Etiket arşivi: YENİ ŞAFAK GAZETESİ

FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI

Faruk Beşer, 17.08.2014 tarihli “İlim ve marifet” başlığını taşıyan ikinci yazısında, bu bahisleri tetkik ve aralarındaki farkı tefrik etmeye çalışıyor. Böylece bir kıymet ve mertebe tertibine gidiyor ve oradan tasavvuf ile ilgili zehrini okuyucuya zerkediyor.

Mesele mühim, hafifmeşreplik yapmaya lüzum yok. İlim bahsi de, irfan (marifet) bahsi de, aralarındaki mertebe silsilesi de fevkalade mühim.

Faruk Beşer, ilim ve marifet bahsine, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’den ilhamla giriyor;
FARUK BEŞER’İN İDRAKSİZLİĞİ-2-İLİM VE MARİFET ANLAYIŞI yazısına devam et

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI

Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Faruk Beşer, birbirini takip eden üç yazı yazdı. Birincisi 15.08.2014 tarihli “İlim, bilgi ve bilim” başlığını, arkasından 17.08.2014 tarihli “İlim ve marifet” başlığını, üçüncüsü de 22.08.2014 tarihli “Zan ve tahminden marifet doğar mı?” başlığını taşıyor. Bizim anladığımız şekliyle özetlemek gerekirse üç yazının mevzuu, bilgi, ilim, irfan bahislerini ihtiva ve cem etme arayışından ibaret.

Türkiye’deki temel meselelerden ve zafiyetlerden biri olan “çerçevesizlik” bahsi Faruk Beşer’de de açıkça görülüyor. Herhangi bir meselenin çerçevesine vakıf olmadan veya bir çerçeve oluşturmadan o bahsin veya bahislerin anlaşılabileceği iddiası tüm komikliğine rağmen ülkemizde genel kabul gören bir savruk anlayıştır. Çerçeve meselesine girmeden önce Faruk Beşer’in meseleye nasıl baktığında dair bazı misalleri zikredelim.

Faruk Beşer, yazı serisinin birincisi olan “İlim, bilgi ve bilim” başlıklı yazısında, başlıktaki kelimeleri tarif etmeye çalışıyor. Son dönemlerde çok yaygın olan kelimelerin kökleriyle ilgili bilgi vererek giriyor meseleye;
FARUK BEŞER’İN DERİN İDRAKSİZLİĞİ-1-BİLİM ANLAYIŞI yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.02.2014)-Ekrem DUMANLI ile Yusuf KAPLAN’IN MÜNAZARASI

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.02.2014)-Ekrem DUMANLI ile Yusuf KAPLAN’IN MÜNAZARASI

Bugün (17.02.2014) Ekrem Dumanlı ile Yusuf Kaplan, her biri bir cepheyi temsilen aynı mahiyette yazılar yazmışlar. Tam da münazaralık iki yazı… Yusuf Kaplan’ın yazısının başlığı şu; “İslâm dünyasının umutlarını söndürmenin bedelini ödeyebilecek misiniz?”. Ekrem Dumanlı’nın yazısının başlığı ise şu; “Hesabını veremezsiniz!”.

Önce bir hususu tespit ve itiraf edelim; Yusuf Kaplan, Ekrem Dumanlı için ağır gelir. Bu ikisini münazara masasına oturtmak Ekrem Dumanlı’ya haksızlık olur, çünkü Ekrem Dumanlı, Yusuf Kaplan’ın karşısında sinek sıklet kalır. Bu durumda her ikisini aynı masaya oturtmak apaçık bir haksızlık olduğuna göre, bu haksızlığı yapmamamız gerekmez mi? Evet… Normal şartlarda böyle bir adaletsiz uygulamayı yapmamamız gerekir. Ne var ki Ekrem Dumanlı tüm kifayetsizliğine rağmen haddini bilmez bir eda ile meydanda dolaşıyor ve naralanıyor. Hal böyle olunca, bizde münazara masasını kurduk, buyurun;

*
Yusuf Kaplan umumi bir giriş yapmış Ekrem Dumanlı ve benzerlerinin seviyesini tespit için;
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(17.02.2014)-Ekrem DUMANLI ile Yusuf KAPLAN’IN MÜNAZARASI yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.02.2014)-CEMAAT ŞİRAZESİNİ KAYBETTİ

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.02.2014)-CEMAAT ŞİRAZESİNİ KAYBETTİ

Cemaat, hızlı şekilde dengesini kaybetmeye başladı. Denge kaybı, sadece bazı cemaat mensuplarının densizliklerinden ibaret değil, genel bir dengesizleşme temayülü var.

Yeni Şafak gazetesi, 10.02.2014 tarihinde, “Today’s Zaman yazarı haddini aştı” başlıklı haberinde, İhsan Yılmaz’ın, Haber Türk tv’de katıldığı bir programda, başbakan Erdoğan için şu ifadeyi kullandığını kaydetmiş;

“Bu gece iyi bir performans gösteremeyebilirim. Bu gece haşhaşımı içmeden geldim”

Today’s Zaman gazetesi yazarının bu ifadeyi kullanma sebebi, Erdoğan’ın haşhaşi benzetmesini tiye alarak tenkit etmektir. Bu noktadan bakıldığında adamın yaptığı dengesizlik gibi görünmüyor ama dengesizliğin ilk alameti, zoraki makul görünme çabasının olduğu resmi tavır ve beyanlarda değil, espri gibi durumlarda ortaya çıkar. Kişi espri yaparken belirli bir çerçeveyi muhafaza edemiyorsa, makul görünmek zorunda olduğu hallerdeki tavırlarına bakarak dengeli olduğu tespiti yapılmaz.
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(11.02.2014)-CEMAAT ŞİRAZESİNİ KAYBETTİ yazısına devam et

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.02.2014)-Ekrem Dumanlı ile Etyen Mahçupyan’ın Münazarası

CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.02.2014)-EKREM DUMANLI İLE ETYEN MAHÇUPYAN’IN MÜNAZARASI

Ekrem Dumanlı bugün (10.02.2014) mutat pazartesi yazısını yazdı, yine bugün Etyen Mahçupyan’ın ise Yeni Şafak’ta mülakatı yayınlandı. Ekrem Dumanlı’nın yazısı ile Etyen Mahçupyan’ın mülakatını birbiriyle ilgisiz şekilde okuyunca farkedilmiyor ama yan yana koyup okunduğunda ortaya ilginç bir münazara çıkarıyor. Bugün böyle bir şey yapalım, yazı ile mülakatı münazara şeklinde okuyalım, hoşunuza gidecektir.

Ekrem Dumanlı, ülkenin bir parti devletine doğru gittiğini, yasama, yürütme, yargı ve medyanın bir merkezden yönetildiğini iddia ediyor;

“Birkaç yıl önceki o TV programının çıkışında gerçekliğine ihtimal vermediğim bir durumla, bugün karşı karşıyayız: Parti devleti. Yasama, yürütme, yargı ve medyanın bir merkezden yönetildiği uç bir noktaya doğru sürükleniyor Türkiye.”
CEMAAT GÜNLÜKLERİ-(10.02.2014)-Ekrem Dumanlı ile Etyen Mahçupyan’ın Münazarası yazısına devam et

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-2-SOMALİ MESELESİ

FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-2-SOMALİ MESELESİ
Fikirteknesi, Somali ile ilgili değerlendirmesini ta 16.09.2011 tarihinde yapmıştı, yazının başlığı şu; “Türkiye’nin Afrika’daki Üssü, Somali”… O zamanlar Somali’de kıtlık ve açlık vardı, Türkiye, hükümeti ve sivil toplumuyla Somali’ye yardım seferberliği başlatmıştı. Sadece kıtlık ve açlığın olduğu ve sadece yardım seferberliğinin yürütüldüğü dönemde, Fikirteknesi meselenin başka bir boyutuna dikkat çekmişti. Dikkat çektiği nokta, Türkiye’nin Somali’de devlet kurması gerektiğiydi, bu ihtiyacı da harikulade bir çerçeve içinde sunmuştu.
Yazı şöyle bir girizgah ile başlıyor; “Hükümetin Somali’ye gösterdiği alaka, yardımdan ibaret değil. Çok daha fazla konuyu ihtiva eden bir alaka görüyoruz. Büyükelçilik açmak, TOKİ ile ülkeyi imar etmek, yatırımlar planlamak, iç savaşı sona erdirecek teşebbüslerde bulunmak ila ahir. Meseleye sathi bir kavrayışla (yani Kemalist açıdan) bakıldığında para ve emeğin boşa harcanacağını söylemek mümkün.” O tarihte elde hiçbir istihbarat verisi olmadan bu tespiti yapmak kolay değil ama “fikirteknesi”nin başarısı işte burada gizli.
Yazının devamında şu tespit ve teklif yapılıyor; “Yatırım maliyetlerinin düşük olması, ülkenin imar edilmesini kolaylaştırır. Başka herhangi bir ülkeye yapılacak yardımın onda biri Somali’ye yapıldığında, hesaplanamaz tesirleri olur. Bu güne kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak olan yardımlar, Somali halkını Türkiye’ye kalbinden bağlar. Kalbi bağlılık, karındaşlıktan bile ileri ve sağlamdır. Türkiye, Somali’yi biraz kendine getirdiği anda, Afrika’da ilk eyalet oluşmuş demektir. Bu kadar az maliyetle bu kadar büyük netice alınabilecek şu anda başka bir ülke yok. Afrika’ya bir Afrika ülkesi ile girmek doğru bir stratejidir. Somali’nin üs haline getirilmesi ve bir model inşa edilmesi, Afrika’da, Türkiye için hayal bile edilemeyecek ufuklar açar.” Somali’deki büyükelçiliğimize saldırı düzenlenmesi, hiçbir bedel ödemeyi göze almayanlar için bir anlam ifade edebilir ama bizim için bunlar ödenmesi gereken bedellerdir. Şu anda Somali, Türkiye’nin Afrika’daki Üssü haline gelmiştir, tabii ki yapılacak daha çok iş var ama bunların hızla yapıldığı da gelen haberler arasında. Yeni Şafak Gazetesi genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül’ün 02.08.2013 tarihli yazısı, iki yıl önce “fikirteknesi”nde yapılan teşhis ve teklifin yeni yeni anlaşılmaya başlandığını gösteriyor. Bir gazete ve bir televizyon yöneten İbrahim Karagül’ün bu gün, hem de hükümet kaynaklarından elde ettiği bilgi ile ulaşabildiği stratejik anlam, sitemiz tarafından iki yıl önce hem teşhis olarak hem de teklif olarak ortaya konulmuştu. Dikkat çekici değil mi? FİKİRTEKNESİNİN BÜYÜK BAŞARISI-2-SOMALİ MESELESİ yazısına devam et

İBRAHİM SANCAK’IN YAZISI YENİ ŞAFAK’TA

Yeni Şafak Gazetesi’nin 21.06.2013 tarihli nüshasının, “YORUM” safyasında yayınlanan yazarımızın yazısının başlığı şöyle; “TEK PARTİ REJİMİ DEĞİL, TEK PARTİ İKTİDARI VAR”…

Yazarımızın yazısı, Yeni Şafak Gazetesinin internet sitesinin, “yorum” sayfasından okunabilir.

yazıyı okumak için tıklayın