Etiket arşivi: TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-4-KAOS MATEMATİĞİ

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-4-KAOS MATEMATİĞİ
Yeni sosyoloji bilimi, sosyal matematik ve stratejik istihbarat konularının eksik ayağı kaos matematiğidir. Sosyal matematik ve stratejik istihbarat çalışmaları, öngörülebilir sosyal akış ritminde sözkonusudur. Kaos matematiğini biraz yeni sosyoloji bilimi içinde, biraz sosyal matematik içinde, biraz da stratejik istihbarat içinde değerlendiriyor ama bir türlü hangi alanda konumlandıracağına karar veremiyor. Bilindiği üzere, bir şeyin (konunun) hangi vahada olduğunu bilmezseniz, yani doğru vahaya (koordinat düzlemine) yerleştiremezseniz ilerleyemezsiniz.
Mevcut yeni sosyoloji bilimi, sosyal matematik bilimi, stratejik istihbarat disiplini ile bir kaosun gelip gelmeyeceğini, ne zaman geleceğini, hangi hedefleri vuracağının küçük hata paylarıyla hesaplayabilme yeteneğini kazanan teşkilat, kaos geldiğinde nasıl bir hesaplama yapacağını bilmiyor. TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-4-KAOS MATEMATİĞİ yazısına devam et

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI
Teşkilatın ciddi şekilde üzerinde çalıştığı alanlardan birisi de suni akıl programı. Suni (yapay) zeka diye nam salmış konu. Bu konu üzerinde tüm dünyanın çalıştığı malum… Ciddi ülkelerin hepsi de bu konuya büyük yatırımlar yapıyor. Kamuoyuna yansıyan haberlere fazla itibar etmeyin, gelişmiş ülkelerin hepsi de bu konuda büyük yatırımlar yapıyorlar ama gizli şekilde.
Suni zekanın önemine biraz sonra temas edelim, öncelikle “dünya suni zeka üzerinde çalışırken, teşkilat neden suni akıl üzerinde çalışıyor?” sorusunu cevaplayalım.
Muhakeme, kıyas, analiz, sentez gibi metotları kullanan zeka değil akıldır. Akıl bu metotlarla bilgiyi yoğuruyor, bilgiden yeni bilgiler üretiyor, bilgileri kategorilere ayırıyor, sonuçlara ulaşıyor vesaire. Tüm bunları yapan zeka değil, akıldır. Zeka yeni şeyler keşfedip bırakıyor, zekanın keşfettiği bilgi ve fikri değerlendiren akıldır. Bu sebeple teşkilat, üzerinde çalışılması gerekenin zeka değil, akıl olduğuna inanıyor. Zaten suni zekanın üretilebileceğine inanmıyor. TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-3-SUNİ AKIL PROGRAMI yazısına devam et

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU
Medeniyet kadrosunun oluşturulması gerekiyor. Teşkilatın elinde teknokrat kadro zengin ama medeniyet kadrosu bambaşka bir şey…Hayata vaziyet etmek mümkün oluyor, hayatı idare etmek de… Hayatı ve toplumu bir yerden başka bir yere taşımak, hayatı ve toplumu istenilen şekilde etkilemek, onlar için yönler tayin etmek, mecralar oluşturmak, havzalar kurmak mümkün. Bunun için elinde yeterli kadro var, hatta kadro fazlası da var, zaten fazlasını İslam ülkelerine serpiştiriyor. Fakat bunlardan çok ilerisine ihtiyaç duyuyor, hayatı üretmek, hayatın altyapısını oluşturmak, hayatın doğasına müdahale etmek… Bunları yapabilmek için yeni bir medeniyet inşa edilmesi gerekiyor, yani yeniden İslam medeniyeti…
Medeniyet inşa etmek, öncelikle iki şeyi gerektirir. Medeniyet tasarımı, medeniyet kadrosu… Medeniyet kadrosunu yetiştirmenin yolu da, deha eğitim merkezidir.
Problem iki noktada düğümleniyor. Birincisi, İslam dünyasının mevcut düşünce, bilim ve sanat kadrolarının kifayetsizliği, ikincisi, deha eğitim merkezinin kurulamaması… TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU yazısına devam et

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-1-DEHA EĞİTİM MERKEZİ

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-1-DEHA EĞİTİM MERKEZİ
Bir ülkenin asıl kaynağı insandır. İnsan kaynağının kaymağı da, yüksek zekalar ve özellikle de dehalardır. Bir milletin ufku dehaları tarafından oluşturulur. Milletin kıymeti de dehalarına verdikleri kıymet kadardır. Çünkü millete kıymet kazandıracak insan kaynağı dehalardır. Türkiye genel olarak iki asırdır dehalarına sahip çıkamaz oldu, son bir asırdır da (özellikle cumhuriyet döneminde) dehalarını katletti. Onları ya tımarhanelere doldurdu, ya çıldırttı ve sokaklara saldı veya batılı ülkelere kaçmalarının, batılı ülkelerin kaçırmalarının altyapısını oluşturdu. Bir devletin iki hazinesi var, birincisi dehaları ikincisi ise bildiğimiz hazine… Türkiye seksen yıldır birinci hazinesine teneke muamelesi yaptı ve onları kaybetti.
Asıl hazinesine teneke muamelesi yaptı çünkü ülkede kurulan tüm sistem, “orta zekaya” ayarlıydı. Siyasi sistemden eğitim sistemine kadar tüm alanlar, orta zeka için hazırlanmıştı, yıllarca ne üstün zekalılara bir eğitim verilebildi, ne de düşük zekalılara. Düşük zekalıların mevcut imkanlardan faydalanması için kendiliğinden orta zekaya sıçraması istendi, nasıl olacaksa… Üstün zekalılar ise “uslu çocuk” olması için sürekli baskı altında tutuldu ve zeka katliamı gerçekleştirildi. Dehalar için ne okul açıldı, ne ayrı bir eğitim sistemi geliştirildi, ne de bir hayat alanı oluşturuldu. Dehaların da normal insanlar gibi yaşaması istendi, normal insanlar gibi yaşamayan, yaşayamayan dehalara “deli” muamelesi yapıldı ve delirtildi. TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-1-DEHA EĞİTİM MERKEZİ yazısına devam et