TAKDİM

TAKDİM

(Terkip ve inşa dergisi 19. sayı)

Aile, hayatın başladığı yer, hayatın ilk havzası… Bebek ailede doğuyor, aile iklimine doğuyor. Zaten insan doğduğunda hayata hazır değil, yoğun ve ciddi bir bakım ile talim ve terbiyeye muhtaç…
Son iki asırdır kültürel taarruz altındayız, son bir asırdır ise taarruz, İttihat ve Terakki ve onun devamı olan Kemalist siyasetin işgaliyle devam ediyor. Kitab-ı Kerim ve Hadis-i Şerif kitaplarıyla birlikte ilmihal kitaplarının bile yasaklandığı erken Cumhuriyet döneminden geçtik. Çok ağır darbeler aldık ama bu ağır taarruzlar bile ailemize nüfuz edememişti. Veya Anadolu’nun tamamına nüfuz edememiş, en azından küçük şehirlerimizde ve köylerimizde aile müessesesi, bilgi zafiyetine rağmen geleneğin muhafazası altında varlığını devam ettirmişti. Kemalizm öncelikle büyükşehirlerde kalmış, Anadolu’nun şehirlerine bile derin şekilde nüfuz edememişti. İslam, hayatın görünen yüzünden uzaklaştırılmıştı ama Anadolu Müslümandı ve Müslümanlığını bir şekilde muhafaza ediyordu.

Muhafaza ettiği en önemli mevzilerden birisi aile müessesesiydi. Aile müessesesi muhafaza edildiği müddetçe ümit vardı, çünkü tekrar oradan başlanabilirdi, çünkü orası son kaleydi. Seksenli yıllara kadar Anadolu, aile müessesesini büyük oranda muhafaza etmişti, belki farkında değildik ama aile müessesesi, modern adı kitle iletişim araçları olan ve en etkilisi televizyon ismiyle müsemma araçların her eve girmesiyle büyük bir gerilemeye, yozlaşmaya ve yıkılmaya uğradı.
Cepheden taarruzlara karşı Anadolu mukavemet etmişti. Mukavemeti yüksek bir idrak ihtiva etmiyordu belki, hatta şifahi ilmihal bilgileriyle iktifa ediyordu ama direniyordu. Zaten televizyona da direnmişti bir süre… Sokaklar, caddeler, meydanlar, kamu kuruluşları ila ahir Kemalist rejimin işgali altındaydı ama Anadolu, evine, ailesine dikkat ediyor, tüm taarruzlar bahçe kapısının dışında kalıyordu. Televizyon, doğrudan eve girdi, televizyona karşı direnç kırıldığında evin kapısı da kırılmıştı. Artık hırsız içerideydi, kapının kilit tutması kabil değildi.
Daha beteri varmış, doksanlı yıllarla birlikte internet geldi. Doksanlı yıllara kadar sadece devlet televizyonu vardı, tüm ifsat edici yayınlarına rağmen birtakım sınırlara sahipti. İnternetle birlikte sınır kalmadı, tüm ifrazat doğrudan yatak odasına kadar girdi.
Artık geri dönüşü yok tabii ki… Televizyonu, interneti vesaire yasaklamayı teklif edecek değiliz. Artık bunlar hayatımızın ortasında, yeni bir teklifte bulunacaksak, bunlarla beraber bir hayat inşa etmek olacaktır.
*
İki yeni dergi çalışmamız var, bir müddettir sözünü ettiğimiz… “Karargah Anadolu” ve “Fikir Kadro Hareket” isimli dergiler… Hazırlıklarımız tamamlandı, yazarlarımız çoğunlukla oluştu, yazı çalışmalarına başladı. Niyetimiz her iki derginin de beş-altı sayısının muhtevasını hazırlayıp, neşriyata öyle başlamak… Dergilerimiz, inşallah Ocak 2017 tarihinde yayına başlayacak.
Karargah Anadolu ve Fikir Kadro Hareket dergileri, Medeniyet Akademisi bünyesinde kurulacak olan ve on iki adet kitap serisi hazırlanan ENDERUN MEKTEBİ mevzu haritasını takip edecek… Dergilerimiz kitap tertibine tabi olduğu için, ümidimiz o ki, iki yıl içinde Enderun Mektebi külliyatı elli-altmış civarında bir eser hacmine baliğ olacaktır. Medeniyet Akademisi bünyesinde kurulacak olan ENDERUN MEKTEBİ için ciddi bir müfredat çalışması yapılmış ve kaynakları hazırlanmış olacak inşallah.
Üç dergimizin toplam elli civarında yazar kadrosu oluştu. Muhtemelen Türkiye’de en zengin yazar kadrosuna sahip yayın gurubuyuz. Yayın gurubu derken, bir medya gurubu anlamında değil, bir mefkure çerçevesinde telif çalışması yapan kadro manasında… Yazar kadrosunu bu kadarla sınırlandırmak niyetinde değiliz, dergilerimizde yazmak isteyenler bizimle irtibata geçsin.
Terkip ve İnşa dergisinin her sayısında ek olarak bir kitap vermeye başladık. Yeni iki dergimiz yayın hayatına girdiğinde, onların da her sayısında bir ek kitap vermeye devam edeceğiz. Böylece yılda otuz altı sayı dergi ve otuz altı adet kitabı okuyucularımıza ulaştırmış olacağız.
İki dergimizin yıllık mevzu haritası, dergimizin sonunda mevcut… Okuyucularımızdan yazmak isteyenler olursa, mevzu haritasını kayıt altına alsınlar, o çerçevede yazı çalışması yapabilirler.
*
Medeniyet Akademisi olarak Türkiye’de yapmak istediğimiz işin özeti, bir tefekkür hamlesi başlatmak… Mümkünse bir tefekkür seferberliği başlatılmalıdır ama o çapta bir hamleyi başlatabilmek ciddi katılımlarla ancak kabildir. Biz, acizane bir tefekkür hamlesi başlatabilir, tefekkür mecrası oluşturabilirsek, ülke ve ümmet için ciddi bir iş yapmış olacağımız zannındayız.
İnsan, fiil kudretine iki yaşından itibaren, yani yürümeye başladığında sahip olan bir varlık… Tabii ki yürüyebilmek, fiil kudretine tamamen sahip olunduğu manasına gelmez ama yine de ayağa kalkması bir anlam ifade ediyor. Fakat insan, idrak kudretine ve maharetine çok ileri yaşlarda ancak sahip olabiliyor. O da ezberleme ve öğrenme süreçlerini aşar da anlama safhasına ulaşırsa…
Mühim olan, geç elde edilen tefekkür maharetinin, mümkün olduğunca erken kazanılmasını temin etmektir. Zira esas olan tefekkürdür, yani idraktir. Fikirsiz hareket, hayvanlarda da vardır ki, onların birçoğu, hareket konusundan insandan daha ileri derecede istidatlara sahiptir. Hatta bir kısmının uçtuğu bile malum… İnsanın hayvandan ayıran hareket istidadı değil, hareketin muhtevasına yüklediği fikri ve ahlaktır.
Tefekkürsüz olmaz… Tefekkürün ilk safhası ise, tefekkürün tefekkürüdür. Tefekkürün ne olduğunu fikretmeden, tefekkür mahareti kazanmak ve tefekkür faaliyeti gerçekleştirmek ne mümkün… Öyleyse derin tefekkür şart.
Bizim ne kadar derinleştiğimiz okuyucunun takdirindedir. Kendi kendimize gelin güvey olacak halimiz yok. Fakat biz, derin tefekkürün ön şart olduğunu biliyor ve bu istikamette gayret gösteriyoruz. Tefekkürde kafi derecede derinleşemiyorsak da, derinleşme cehdiyle meşgulüz, galiba farkımız bu… Bu farkı umursayanlara kapımız sonuna kadar açık.
Haki Beyin, Azerbaycan menşeli bir gazeteye verdiği mülakatı yayınlıyoruz. Mülakat, şu web sitesinde yayınlandı, http://tr.karabakh.today/ Mülakatın muhtevasından dolayı dergimizde de yayınlamak istedik.
EDİTÖR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir