İLMİN ZİRVESİ “İNSAN İLMİ”

İLMİN ZİRVESİ “İNSAN İLMİ”

(Terkip ve İnşa Dergisi 6. sayı)

Kainattaki en muhteşem varlık insandır. Eşref-i mahlukat olan insan aynı zamanda “ahsen-i takvim” üzere yaratılmıştır. En güzel kıvam, yani en güzel terkip üzere yaratılmış ve en şerefli, en kıymetli varlık olarak tavsif edilmiştir. Bu hususiyetinden dolayıdır ki, kendisine Mutlak İlim gönderilmiştir. Mutlak İlim, yani Allah Azze ve Celle’nin ilminden ilim verilmiştir, yani Kur’an-ı Kerim insana gönderilmiş, insan için yeryüzüne nüzul lütfunda bulunmuştur.
Kainatta insan denen varlık kadar girift bir terkip yoktur. Maddedeki özellikleri keşfeden insan hayretten dilini yutacak hale gelmiş, ne hazindir ki kendini keşfetmeyi unuttuğu birkaç asırdan beri kendine hayret etmeyi bırakmıştır. Madde dahi insan nam varlıkta bir boyut olarak mevcuttur ve maddenin de şeref kazandığı terkip kıvamı insandır. Maddenin ufku insan terkibinde ulaştığı giriftliktir ve madde hiçbir varlıkta, insanda olduğu kadar kıymetli bir terkip unsuru olmamıştır. Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN ŞAHİKASI “HAKİKAT İLMİ”

İLİMLERİN ŞAHİKASI “HAKİKAT İLMİ”

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Mutlak İlim (Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye) muhakkak ki tevhid ilmidir, çünkü “Tek” olandan gelir ve O’nun “tek” olduğunu beyan eder. Öyleyse Mutlak İlmin tefsirinden ilk keşfedilecek ilim mecrası, Tevhid ilimleri mecrasıdır. Tevhid ilimleri mecrasının ise zirvesi, “hakikat ilmi”dir. Bu manada Mutlak İlim bizzarure hakikat ilmidir.
Tevhid ilimleri mecrası, öncelikle Mutlak İlmin sahibini, sahibinin isim ve sıfatlarını izah eder. Sahibini (Allah Azze ve Celleyi) anlatmayan Mutlak İlim, muhatabını (insanı) anlatmış olamaz. Bu sebeple Mutlak İlmin “mevzu haritasının” zirvesinde, “tevhid” bahsi vardır, başka türlü bir mevzu haritası ve listesi hazırlamak, Allah Azze ve Celle’nin dinin mutlak surette yanlış anlamak olur.
Hakikat ilmi, tevhid ilimleri mecrasının terkip ilmidir. İlmin hakikati, muhakkak ki hakikat ilmidir. Tevhid ilimleri mecrası ve onun zirvesi ve terkibi olan hakikat ilmi yoksa ilimden bahsetmek, bilgiyle çelik çomak oynamak cinsinden bir gevezeliktir.
* Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ VE TETKİK İLİMLERİ

TERKİP İLİMLERİ VE TETKİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Türkiye’de ilimlerin tasnifi bahsi hatırlanmadığı için, maarif nizamı (eğitim-öğretim sistemi diyorlar) gelişigüzeldir ve hiçbir nizami altyapıya sahip değildir. Oysa maarif telakkisinin ve nizamının altyapısını oluşturan harita, ilimlerin tasnifidir. İlimlerin tasnifini yapmadan hangi okulu, hangi bölümü neye göre kuracağınızı ve orada neyin tahsilini yapacağınızı nasıl bilebilirsiniz?
Mevcut bilim telakkisine göre biyoloji temel (tetkik) bilim, tıp ise onun tatbik bilimidir. Bu durumda biyoloji tıbbın üstündedir, hem kıymet olarak hem de kaynak olarak… Fakat ülkedeki duruma bakıldığında, tıp bilimi biyolojiden çok daha kıymetli hale gelmiştir. Sebebi malumdur; biyoloji temel bilimlerden olduğu için doğrudan tatbik alanı yoktur, tıp ise biyolojinin tatbik bilimlerinden biridir, tatbik bilimi ise bir meslek haline gelmiş ve itibar kazanmıştır. Mesleklerin (ve tatbik bilimlerin) kaynağı temel bilimler olmasına rağmen, tatbik bilimlerin daha fazla kıymetli hale gelmesi, ülkede bilimin olmadığı, bilime itibar edilmediği manasına gelir. Bunun mühim sebeplerinden birisi hiç şüphesiz ilimlerin tasnifi yapılmadığı için temel bilimlerin tatbik bilimlerden daha “üstün” olduğuna dair bir kültür oluşmamasıdır. Okumaya devam et

Share Button

MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ

MAARİF NİZAMI VE TERKİP İLİMLERİ MEDRESESİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

İlimlerin tasnifini yapmak, aynı zamanda İslam maarif davasının ana haritasını çizmektir. İslam maarif nizamı, ilimlerin tasnifinde kullandığımız yatay ve dikey istikametler dikkate alınarak inşa edilir. Önce dört ilim mecrası olan “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası”, “Müspet ilimler mecrası” olarak yatay tasnif esas alınır ve bunlar için medreseler kurulur. Sonra bunların içinde dikey tasnif olan “Terkip ilimleri”, “Tetkik İlimleri”, “Tatbik ilimleri” mertebeleri dikkate alınarak üç seviyede medrese kurulur. Bu medreseler ilim tahsili ile ilgilidir ve ilim adamı yetiştirmek için kurulur. İlim ve tefekkür istidadına malik olmayanlar, “Meslek ve zanaat mektebine” gider. Bu medreselere talebe hazırlamak ve temel talim ve terbiyeyi gerçekleştirmek üzere “İlk mektepler” ve “Orta mektepler” kurulur. Okumaya devam et

Share Button

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

“Mülk Allah’ındır” hakikati, muhakkak ki bilgi (ve ilmin) Allah Azze ve Celle’ye ait olduğunu gösterir. Allah Azze ve Celle, sonsuz ilim sahibidir ve O’nun ilmi, kendi kudretiyle mütenasip olarak zatına aittir ve “öğrenilmiş bilgi” değildir.
Allah Azze ve Celle, kendi sonsuz ilminden ne verirse, insan ancak o kadarını öğrenme ve idrak etme imkanına sahiptir. Allah Azze ve Celle, bir taraftan “bilinebilirlik” sınırını takdir etmiş diğer taraftan insanı bilme ve idrak istidatları ile teçhiz etmiştir. Sonsuz ilminin bilinebilirlik sınırı insanlık sınırını, insanların her birine ihsanen tahsis ettiği bilme ve idrak istidatları ise ferdi sınırı tespit etmektedir. Her insan, bilinebilir mahiyet taşıyan ve müsaade edilen bilgilerin tamamını öğrenme ve idrak etme iktidarında değildir, her ferd, kendi bilme ve idrak etme istidatlarıyla mahdut bir ufka (sınıra) sahiptir. Bu nokta, Mutlak İlim ile nispi ilimlerin birbiriyle karşılaştığı hale tekabül eder, yani Mutlak İlim ortadadır ve tespit edilmiştir lakin onu muhatap olan insan, illet, zafiyet ve acziyet ile maluldür ki kendi bilme ve idrak istidatlarıyla mahduttur.
* Okumaya devam et

Share Button

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

TEVHİD VE VAHDET ÇERÇEVESİNDE BİLGİ BAHSİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

“Mülk Allah’ındır” hakikati, muhakkak ki bilgi (ve ilmin) Allah Azze ve Celle’ye ait olduğunu gösterir. Allah Azze ve Celle, sonsuz ilim sahibidir ve O’nun ilmi, kendi kudretiyle mütenasip olarak zatına aittir ve “öğrenilmiş bilgi” değildir.
Allah Azze ve Celle, kendi sonsuz ilminden ne verirse, insan ancak o kadarını öğrenme ve idrak etme imkanına sahiptir. Allah Azze ve Celle, bir taraftan “bilinebilirlik” sınırını takdir etmiş diğer taraftan insanı bilme ve idrak istidatları ile teçhiz etmiştir. Sonsuz ilminin bilinebilirlik sınırı insanlık sınırını, insanların her birine ihsanen tahsis ettiği bilme ve idrak istidatları ise ferdi sınırı tespit etmektedir. Her insan, bilinebilir mahiyet taşıyan ve müsaade edilen bilgilerin tamamını öğrenme ve idrak etme iktidarında değildir, her ferd, kendi bilme ve idrak etme istidatlarıyla mahdut bir ufka (sınıra) sahiptir. Bu nokta, Mutlak İlim ile nispi ilimlerin birbiriyle karşılaştığı hale tekabül eder, yani Mutlak İlim ortadadır ve tespit edilmiştir lakin onu muhatap olan insan, illet, zafiyet ve acziyet ile maluldür ki kendi bilme ve idrak istidatlarıyla mahduttur.
* Okumaya devam et

Share Button

İHTİSASLAŞMA VE BİLGİDE KAOS

İHTİSASLAŞMA VE BİLGİDE KAOS

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Bilgi ile insan arasındaki münasebetin birkaç mühim hususiyeti var. Mesela üretilmiş bilgiyi öğrenmek ile bilgi üretmek birbirinden çok farklı hususiyetler taşır. İdrak, zaten üretilmiş bilgiyi yeniden üretmektir, üretilmiş bilgiyi yeniden üretecek zihni ve kalbi iklime sahip olacak derecede anlamamış olmak, sadece öğrenmektir. Ve tabii ki üretilmiş bilgiyi idrak ederek yeniden üretebilmekle, yeni bir bilgi üretmek de birbirinden çok farklıdır. Hal böyle olunca, bilgi ile insan arasındaki münasebetler; ezberleme, öğrenme, idrak etme, terkip etme, inşa etme süreç ve safhalarını takip eder. Öyleyse meseleye bu usulü takip ederek bakmak en sıhhatli olanıdır.
* Okumaya devam et

Share Button

İHTİSASLAŞMA VE TERKİP İLİMLERİ

İHTİSASLAŞMA VE TERKİP İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

İhtisaslaşma, bilgide yoğunlaşma olarak oraya çıktı ve şüphesiz ki birçok faydası vardı. Gerçekten batıda son birkaç asırdır ihtisaslaşmadan kaynaklanan çok sayıda fayda elde edildi. Bir bilgi alanında ihtisaslaşmak, bilgiyi o alanda tatbik etmeyi kolaylaştırdı, bilgiden ve onun tatbikinden elde edilen fayda azami seviyeye çıktı. İhtisaslaşmanın birtakım faydaları olduğunu tartışmak beyhudeydi. Okumaya devam et

Share Button

BÜTÜN FİKRİ VE EKLEKTİZM

BÜTÜN FİKRİ VE EKLEKTİZM

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Hakikat yekparedir, tüm alemleri kuşatır. Bütün zamana ve mekana şamildir. Hakikatin ta kendisi olan İslam, dolayısıyla hayatı tüm üniteleri ile kuşatır, çünkü Allah’ın dininde boşluk ve zafiyet yoktur. “Kurucu şahsiyet”lerin öncülüğünde, mutlak ilim merkezli, akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim eksenli olmak üzere hayatın tüm alanları inşa edilir. Kurucu şahsiyetler hayatı inşa ederken; akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim ile “mutlak ilme” bağlıdırlar. Hayatın inşası meselesi de dünya görüşümüzde olduğu gibi hakikate ayarlıdır, bu sebeple yekpare, yeknesak ve müstakildir. Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ YOKSA EKLEKTİZM KAÇINILMAZDIR

TERKİP İLİMLERİ YOKSA EKLEKTİZM KAÇINILMAZDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Yaşadığımız çağın derin ve girift kaosu eklektizmi kaçınılmaz hale getirmiştir. Kaosun en büyük kısmı bilgi dünyamızda yaşanmakta, zaten diğer kısımları da bilgide yaşadığımız kaostan kaynaklanmaktadır. Bilgide yakalandığımız kaos, hayatımızı altüst etmiş, hayat kaosa sürüklenince bilgideki kaos daha da derinleşmiştir.
Bilgi kaosunun hem sebepleri çoktur hem de neticeleri… En mühim neticelerinden birisi ise, eklektik düşünce dünyasını üretmesi ve kesintisiz şekilde de beslemeye devam etmesidir. Ümmetin eklektik düşünce girdabına yakalanmasının en mühim neticelerinden birisi ise, en sapık anlayışların bile kendilerini “Sahih İslam” olarak pazara sürebilme vasatının oluşmasıdır. Mesele, bir saniye bile ihmal edilemeyecek kadar mühimdir.
* Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ

TERKİP İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Her ilim dalı bilgi ve tefekkürü muhtevidir. Tefekkür sıfırlandığında kuru bilgi kalır ki, o takdirde ilim (ki artık ilim değildir) tekrardan ve nakilden ibaret hale gelir. Bilginin nakli ve tekrarı, idrake ihtiyaç duymadan ezberleme ve öğrenme yoluyla mümkündür. İlim, bilginin idrak ve imal sürecinin adıdır. İdrak ve imal yoksa ilim yoktur.
Tefekkür (idrak) faaliyetinin en mühim neticesi “terkip” etmektir. Terkip etmeyen idrak etmemiştir, en fazla idrak sürecindedir, yani talebedir. Terkip istidadı, maksadı ve cehdi olmayanlar, ilim adamı değildir, asla olamazlar. Onların işi ezberlemek ve öğrenmektir ki, insan cinsi, ezberleme ve öğrenme ameliyesinin itiyatlarını beş-altı yaşlarında edinmektedir. Yani ezberleme ve öğrenmenin akıl yaşı en fazla ondur. Zihni faaliyeti, en fazla ezberleme ve öğrenme seviyesinde yürüten akıl, (akıl yaşı itibariyle) on yaşında donmuş kalmıştır.
* Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİ VE TERKİP İLİMLERİ

İLİMLERİN TASNİFİ VE TERKİP İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Önceki (5.) sayıda üzerinde durduğumuz “ilimlerin tasnifi” bahsini Fikirteknesi külliyatındaki tasnif üzerinden tetkik ettik. Yeni yapılmış başka bir tasnif olmadığı, en azından bizim bilgimiz dahilinde bulunmadığı için, hem teklifimizi sunmak hem de bir mecra açmak için Fikirteknesi külliyatının izinden gitmeye devam ediyoruz. Okumaya devam et

Share Button