TAKDİM

TAKDİM

(Terkip ve İnşa Dergisi 17. sayı)

İkinci yılımızın mevzu haritasının üst başlığı, İslam tedrisat telakkisiydi. Sohbet ve tedrisat ile başladık, itikaf ve tedrisat ile devam ettik, bu girişten sonra şimdi İslam tedrisat telakkisine geldik.
İslam tedrisat telakkisinin birçok alt başlığı var, bu sayıda umumi bakış açımızı ve meselenin temellerine dair izahlarımızı okuyacaksınız. Daha sonraki sayılarda alt başlıklara doğru inilecek inşallah…
Tedrisat telakkisi hayati meselelerden birisidir. Tedrisat, İslam ile insan arasındaki münasebeti kuran, İslam’ın insan tarafından idrakini sağlayan, İslam’ın kendi insanını inşa etmesini mümkün kılan bir ilim dalıdır. Ucuzculuk ve kolaycılığın yaygınlaştığı ülkemizde, İslami tedrisat bahsi neredeyse unutuldu, tedrisatsız şekilde İslam’a muhatap olmak moda haline geldi.

Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın Risalet’ten sonraki en bariz ve en yaygın vasfı, müderrisliğidir. Fahr-i Kainat Aleyhisselatü Vesselam, İslam’ı, kafirlere tebliğ etmiş, kabul eden müminleri ise tedrisata yani talim ve terbiyeye almıştır. En mühim vasıflarından birisinin, bir kısım Müslümanlar tarafından unutulduğu ve hala İslam’ın Müslümanlara tebliğ edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Oysa Müslümanlara İslam tebliğ edilmez, onlar tedrisatın talebeleridir.
Tedrisatsız şekilde İslam’a muhatap olmak, Allah muhafaza onu entelektüel meşgale haline getirmektir. Tedrisat, bilgi naklini de ihtiva eder ama bilgi nakli meşguliyetinin en az kısmını ifade eder. Tedrisat, İslam’ın, muhatabında şahsiyet ve cemiyet inşasını hedeflemekte, bunun için mana yekununu kalb ve zihin dünyasına zerk etmektedir. Tedrisatın Müslümanın iç dünyasına zerk ettiği mana, onda bilgiden ibaret kalmasına mani, iman ve ahlak haline gelmesine sebep olur. Tedrisatsız muhatap olmak ise sadece bilgi naklini mümkün kılar, sadece bilgi nakli ise derinliğine bir iman ve kuşatıcı bir ahlak inşa etmez. Derinliğine iman ve ahlak inşa etmeyen muhatap oluş, şahsiyetle neticelenmez.
İslam ile ilgili ilk unutulan mevzuun, tedrisat telakkisi olması manidardır. Cumhuriyet devrimleriyle İslami tedrisat müesseselerinin tamamının kapatılması, meselenin hem kaynağını hem de hedefini açıkça gösteriyor. Buna rağmen, bazı Müslümanların sanki Kemalist devrimleri takip edercesine İslam ile muhatap olmayı tedrisatsız şekilde, mesela mealcilikle devam ettirmesi tesadüf olabilir mi? Herhangi bir ilmin tedrisatsız tahsilinin imkansız olmasını tüm dünya bilir ve muhakkak tedrisat süreçleri tespit ve tatbik ederken, sadece bazı Müslümanların tedrisata ihtiyaç duymayacak kadar ahmak olması tesadüfle açıklanabilir mi?
İslami tedrisatın üzerine giden, bir daha hatırlanmaması için elinden gelen her şeyi yapan oryantalist taarruz ve onun yerli işbirlikçileri nevinden mealciler, nasıl bir projenin mahsulü olduklarını bile anlamaktan acizler.
*
Melun Fetö ihanet örgütü son hamlesini yaptı, darbe teşebbüsünde bulundu. Allah Azze ve Celle bu kahraman milleti seviyor ve muhafaza ediyor.
EDİTÖR

NOT: Dergiyi isteyenler; osmangazneli@gmail.com adresiyle irtibat kurabilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir