TAKSİM RAPORU-4-KATILIM YOĞUNLUĞU

TAKSİM RAPORU-4-KATILIM YOĞUNLUĞU
Planlayanlar, milyonların sokakları işgal etmesini hedeflemişti ama öyle olmadı, olmazdı da… Planlama ve organizasyon başarısına rağmen, fena halde kötü bir hesaplama yaptıkları ortaya çıktı. Planlama şablonu iyiydi, organizasyon örgüsü iyiydi ama plan unsurlarından eksikler olduğu ortaya çıktı. Bu noktaları bilmeliyiz, nerede hesap hatası yaptıklarını doğru tespit edersek, tekrarlamalarına fırsat tanımayız.
Hesap hatası iki noktada yoğunlaştı; birincisi öfkeden deliye dönmüş büyük bir kütle yoktu, ikincisi ise öfkelenenlerin cesaret katsayısı düşüktü. Muhtemelen bunlardan başka da hesap hataları yaptılar ama bu ikisi meselenin omurgasını izah için kafi…
Sosyal patlama büyük öfke birikimlerinin eseridir, ideolojiler asla öfke birikimini belli bir noktadan ileriye taşıyamıyor. Halkta öfke birikiminin kaynakları ve şartları yoktu, bunu biliyor olduklarını kabul etmek gerek. İdeolojik öfke birikiminin devrim yapmak veya hükümeti istifa ettirmek için kafi miktara ulaştığını düşünmüş olmalılar.
Harekete geçireceklerini düşündükleri kütlelerin cesaret katsayısıyla ilgili de yanlış hesap yaptılar. Hedef kitlenin ayaklanacağını, ölüm pahasına sokakta kalacağını, mermilere direneceğini düşündüler. Bunu düşünmelerini mümkün kılan misaller ise Arap Halk isyanındaki vakıalardı. Mısır, Tunus, Suriye gibi ülkelerin şartlarıyla Türkiye’nin şartlarının aynı olmadığını bilmemeleri mümkün değil. Fakat bu işin uzmanları, bir ülkede sokakları işgal etmek için halkın yüzde beşinin yeterli olduğunu bilir, gerçekten de Türkiye’de halkın yüzde beşinin sokakları işgal etmesi halinde mesele çok daha ileri boyutlara ulaşırdı.
İhtilal tekniğini bilenlerin malumudur, halkın yüzde beşi ile onu sokaklara döküldüğünde ve bunlar yeterince cesaretli olduğunda halk ihtilali gerçekleşir. Bu durumda halk ihtilalini önleyecek tek ihtimal, eylemcilerin karşısına halkın çıkmasıdır. Halkın halka karşı eylemi, halk ihtilalini engelleyen tek ilaçtır.
Tayyip Erdoğan’ın karşı hamle yapması ve halkı mitinglerde toplaması, doğru bir stratejiydi. İhtilal tekniğini biliyor mu, bilmiyor mu malumumuz değil ama yaptığı karşı hamle yerindeydi. Karşı hamle yapılarak, “bakın halk burada, orada binlerce, burada yüzbinlerce” denildi. Asla dillendirilmemesine hatta aksine açıklamalar yapılmasına rağmen herkes anladı ki, “onlar da sokağa çıkar”.
Operasyon merkezlerindeki ihtilal uzmanları, Akparti dışındaki yüzde ellinin üzerine hesap yaptı. Yüzde elliyi, tedbir olsun diye aşağı indirdi ve CHP tabanı üzerine hesap yaptı. CHP tabanının büyük bir ideolojik öfke birikimine sahip olduğu, sokakları işgal ettiğinde hükümet istifa edene kadar eylemi bırakmayacağı, meselenin daha da ileri giderek devrimi gerçekleştireceğini düşündü. Gerçekten de yüzde yirmi civarındaki CHP tabanının kafi derecede öfke birikimine sahip olması ihtimali ciddi hadiselerin yaşanmasına sebep olurdu.
Yüzde yirmilik bir halk kütlesi üzerinde devrim hesapları yapılması teknik olarak mümkün… Operasyon merkezlerinin hesap hatası, CHP tabanının her ne kadar öfkeli olsa da, kafi derecede cesaretli olmadığı, cesaretli olamayacağı noktasındaydı. Öfke yalnız başına bir işe yaramaz, belli bir sınırı aştığında cesarete dönüşebilir ama neticede bir miktar cesaretin bulunması gerekir. Hiç cesaret yoksa öfkeyi cesaretle mayalamak mümkün olmaz. Hiç değilse öfkeyi mayalayacak kadar bir cesaretin olması şarttır.
CHP tabanının (yani laik, ateist, Kemalist, batıcı filan) cesaretli olması mümkün değil. Cesaret için gerekli şartların hiçbirine sahip değil. Bunlardan devrim kitlesi çıkarmak, sinekten yağ çıkarmaktan zordur.
*
Eyleme katılanlar, oy versin veya vermesin CHP tabanıydı. CHP’ye oy vermiyor olsa da aynı ideolojik havzadaki insanlar sokaklara döküldü. Eyleme katılanların kahir ekseriyeti CHP tabanıydı ama CHP tabanının bile yüzde biri eylemlere katılmadı. CHP’nin eylemleri desteklemesine rağmen katılmadı, “güvenli eylem ortamı” oluşmasına rağmen katılmadı. Hadiseye böyle bakınca, yapılan organizasyona rağmen çok küçük bir eylemdi, yani paniğe gerek yok.
Operasyon merkezlerinin hedeflediği kadar büyük kütleler sokağa dökülseydi iç savaş kaçınılmaz olurdu. Dış operasyon merkezleri için, Türkiye’de laik bir darbe yapılması ile ülkenin iç savaşa sürüklenmesi arasında fark yok. Her iki ihtimalde de Türkiye, bölge gücü olamayacak, kaynakları ziyan edilecek, kadim rakibi tekrar tarih sahnesine çıkamayacaktır. Buna mukabil, iç operasyon merkezlerinin iç savaşı göze alması imkansız çünkü iç savaşın en fazla zarar görecek olanlar kendileridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir