TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 32. SAYI -TAKDİM YAZISI-

TAKDİM
“İnşa sürecinin tatbikat devri”… Bir nevi, topyekun tatbikattır. Bir Müslümanın namaz kılması da İslam’ın tatbikatına dairdir, yalnız kıldığında ferdi tatbikat, cemaatle kıldığında içtimai tatbikat… Burada bahsini ettiğimiz tatbikat devri; şahsiyet, cemiyet ve devlet çapında tatbikattır. Öyleyse meseleyi devlet merkezinde ele almayı gerektiren bir mevzu üzerindeyiz.
İslam; hiçbir şeyi bir diğeriyle irtibatsız şekilde ele almamış, hiçbir varlık veya mevzuu müstakil olarak görmemiştir. Bu külli kaide mucibince devlet bahsi; şahsiyet ve cemiyet ile birlikte medeniyet mevzuunu da ihtiva edecektir.
*
“İnşa sürecinin tatbikat devri, yani İslam Devleti”… Kapak konusunun bu olması daha isabetli olacaktır. İslam Devleti… Ne zamandır konuşmadığımız, neredeyse unutulmaya terk ettiğimiz temel mevzularımızdan birisi. Bir ülkeyi Müslümanların idare etmesinin kafi sayıldığı bir devirde yaşıyoruz, bu durum çok sarsıcı bir kırılma. Önceleri bunun bir geçiş süreci olduğu hususunda ittifak vardı, şimdi öyle görünüyor mu? Yoksa geçiş devri, kalıcı hale mi geldi? Artık İslam Devleti mevzumuz yok mu? Okumaya devam et

Share Button

Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz

Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz

Dergiler, kitapların uç beyleridir. Yazılacakların fütühatına çıkar ve zihnî ön tâlime hazırlık yaptırır. Kitaplar, mevzu ve meseleleri yekpâre olarak nizama sokar, dolayısıyla kalıcıdır. Dergiler ise, edebî ve fikrî cephedeki oluşları teri soğumadan haber verir ve dolayısıyla zihnimizin ön hazırlığı bakımından faydalıdır. Bundandır ki “iyi” dergileri okumak lâzım.

SEMERKAND dergisi ağustos 2017 sayısında Ali Yurtgezen hoca T. Ziya Ergunel müstearıyla yazdığı “Bayram o Bayram Olur” adlı yazısıyla, iki bayramımızdan ikincisinin yaklaşması dolayısıyla bayram anlayışının pek de yazılmayan bir veçhesine temas ediyor. Bayramımızı Kur’ânî mânasıyla idrak etmek için bu yazıdan bâzı kısımları okuyucularımızla paylaşmak istiyorum:
Okumaya devam et

Share Button

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 29. SAYI FİHRİSTİ

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 29. SAYI FİHRİSTİ
(KAPAK KONUSU; İNŞA FİKRİ)

FİHRİST
Takdim Editör 3
İnşa fikri ve usulü Haki DEMİR 5
Büyük Doğu ve İnşa fikri Prof. Dr. Veysel ASLANTAŞ 10
Medrese-inşa-tatbikat Ebubekir Sıddık KARATAŞ 12
İnşa fikrine neden ihtiyacımız var Ömer Faruk SANCAKTAR 14
İhtilal fikri Mehmet Emin KONYALI 17
İnşa fikri ve ihtilal fikri Hasan Hüseyin TUNÇ 19
İnşa fikri, çağın fikridir Ayhan KARATAY 22
İnşa fikrindeki temel savrulma Cahit KARADEMİR 24
İrfanımızda hüma kuşu yahut himmet hümaları Ahmet Doğan İLBEY 26
Mazi, hal ve istikbal tasavvurunda inşa fikri A. Bülent CİVAN 28
İnşa fikri ve kurucu şahsiyet Ünal YILMAZ 30
Kurucu şahsiyet Necip Fazıl TOPRAK 32
Dünya görüşü ve kurucu şahsiyet Osman Kürşat BUHARALI 35
Kurucu şahsiyette yirminci asır çıkmazı Baybars OĞUZHANOĞLU 37
Anlama gayreti yahut problemi Büşra Nur DEMİR 39

Share Button

15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır

15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır

15 Temmuz, Millî Mücadele ruhuyla bombalara karşı bayraklarla sokakları tutan, iman dolu göğsüyle tanklara karşı duran Müslüman Türk milletinin gözü dönmüş darbeci generalleri mağlûp edişidir. Tarih, bu şanlı müdafaayı böyle yazacak.

15 Temmuz, Türk Ülkesi’ni içeriden ve dışarıdan ele geçirmeye kalkışan hainlere karşı, “Öz yurdumda garip, öz vatanımda parya olmayacağım” nârâsının atıldığı gündü.

Zaman, omuz omuza verme zamanıydı. Necip millet direniş ve diriliş ruhunu gösterdi o gece. Meydanlara akın eden millet çocukları tankların önüne yattılar, “Bizi ezip geçmeden bu ülkede darbe yapamazsınız” dediler.
Okumaya devam et

Share Button

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

TATBİK VE İNŞA FİKRİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İslam’ın anlaşılmasına mani olan çok sayıda zihni bariyer var. Bunlardan birisi de terkip, tatbik, inşa gibi bahislerin idrak süreçlerine dahil olmadığı vehmidir. Aslında idrak nedir, hangi sürece tabidir, hangi safhaları bulunmaktadır türünden soruların bile gündeme gelmediği, bu sebeple anlamanın tarifinin bile yapılmadığı bir dönemde bu, beklenen bir seviyesizliktir. Zihni süreçlerin; ezberleme ve öğrenme, anlama ve keşif, tecrit ve terkip gibi yukarıya doğru irtifa kazandıran güzergahı, oradan aşağıya doğru ise inşa, tatbik, tecrübe gibi bir güzergahı olduğunu bile bilmiyoruz. Bunun aynı zamanda bilgi deveran haritası olduğunu, tecrübe ile biten deveranın tekrar başladığını, hem tatbikatla elde edilen tecrübenin doğru-yanlış cetvelinde test edilmesi hem de daha derinlere nüfuz için ihtiyaç duyduğumuzu, duymamız gerektiğini fark bile edemedik. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

TATBİK İLİMLERİNİN BAĞIMSIZLAŞMASI

(TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 8. SAYI)

Tatbik ilimleri hayatla doğrudan temas halindedir, hayatın altyapısını inşa eder. Hayatla temasının yoğunluğu ve şekil bilgisi ağırlığı sebebiyle, anlaşılması kolaydır, tatbiki birçok kişi tarafından yapılabilir mahiyettedir. Zaten tatbik ilimleri olması, ilmin ve her türlü bilginin tatbik edilebilir hale getirilmesi, tatbikini mümkün kılacak şekilde tertip edilmesini gerektirir. Bu hususiyeti, hem anlaşılmasını hem de tatbikatını kolaylaştırır.
Anlaşılması ve tatbikatının kolaylaştırılması, halkta ve hayatta yaygınlık kazanmasına sebep olur. Maksat da budur zaten, mümkün olduğunca cemiyetin her ferdinin anlaması ve tatbik etmesi hedeflenir, böylece halk ve hayat ilim ile irtibat kurmuş olur. Ne var ki tüm bu özellikler, tatbik ilimlerin aşırı bir itibar kazanmasına sebep olur, tetkik ve terkip ilimlerinden daha fazla muhatabı olduğu, doğrudan tatbik edilebildiği, onunla mesela para kazanılabildiği, makam sahibi olunabildiği için, itibar ve kıymet şişmesi yaşar. Bu hususiyet, tatbik ilimlerinin tabiatından kaynaklanan bir tenakuzdur, tatbik edilebilmesi için kolaylaştırılmıştır, kolaylaştırıldığı için halkın diğer ilim seviyelerinden daha fazla itibar kazanmasına sebep olmuştur. Okumaya devam et

Share Button

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

TATBİK İLİMLERİ NEDİR?

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayısı)

Öncelikle “ilim”, saf manaya verilen isimdir. Bu sebeple tüm ilimlerin kaynağı olan Mutlak İlim (Kitap ve Sünnet), saf manadır. Mutlak İlmin kendi içindeki tasnifi bakımından Kur’an-ı Kerim, Allah Azze ve Celle’nin kelamı olduğu için hakikattir, yani saf manadır. Sünnet-i Seniyye ise, Mutlak İlmin kendisine inzal edildiği ve ancak O’nun taşıyabileceği hakikatin, O’nun tarafından tatbikatı, Risalet tatbikatıdır, yani saf tatbikattır. Saf mananın saf tatbikatı da, mutlak ilme dahildir.
Mutlak İlmin tatbikatı mevkiinde olan Sünnet-i Seniyye, ilimlerin dikey tasnif haritasındaki tatbik ilimlerinden değildir. Sünnet-i Seniyye, değiştirilmesi muhal olduğu, kendisinde en küçük şüphe bulunmadığı için “Mutlak İlim” çerçevesindedir. Böylece Kitap ile hakikatin muhtevası, Sünnet ile hakikatin doğrudan tatbikatı sübut bulmuştur ki, İslam bu ikisinden ibarettir. Okumaya devam et

Share Button

SADIRLARDAKİ İLİM – I

SADIRLARDAKİ İLİM – I

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İnsan, yeryüzü hilafetinin mütemmim cüzü olarak kendisine sunulan “ilm”i ancak usûlü dairesinde talim ve tatbik eylerse Cenab-ı Mevlâ’nın muradı istikametinde bir imar ve inşa mesuliyetini hakkıyla yerine getirebilecek, yeniden bir medeniyetin bânisi olabilecektir. Bizim irfanımızdaki “el-ilmü fi’s-sudûr lâ fi’s-sutûr” yani “ilim satırlarda değil sadırlardadır” mütearifesi umumi olarak ilmin usulünü hulasa eder. Bu kelam-ı kibar, ilmin mahiyetinden talim metoduna, tasnifinden tatbikine kadar pek çok manayı muhtevi olmakla şerhe muhtaçtır. Kısmetse bu sayıdan itibaren zahirinden başlayarak batınına doğru, birbirine bağlı mana mertebelerini izaha çalışmak niyetindeyiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
Okumaya devam et

Share Button

TERKİP VE İNŞA DERGİSİ 28. SAYI FİHRİSTİ

FİHRİST

Takdim///Editör
İhya usulü///Haki DEMİR
Çetin bir mesele, İhya…///Prof. Dr. Veysel ASLANTAŞ
İhya müessesesi olarak tasavvuf///İbrahim SANCAK
Müesseselerin ihyasında tasavvuf///Nurettin SARAYLI
Medeniyetimizde çınarın tasavvufi anlamı///Ahmet Doğan İLBEY
İlim telakkimizin ihyası///A.Bülent CİVAN
İhyada mana-suret münasebeti///Ünal YILMAZ
Nasıl bir ihya hareketi…///Salih Kerem TÜRK
Kitap tetkiki (İslam medeniyet tasavvuru-1-)///Ünal YILMAZ

Derginin “e-dergi” formatını istemek için
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Share Button

TATBİK İLİMLERİ

TATBİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

İlim, öncelikle insan ve varlıktan müstakildir. Bu haliyle “Mutlak İlim” mahiyetindedir ve onun adı hakikattir. Hakikat, insan ve varlıkta mahfuz değil, onlarda ancak tecelli ve tezahür halindedir. Kadim ilim müktesebatımızda “Eşyanın hakikatinin sabit olması”, eşyanın “hakikati” taşıyabileceği manasına gelmez, eşya ancak hakikatin tezahürlerinden biridir ve hakikatin ipuçlarını veren kesret cümbüşüdür. Hakikatin yolu, varlığın (mahlukatın) zirvesi olan insanın kalbi dünyasındadır ve o yola ancak ruh girebilir.
İlim, aşağıların aşağısında yaşayan insanın, yukarıların yukarısı olan hakikate ulaşması için ihsan edilmiş meratip güzergahıdır. Buna varoluş güzergahı da dense olur, hakikat güzergahı da dense olur, geldiğimiz yere avdet etmenin deveran güzergahı da dense olur. Netice olarak ilim; son tezahür safhası olan eşyadan, eşya seviyesinden, aşağıların aşağısından (dünyadan) başlayarak, önce Mutlak İlme, sonra Mutlak Varlığa ulaşmanın yoludur. Bu kadar aziz, bu kadar mukaddes, bu kadar kıymetlidir. Bu sebepledir ki, batının materyalist felsefesi üzerine bina edilmiş pozitif bilim (ilim değil) anlayışına, o anlayışın verilerine “ilim” muamelesi yapmak, ilmin son safhası olan maddi tezahürlere mahkum olmak, aşağıların aşağısına razı olmak, madde seviyesinde debelenmeyi ilmi yolculuk (inkişaf) zannetmektir. Kadimden beri ümmetin hiçbir nesli, ilmin son tecelli safhası olan maddeye, madde seviyesine, maddi tezahürlerine ilim muamelesi yapmamış, ilmi basit (maddi) bilgiden ibaret görmemiştir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Mevzu haritası, bilgi sahasının tesviyesidir. Bilgi sahalarının ilmi çerçeveye alınabilmesi, ilim dallarına tevzi edilmesi, ilim dallarının temellerinin atılması, yeni ilim dalına ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için hazırlık çalışmasıdır. Mevzu haritası, terkip ilimlerinin murakabesi altında tetkik ilimleri tarafından hazırlanacak bir saha taramasıdır.
Bir bilgi sahasının mevzu haritası hazırlanmadığında orada ilim binası inşa edilemez. Mevzu haritası bir manada ilim dalının mimari haritasıdır, o harita yoksa inşaatın başlatılmasında fayda yoktur. Üst üste ve yan yana dizilen malzemelerle (bilgilerle) ilim sarayı ortaya çıkmaz, olsa olsa bir gecekondu vücut bulur. Oysa bilginin ilim hali, muhteşem bir saraydır. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

TETKİK İLİMLERİNDE İHTİSASLAŞMA NASIL OLMALIDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Batıdaki ve onun kötü bir kopyası olan Türkiye’de ihtisaslaşma, ilim adamı yetiştirmek yerine cahil yetiştirmeye başladı. Bir bilim (ilim değil) dalında ihtisaslaşan bilim adamı (mesela profesör), diğer tüm bilim dallarına körleşti. İhtisas sahalarının binlerce olduğu hatırlanırsa, bir profesörün ne kadar cahil olduğu mukayeseli olarak anlaşılır.
Yüzlerce bilim dalına ilkokul talebesi kadar uzak olmak, insanı bilim adamı yapabilir ama asla ilim adamı (alim) yapmaz. İslam’ın ilim telakkisi ve alim şahsiyet terkibi ile batı bilim telakkisi ve bilim adamı kişiliği arasındaki mühim farklardan birisi budur. Peşin olarak söyleyelim ki, hiç kimse bilgi müktesebatının artmasından dolayı birçok bilim dalında tahsil imkanı olmadığından bahsetmesin. Bu itiraz, sadece ataletin ve konforun neticesidir.
* Okumaya devam et

Share Button

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

İLİMLERİN TASNİFİNİN ALTYAPISI TETKİK İLİMLERİDİR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifi, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutlu olarak yapılmıştır. Yatay boyut, dört ilim mecrasını tespit etmiş, dikey boyut ise üç mertebeyi esas almıştır. Yatay boyut ana ilim mecralarını göstermektedir, bu da kainattaki dört ana mevzua denk gelir; Kur’an ilimleri mecrası, Tevhid ilimleri mecrası, Beşeri ilimler mecrası, Müspet ilimler mecrası… Dikey tasnif ise; terkip ilimleri, tetkik ilimleri, tatbik ilimleri şeklindedir.
Terkip ilimleri, her ilim mecrasının zirvesinde oturan bir adet terkip ilminden ibarettir, dört ilim mecrasını temsil etmek üzere toplam da dört adettir. Fakat tetkik ilimleri, her ilim mecrasının zirvesindeki bir adet terkip ilminin altında olmak üzere çok sayıdadır. Bu sebeple ilimlerin tasnifinin teferruata doğru devam eden haritası tetkik ilimlerindedir. Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

TETKİK İLİMLERİ KEŞİF MAHARETİ VE NEVZUHUR DÜŞÜNCELER

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Keşif meselesi, özü itibariyle girift ve çetin bir mevzudur. Keşif, tombala çeker gibi meçhule uzatılacak bir elin gelişigüzel yakaladığı herhangi bir şey değildir. En azından Müslümanlar için böyle değildir, zira Müslümanlar tevhide (hakikate) iman etmişlerdir. Kainatta, sınırsız sayıda batıl olmasına karşın, bir tane hakikat vardır. Tombala veya zar atmak, bizim için keşif değil, ancak entelektüel serseriliktir.
Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyedeki bir mana ve hikmetin keşfi, lügat karıştırarak bir şeyler yakalamaktan ibaret değil, o şeyin kainattaki tecellisini, insandaki tezahürünü, hayattaki tatbikatını da bulmak; varlık, insan ve hayat bahislerinden mürekkep mana ve hikmet keşfini yapmaktır. Kitap ve Sünnetten, etimolojik tahlillerle keşfedildiği zannedilen hikmet, insanda aksi tesir, hayatta yanlış netice veriyor. Bunu dert etmeyenler ise entelektüel serserilik yapmaya devam ediyor. Okumaya devam et

Share Button

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

İLMİ İNKİŞAFIN EMNİYETLİ ÇERÇEVESİ

(Terkip ve İnşa Dergisi 7. sayı)

İlmin, herhangi bir zaman dilimindeki mevcut hali, emniyetli halidir. Zira mevcut hal, kadimden beri murakabe ve muhasebe edilmiş, tenkit ve tazirlere karşı mukavemet kazanmış, tatbikat ve tecrübe ile harmanlanmıştır. İlmin mevcut haliyle iktifa etmek gerektiğinde mesele yoktur, mesele inkişaf ve terakkide ortaya çıkar.
İlmin emniyetli hali, zaman zaman keşif hamlelerinden uzak durma hissini uyandırır. Zira emniyet, hafife alınacak ihtiyaçlardan değildir. Ne var ki sübut, sükuttur (düşmedir). Sübut eden zamandan aşağı sükut eder, zamanın dışına savrulur. Emniyetli halde sübut, bir müddet sonra o hali emniyetsiz kılar. Çünkü sübut çürütür, çünkü sübut atalettir. Bu sebeple inkişaf ve terakki zarurettir. Okumaya devam et

Share Button

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

TERKİP İLİMLERİ YOKSA TETKİK İLİMLERİ ANLAMSIZDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Kalb ve aklını hakikate teslim etmiş bir ümmetin bilgi ile münasebeti, şüphesiz ki vahdet ve tevhid üzeredir. Kainat, kesret alemidir, kainata ait bilgiler de kesretten ibarettir. İmtihan da zaten hakikati itibariyle kesretten vahdet ve tevhide ulaşmaktır.
Terkip ilimleri, bilgide vahdeti, imanda tevhidi gerçekleştirmenin ilmi çerçevedeki zirvesidir. Mutlak İlim olan Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Resulullah, Lailaheillallah kelime-i tevhidinin izah ve tatbikatından ibarettir. Müntehası tevhide ulaşmayan her yol batıldır, bu sebeple İslam ilim telakkisindeki herhangi bilgi vahidi, bilgi evrenimizdeki irtibat ağıyla tevhide ulaşır. Bunun dışındaki her bilgi ve bilgi örgüsü batıldır. Okumaya devam et

Share Button

İSLÂM MEDENİYETİNDE MÛSİKÎ “HİKMETTEN BİR CÜZDÜR”

İSLÂM MEDENİYETİNDE MÛSİKÎ “HİKMETTEN BİR CÜZDÜR”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimiz s.a.v.’ın Sünnet’inden neşet eden İslâm medeniyetinin sanata bakışı İslâm’ın dünya ve âhiret anlayışından doğmuştur.
Bu imânî sebepledir ki İslâm medeniyetine mensup bir sanatçı sanatını kendi indî anlayışıyla ve benliğini yüceltmek gayesiyle icrâ etmez; haddini bilir. İcrâ ettiği sanatın Allah ve dininin ölçülerine göre olması gerektiğinin idrâkindedir. Benlik duygusu Allah’ın ulviyeti karşısında yok olmuştur.
Batılı seküler sanatçı gibi kendisini Yaradan’ın yerine koymaz. Sanat yoluyla ortaya koyduğu her şekil, ses, renk ve düşünce Allah’ın cemal sıfatından neşet eden ölçülerle uyumludur. Allah’ın güzeli sevdiğini bilir ve sanatını da bu bilgiyle icrâ ederek güzele ulaşmaya çalışır. (Diyanet İslâm Ansiklopedisi, cilt: 31, sayfa: 257-261) Okumaya devam et

Share Button

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

İLİM TELAKKİMİZ VE TETKİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Tetkik ilimleri ilim telakkimizin omurgasını oluşturur. Tetkik ilimleri İlim mecralarının dikey tasnifinde ortada yerini alır. Tetkik ilimleri, terkip ilimlerinin altyapısı görevini görür. Tetkik ilimleri tarafından elde edilen bilgiye, İslam’ın mührünü terkip ilimleri vurur. Tetkik ilimlerinin hem terkip ilimleri ile hem de tatbik ilimleri ile irtibatı vardır. Aynı zamanda tatbik ilimlerinde uygulamaya yönelik bilgi üreten keşif ve bilgi üretim merkezidir.
Tetkik ilimleri konusunu bir misal üzerinden anlatacak olursak, tespih tanelerini tetkik ilimleri sahası olarak düşünebiliriz. Tespih tanelerini üretilen bilgi olarak tasavvur ettiğimizde, bu dağınık haldeki bilginin bir mihraka yani imameye bağlayarak dağılmasını engellemeyi de, terkip ilimleri olarak düşünebiliriz. Terkip olmuş, kullanılır hale gelmiş bilgi(tespih) tatbik ilimler sahasında hayata geçirilecek duruma getirilir. Okumaya devam et

Share Button

BİLGİ EVRENLERİ ARASINDAKİ DEVERAN

BİLGİ EVRENLERİ ARASINDAKİ DEVERAN

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Bilginin deveranı meselesi unutuldu, oysa bilginin kendisi kadar mühimdi. Modern dünyada bilginin deveranı denilince, kitle iletişim araçlarındaki bilgi akışı anlaşılmaya başlandı. Batının bilgi işgalinin teknolojik aletleri, bilgi kirliliğini, kendi isimlendirmeleriyle dezenformasyonu, bilginin deveranı olarak piyasaya sundular, ilginçtir bu yaklaşım da genel kabul gördü. Tam da bu noktada ağır bir işgale uğradık ama bu işgalin derinliğini fark edemedik.
Bilgi deveranı meselesi vuzuha kavuşturulmalı, deveran mecraları sıhhatli şekilde tespit edilmeli, o mecralara yabancı müdahalesine asla müsaade edilmemelidir. Aksi takdirde yeni İslam çağını başlatmak, yeni tefekkür hamlesini mayalamak kabil olmayacak, batının bilgi işgali (epistemolojik işgali) altında ne yapacağımızı bilemez halde savrulup duracağız.
* Okumaya devam et

Share Button

TETKİK İLİMLERİ VE BİLGİNİN DEVERANI

TETKİK İLİMLERİ VE BİLGİNİN DEVERANI

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Bilginin deveranı hayati bir bahistir. Bilginin hareketi deveran ile kaimdir, deveran kesildiğinde hareket durur ve bilgi ölür. Deveranı duran, durdurulan bilgi diriliğini kaybettiği için, hayata (diriliğe) nüfuz edemez, tesir edemez. Bilgi hayata nüfuz etmezse, hayat da durur, ölür. Hayat ölmemek için bilgi ihtiyacını karşılamak ister, bir bilgi evrenindeki (bilgi telakkisindeki) deveran durmuşsa, hayat bilgi ihtiyacını başka bir bilgi evreninden karşılar, zira hayat kendini kaim ve daim kılmak için fevkalade bir cehde sahiptir.
Bir içtimai bünye (cemiyet) belli bir bilgi evreninden beslenerek ayakta kalabilir. İçtimai deveranın mecralarında belli bir dünya görüşünün bilgileri akmaz hale gelirse, damarlar önce suni şekilde dışardan bilgi ithal etmeye, sonra da onu kendi bünyesinde üretmeye başlar ve kendileştirir. Değişmenin temeli burada aranmalıdır. Okumaya devam et

Share Button