek ve mesela sosyal bilimler mecrasını ondan müstakil olarak değerlendirmek kabil değildir. Batıdaki tüm “bilimsel” çalışmalar, pozitif bilim telakkisinin ufkunda cereyan eder ve bu sebepledir ki materyalisttir. Batı bilim telakkisi temelde materyalist olduğu için sosyal bilimler mecrası da kaçınılmaz olarak evrimcidir. Okumaya devam et

Share Button

BEŞERİ İLİMLER MECRASI

BEŞERİ İLİMLER MECRASI

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Her şey hakikate dairdir, her şey hakikatin farklı tecellilerinden ibarettir. Tüm ilimlerin nihai maksadı hakikatin idrakine matuftur, başka bir maksat edinen her ilim, kendisinden Allah Azze ve Celle’ye iltica edilecek olan “faydasız meşgaledir”.
İnsan, hakikatin kainattaki muhatabıdır. Hakikat ona indirilmiş, ona teslim edilmiştir. Öyle ki hakikati yalçın dağlar bile taşıyamamış, kabul etmemiştir. İnsan, kainatta hakikati bizatihi taşıyacak varlıktır ve bu cihetle olsa gerek “halife” tayin edilmiştir. Hakikatin muhatabı olmak, tabii ki onun hilafetini iktiza ederdi, ihsan da bu istikamette olmuştur. Okumaya devam et

Share Button

TEVHİD İLİMLERİ MECRASI

TEVHİD İLİMLERİ MECRASI

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İslam ilim mecraları içinde idrak ve izahı en zor olanı “Tevhid ilimleri mecrası”dır. Bu bahis birçok açıdan zorluk taşır; öncelikle ana mecra olan Kur’an ilimleri mecrasının kalbi olmasından, sonra tevhidi mevzu edinmesinden, daha sonra da akılla idrak ve izah etme imkansızlığından… Bu kadar çok sebeple zor olan bir mevzuda, derinliğine izah çabasına girmeyeceğimizi ifade edelim. Okumaya devam et

Share Button

KUR’AN İLİMLERİ MECRASI

KUR’AN İLİMLERİ MECRASI

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Kur’an ilimleri mecrası, Sünnet-i Seniyyeyi de ihtiva eden “mutlak ilim” bahsini esas alır. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye hem mutlak ilimdir hem de ilmin mutlak ve nihai kaynağıdır. Bu cihetle ilmin tek ve şeriksiz kaynağıdır. Tevhid bahsinde, nasıl ki açık veya gizli şekilde başka bir ilah edinmek men edilmiştir, onun gibi İslam ilim telakkisinde de kaynak vahdeti vardır ve şeriki olmayan kaynak, “mutlak ilim” olmak cihetiyle Kitap ve Sünnettir. Okumaya devam et

Share Button

TASNİF YOKSA “İTİMAT MERCİİ” YOKTUR

TASNİF YOKSA “İTİMAT MERCİİ” YOKTUR

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İlimlerin tasnifinin bize kazandıracağı mühim meselelerden birisi de “itimat mercii” bahsinin tespitidir. Malum olduğu üzere tasnif üstü tasnif olarak tespit ettiğimiz ana mikyasımız, “Mutlak İlim-Nispi İlim” meselesidir. Mutlak İlim bahsi aynı zamanda “iman mevzuu”, Nispi İlim bahsi ise “itimat mevzuu”dur.
Üst tasnif olarak tespit ettiğimiz Mutlak İlim-Nispi İlim mikyası, iman ve itimat mevzuunun ana tertibini göstermekle birlikte, itimat mevzuunun daha teferruatlı tasnif ve tespitlere ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

ANA TASNİF, İLİM MECRALARI

ANA TASNİF, İLİM MECRALARI

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Bilgi ve ilim üç merkezden uzaklaşmayacak, bunlara karşı istiklalini ilan etmeyecektir. Birincisi, yani temel kaynağımız olan Mutlak İlim, ikincisi insan, üçüncüsü varlıktır. Bilgi ve ilim, bu üç merkez ile münasebetini sıhhatli tutmalı, bu merkezlerle irtibatını muhkem şekilde kurmalıdır.
Mutlak İlim ile irtibatını kesen ilim, hem ana kaynağını hem de hakikat arayışını kaybeder. Hakikat arayışı ilmin nihai maksadıdır, bu maksadı kaybeden ilmin ilk olarak “niçin” sorusunu unutur. “Niçin” sorusunu kaybeden ilim, “nasıl” sorusuyla baş başa kalır ki, “nasıl” sorusunun cevabından başka maksadı kalmayan ilim, “mümkün olan yapılmalıdır” hükmünü baş tacı yapar. Bugün batıda gelişen “pozitif bilim mecrası”, iki sorunun birini kaybetmiştir. O kadar ki, bilim adamları, “bilim niçin sorusunun cevabını araştırmaz” diyecek kadar azgınlaşmış ve mahrumiyetin farkına bile varmaktan aciz hale gelmiştir. Batı, “niçin” sorusunu felsefeye tevdi etmiş, bilimden kovmuş, felsefede krize girdiği için tek kanatlı (sorulu) bir telakkiye mahkum olmuştur. “Mümkün olan yapılmalıdır” anlayışı bilimin bünyesine bir zehir gibi nüfuz etmiş, nükleer, biyolojik, kimyevi silahlar gibi toplu imha teknolojisi geliştirilmiş, kullanılmaktan da imtina edilmemiştir. Okumaya devam et

Share Button

TASNİF YOKSA TERKİP MÜMKÜN MÜDÜR?

TASNİF YOKSA TERKİP MÜMKÜN MÜDÜR?

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İhtisaslaşmanın zirveye çıktığı günümüzde bilginin derlenip toparlanması acil ihtiyaç haline geldi. İhtisaslaşma, kendinden beklenen faydaları üretti fakat orada durmadı, teferruata kadar inen bir ihtisaslaşma bilgiyi dağıttı. Batı bilgi telakkisi, kendi içinde dağılmaya başladı, toparlayacak bir merkezi anlayış ve düşünüş yolu da kalmadı. Felsefe bilgiyi nispeten bir arada tutuyordu, felsefi krizin başladığı (yaklaşık) bir asırdan beri bilgi her türlü merkezini kaybetmeye başladı. Bugünün dünyası, tam bir bilgi kaosu içine düştü.
Batı bunu bir müddet dert etmedi, nasıl olsa bilgiyi kendisi üretiyordu ve kendi uygarlık ve kültürünün eseriydi. Onunla dünyayı işgal ediyor, onunla dünyayı sömürüyor, onunla kendine asalet satın alıyordu. Ne var ki bilgi kaosu, yirminci asrın sonlarına doğru batıyı da vurmaya başladı. Savruk bir şekilde dünyaya dağılan bilgi, başka kültür iklimlerinde kullanılmaya, geliştirilmeye başlandı ve batıya mermi olarak dönmeye başladı. İktisadi manada mermi, askeri manada mermi, diplomatik manada mermi ila ahir… Okumaya devam et

Share Button

DÜNYA BİLGİ MÜKTESEBATINI İHATA EDECEK TASNİF

DÜNYA BİLGİ MÜKTESEBATINI İHATA EDECEK TASNİF

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

İlimlerin tasnifinde öyle bir harita oluşturmalıyız ki hiçbir bilgi vahidi boşta kalmasın, hiçbir bilgi vahidi yerini aramak zorunda kalmasın, hiçbir bilgi vahidi yerinden şikayet etmesin, hiçbir bilgi vahidi konulduğu yerde aykırı durmasın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, hiçbir bilgi veya ilmin idrak ve izahı imkansız hale gelmesin, hiçbir bilgi ve ilim birbiriyle tezat teşkil etmesin ve çatışmasın, hiçbir bilgi ve ilim kendin maksatsız ve boşlukta bulmasın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi ve ilim dalı, bulunduğu yer itibariyle kendini izah etmiş olsun, sadece bulunduğu yer bile bir “izah” halini alsın. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi başka bir bilgi vahidini ve ilim dalını, her ilim dalı ise içinde bulunduğu mecrayı ikmal etsin, büyük terkibi (medeniyet tasavvurunu) inşa etsin. Öyle bir tasnif yapmalıyız ki, her bilgi vahidi bir diğerini, her ilim dalını başka bir ilim dalını ihtiyaç haline getirsin, asla birbirinden müstakil hale gelmesin ve büyük fikri örgüyü nakış nakış dokusun.
* Okumaya devam et

Share Button

Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si…

Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si…

Ahmet Cevdet Paşa, İslâm medeniyetinin bedeviyetten hadariyete geçerek tekamül ettiğini söyler ve İbn-i Haldun’un medeniyet teorisinden hareketle medeniyeti toplumların devamlı değişerek geçti¬ği bir merhale olarak târif eder.
Batı medeniyetinden alınan ilimleri ve bunların metodlarını “usûl-i cedide” ile almak gerektiğini savunur. Bu metoda karşı çıkanları, bütünüyle eski durumu savunanları “mutaassıp” ve “efkâr-ı atîka eshâbı” ifadesiyle tenkid eder: “Fikir üreteceksek asra uymalı ve asra mütehammil olmalı.”
Okumaya devam et

Share Button

BİLGİYE MÜHÜR VURMAK; “İLİMLERİN TASNİFİ”

BİLGİYE MÜHÜR VURMAK “İLİMLERİN TASNİFİ”

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Çerçevesinden koparılmış bilgi serseri mayın gibidir. Akl-ı Selimi kaybeden Müslümanlar, İslam’ın ilme verdiği kıymetten dolayı, hiçbir idrak usulü ve bilgi süzgeci kullanmadan her türlü bilgiye meyletmeye başladılar. Hiçbir tertip ve tasnif kaygısı çekmeden, çerçevesinden koparılmış bilgilere muhatap olanlar, ukala ukala “Hikmet müminin yitik malıdır, Çin’de de bulsa alır” mealindeki mukaddes ölçüyle her türlü bilgiyi makbul hale getirdiler. Oysa bilgi kaosu en büyük kaoslardan biridir ve halli de kolay ve ucuz yoldan mümkün değildir. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ

İLİMLERİN TASNİFİ

(Terkip ve İnşa dergisi 5. sayı)

Son birkaç asırdır bilgi üzerindeki hakimiyetimizi yitirdik, batının hakimiyetine giren bilgi başka bir tasnif ve başka bir telakki ile üretilmeye, istimal ve suiistimal edilmeye başlandı. Bizim (Müslümanların) bilgi alanından geri çekilmesi, batının da çok yoğun bir bilgi üretim sürecine girmesi, bilgi ile irtibatımızı sığlaştırdı. Bilgiyi üretecek müessesemiz (medresemiz) yoğuracak bir teknemiz (temel anlayışımız) kalmayınca, bilgi üzerinde hakimiyet kurmak bir tarafa batının ürettiği bilginin oyuncağı olduk. Batının bilgi ve ilim telakkisini sarih veya zımni şekilde kabul etmekten doğan zafiyet, bilginin kaynaklarına yönelmemizi, üretim süreçleriyle ilgilenmemizi engellediği için, ilimlerin tasnifi ve bilginin terkibi gibi temel meseleler “mevzu haritamızdan” çıktı. Okumaya devam et

Share Button