TAKSİM MİSALİNDE “DÜŞÜNCE SIKIŞMASI” PROBLEMİ

TAKSİM MİSALİNDE “DÜŞÜNCE SIKIŞMASI” PROBLEMİ
Bazen hadiseler bir noktaya gelir, yoğunlaşır ve sıkışır. Bir türlü problemler çözülemez, çözüm üretilemez olur. İnsanın zihni evreni, o uçsuz bucaksız ufkunu kaybeder, birkaç milimetre karelik bir alana mahkum olur. Öyle ki kımıldayamaz hale geldiği vakidir. Düşünememek çok zor bir durumdur, dayanılır bir hal değil. Zihni faaliyet tıkandığında zoraki ve patlama şeklinde hareket, davranış, hamle başlar. Kaynağında düşünce olmadığı için, patlama şeklinde zuhur eder, bu durumda makul bir davranış beklenmez. Makul davranış, makul düşüncenin neticesidir, düşünce sıkışmasında hiç düşünce kalmadığı için makul davranış muhaldir.
Düşünce sıkışmasında insanların imdadına yetişen “ezberlerdir”. Düşünce sıkışması, düşüncesizlik halidir, kimse bunu kabul ve itiraf etmez, hızlı şekilde ezberlerine sarılır ve savrulur. Müthiş bir aldanıştır bu çünkü ezberler işe yaramadığı ve düşünce de üretilemediği için sıkışma gerçekleşmiştir.
Gerçek fikir adamları için çıldırtıcı bir haldir. Bir fikir üretememek, bir çözüm geliştirememek, bir tedbir yolu bulamamak, ucuz ve sahtekarların dışındaki fikir adamları için kabir azabı gibidir. Bir metrekarelik hücrede daima ayakta kalmak mecburiyeti gibi, insanın duvarları tırmalamasına sebep olur. Uçsuz bucaksız ovalarda, görünmez bir elin boğazını sıkması gibidir, ufku görüyor ama nefes alamıyorsunuz.
*
Bu hadiseyi çokça yaşadığı görülen fikir adamı müsveddeleri, kırk yıllık dolandırıcılar gibi hiç üzerlerine almıyorlar. Ülkede şu kadar hadise cereyan ediyor, bir kısmına bakıyorsunuz başka konulardan bahsediyor, utanmadan bir de o konunun daha önemli olduğunu söyleyerek. Bu gün aktüaliteyle ilgilenmeyecekseniz, Müslümanların derdiyle ne zaman ilgileneceksiniz? Başka bir kısmına bakıyorsunuz, sürekli ezberleri tekrarlıyor, herkes gördü ve anladı ki taksim hadisesi yeni bir durumdur. Gerçekten fikir üretmek isteyen ve teklifte bulunmak isteyenler ise dokuz doğuruyor, sıkıntı ve sıkışıklık yazıya siniyor ama işe yarar bir teklif bir türlü çıkmıyor.
Bu hal çok kötü… Düşünce sıkışıklığının oluşturduğu ruh haliyle bazıları on adım sonra ihtiyaç duyulacak bir ezberi tekrarlıyor, mesela erken seçim istiyor. Erken seçim demokrasilerde çözüm yollarından biri ama şartları yok ki. Bu gün erken seçim kararı alınsa kanuni takvim seçimi kışa getirir, baharda zaten seçim var. Birisi çıkıyor gerekirse Askerin de sahaya inebileceğini söylüyor, daha neler artık… Düşünce sıkışması dehşet bir şey, fikir adamı olsun olmasın herkes hatırlar o duyguyu, hani şu zihnin donduğu, gözlerin çakmak çakmak olduğu, yumrukların sıkıldığı, çenenin kilitlendiği hal… Bu halin arkasından ya kaotik patlama başlar veya ezberleri tekrarlama…
İkisine de düşmemeliyiz, iktidar olarak hadiseleri yönetebilmeliyiz. Bunun yolu da, düşünce sıkışıklığını atlatmalı, yeni fikirler ve tedbirler geliştirmeli, yeni çözümler üretmeliyiz. Kemalist serserileri patlatan zaten tam da bu haldi, seçimden ümidini kesti, ordudan ümidini kesti, başka da ezberi yoktu, düşünme ve fikir üretme alışkanlığını hiç kazanmamıştı ve patladı. Bunların başka şekilde sokakları işgal edecek cesareti bulması mümkün değil.
Düşünmeyen, düşünme alışkanlığı edinmeyen Kemalistlerin hiçbir orijinalliği olmayan, sadece eylemi biraz uzatacak kadar inatlaşan tavırları, Müslüman fikir ve ilim adamlarının düşüncelerini sıkıştırdı. İnanılmaz bir hadise… Düşünce marjımız bu kadar mıydı? Dehşete düşmemek kabil değil.
Asla düşüncemizin sıkışmasına, zihnimizin vakumlanmasına müsaade etmemeliyiz, ezberlere mahkum olmamalıyız. Düşünmeliyiz, düşünebilmeliyiz… Biz, en azından İslam coğrafyasına nizamat vermeye niyetlenen, o iddiada olan, o hedefe koşan bir nesiliz, bu kadar kolay mağlup olamayız. Kemalistlere değil, kendi zaaflarımıza bu kadar kolay yenilemeyiz.
*
Böyle zor zamanlarda iktidarı eleştirerek kendi düşünce zafiyetini perdelemeye çalışan alçaklara tahammül etmek çok zor. Hiçbir fikirleri yok, hiçbir teklifleri yok, hiçbir hassasiyetleri yok, hiçbir mesuliyetleri yok, iktidarın yanlış yaptığını söyleyen hain tabiatlı menfaatperestlere itibar etmemeli, tenkidin şehvetine en azından böyle dönemlerde kapılmamalıyız.
Fikir adamı böyle dönemlerde belli olur, fikir yiğitleri ise böyle dönemlerde temayüz eder. Varsa fikri olan acilen söylesin, varsa bir çözüm teklifi olan hiç beklemesin.
Yirmi gündür takip ettiğimiz piyasada, teklifte bulunan tek yayın mecrası fikirteknesi… İbrahim Sancak, ciddi teklifler yapıyor, daha iyi bir teklifi olan varsa ortaya çıksın, o zamana kadar fikirteknesindeki teklifler alternatifsiz duruyor.
Fikirteknesindeki teklifler tatbik edilmediği için de mesele derinleşmeye devam ediyor. İbrahim Sancak önce “Gösteriler uzarsa yapılacak iş şu…” başlığı ile teklifte bulundu, hükümet o teklifteki hedefi vurdu ama usulü yanlıştı, bu sebeple hadiseler derinleşmeye ve yayılmaya başladı. İbrahim Sancak, durum ve şartlar değiştiği için, “Anlamıyorsanız dinleyin bari…” başlıklı ikinci yazısıyla yeni tekliflerde bulundu. Malum, şartlar değişince çözüm fikri de değişiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir