Etiket arşivi: ZAMAN VE HAREKET

MEKAN VE HAREKET

MEKÂN VE HAREKET
Hareket, en basit fizik ifade ile varlığın konum değiştirmesidir. Bu tanımlama çabası hareketin mekâna nispetle yapılmasıdır. Varlık hareketin sonunda hareketin başlangıcındaki konumuna tekrar gelme imkânına sahiptir ve bu durumda mekâna nispetle hareket görünmemektedir. Bu durumda da hareket vardır ve fakat zamana nispetledir. Zira varlık hareket ettiği takdirde aynı zamanda aynı mekânda bulunabilme imkânına sahip olamayacaktır.
Hareketi sadece mekâna nispet ettiğimizde ortaya çıkan problem gerçekten çözülmesi zor bir problemdir. Zaten zamansız hareketi idrak etme imkânına da bu sebeple sahip olamıyoruz.
Hareketin mahiyetini tetkik ederken mekân-zaman koordinatlarını fark ediyoruz ama mesela varlık boyutunu çok zaman ıskalıyoruz. Mekânda hareket en anlaşılır görünen harekettir fakat varlıktaki harekete dikkatimiz yönelmez. Başka bir ifadeyle hareketin mekânda ve varlıkta gerçekleşebilecek iki türü olduğunu bilmeyiz. Genellikle hareketi, mekânda hareket olarak anlarız. Mekânda hareket olarak anladığımız hareketlerin kahir ekseriyeti ise aslında varlıktaki harekettir.
Mekândaki hareketi dünyada görmek imkânına sahip değiliz. Dünyada gördüğümüz hareketlerin tamamı varlıkta meydana gelen harekettir.
Varlıktaki hareket, bir varlığın başka bir varlıktaki hareketidir. Maddenin maddedeki hareketini, maddenin mekândaki hareketi olarak anlıyor olmak, zaman, mekân ve varlık hakkında yanlış bilgiler edinmemize sebep oluyor. MEKAN VE HAREKET yazısına devam et

ZAMANSIZ HAREKET

ZAMANSIZ HAREKET
Varlığın kesintisiz bir hareket içinde olduğu, hareketin durdurulamadığı, hareketin durması halinde varlığın varolamayacağı fizik olarak da anlaşılmıştır. Hareketin kesintisizliği sadece makrokozmosta değil aynı zamanda mikrokozmosta da vakidir.
Mikrokozmostaki ilerlemelerin vardığı nokta, kuantum fiziğidir ve kuantum fiziği ise maddenin parçacıklardan değil alanlardan (kuantum alanlarından) meydana geldiği ve bu alanların ise mütemadi bir deveran (veya hareketlilik) içinde olduğunu gösterir.
Varlık görüntüsü aslında hareketten kaynaklanmaktadır. Hareket o kadar hızlıdır ki, ortaya kompoze bir varlık görüntüsü çıkmaktadır. Hareket durduğu takdirde (matematik kavrayış olarak buna ulaşmak kabildir) ortada görünecek bir varlık kalmamaktadır. Varlığın sırlarından biri de harekette mahfuzdur.
Varlığın mahiyetini harekette arama çabası, hareketin mahiyetini hızda ve hızın mahiyetini de zaman ve mekânda arama lüzumu ile aynı çerçeve içindedir. Zira hareketi varlıkla ilişkilendirdiğimiz kadar zaman ve mekân ile de ilişkilendirmek durumundayız. Hareketi mekândan ve hızı ise zamandan müstakil düşünme imkânına sahip olamıyoruz.
Hız zamanın tabii neticelerinden veya mahiyetini keşfedemediğimiz tezahürlerinden birisidir. Hareket ise mekânda gerçekleşmek zorunda olan bir hadisedir. Hareket zamanda gerçekleşmediği gibi, hız da mekânda gerçekleşmiyor.
Hareket ile hızın birbirinin neticeleri olduğu ve her hareketin bir hızının olacağı doğrudur. Fakat mahiyetlerinin aynı olduğunu ve birbirinden hiçbir farklılıklarının olmadığını kabul etmek yanlıştır. Hızın, hareketin bir özelliği olması her ikisinin mahiyetinin aynı olduğu anlamına gelmez. Birbirini şart kılmaları farklı özelliklere sahip olmamalarını gerektirmez.
Öncelikle hareket için mekânın kâfi olduğu anlaşılmalıdır. Varlığın hareket için gerekli güce sahip olamadığı ve bu sebeple hareket edemediği konusu hareket ile değil varlık ile ilgilidir. Varlığın hareket edebilmesi için zamana ihtiyaç duyması, varlığın hareket için gerekli kudret arayışıdır. Zaman muharrik güçtür ve eğer varlık zaman dışında başka bir güç kaynağı bulabilirse hareket imkânını elde edebilecektir. ZAMANSIZ HAREKET yazısına devam et

ZAMAN VE HAREKET-1-

ZAMAN VE HAREKET-1-
Hem zaman olmayan iki işin önceki bitmeden sonraki gerçekleşmiyor.
Önceki iş bitirilmeden beklendiği müddetçe sonraki işin gerçekleşmemesi, zamanın sabit akan bir muhteva olmadığını gösteriyor.
İnsanın zaman ile kurduğu ilişki münferittir. Objektif zamanın akmaya devam etmesi ayrıdır ve her insan kendi zamanına sahiptir.
Varoluşun sırrı zamanın muhtevasında mahfuzdur.
Mazi, zamanın muhtevasında mahfuz olan varoluş potansiyelinin gerçekleşmiş olan kısmıdır, ati ise zamanın muhtevasında mahfuz olarak gerçekleşme şartlarını beklemektedir.
Mazi, varoluş sürecinin gerçekleşmiş haliyle zamanın muhtevasında varlığını devam ettirmekte ve bu müktesebatın tamamını “an”a ve atiye doğru taşımaktadır.
Zaman bu anlamda en büyük hafızadır veya en büyük hafızayı kendinde barındırmaktadır.
Bir sonraki anda gerçekleşen varoluş çizgisinin ilgili noktası, muhtevasında varoluşun tümünü barındırıyor.
Zaman varoluş sürecinin gerçekleşen kısmını, gerçekleşmekte olan ana taşımasaydı, her insan tüm hayatı en başından anlamak ve öğrenmek zorunda kalırdı.
Bir asır önceye gittiğinizde bilim adamlarının dahi anlamadığı veya hayal dahi edemediği bir konuyu şimdiki zamanda ilköğretim öğrencilerinin anlıyor veya öğrenebiliyor olması, zamanın, varoluş sürecinin gerçekleşmiş kısmını bir sonraki “an”a tamamen taşımasıyla mümkündür. ZAMAN VE HAREKET-1- yazısına devam et

ZAMAN

ZAMAN
Zaman, varoluş sürecinin muhtevasıdır. Varlık, mekânın muhtevasında gizlidir ama varoluş süreci de zamanın muhtevasında mahfuzdur. Varoluş, mekânda mahfuz bulunan varlığa zamanın müdahale etmesi ile gerçekleşir.
Mekânın muhtevasında mahfuz olan varlık, varolabilmek için zamanın müdahalesine muhtaçtır. Bu müdahale gerçekleşmediği takdirde varlık, mekânın muhtevasında gizli ve mahkûm olarak kalır, bil-kuvve vardır lakin tecessüm edemez, varolamaz. (En doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir)
Varoluş süreci her ne kadar zaman ile mekânın teması ile başlarsa da, bu temas kaotik ya da kaba bir temas olmayıp, zaman ve mekânın muhtevasının, birbiriyle mütenasip noktalardaki temasıdır.
Mekân, tüm varlığın tabiri caizse kodlarına (şifrelerine) sahiptir ama mekânın kendisi bunları harekete geçirme kudretine sahip değildir. Müdahaleyi yapan zaman olduğu gibi müdahalenin şeklini (o noktada şekil de yoktur ya…) tespit ve tayin eden de zamandır.
Zaman hangi varlık muhtevasına yönelirse varoluş o varlık merkezinde sürecini başlatır.
Varlık, varolma imkânını mekândan, varolma kudretini (diyelim ki enerjisini) zamandan alır. Başka bir ifadeyle varlık, mekânda bil-kuvve (potansiyel olarak) vardır fakat zaman ile varoluşunu tamamlar ve zuhur eder.
Zaman, varolma imkânına sahip olan varlığın varoluşunu gerçekleştirebilir. Varolma imkânı olmayan varlığın (ki böyle bir varlık yoktur) varoluşunu gerçekleştiremez. Bu nokta önemlidir. Zira zaman üstü (dışı) varlıklar varoluş sürecine bağlı olmadıkları gibi varlıkları zamanın müdahalesine de ihtiyaç duymaz. ZAMAN yazısına devam et