TAKSİM GÖSTERDİ Kİ, AKPARTİ’NİN DE EZBERİ VARMIŞ

TAKSİM GÖSTERDİ Kİ, AKPARTİ’NİN DE EZBERİ VARMIŞ
Başbakan başta olmak üzere, Akparti kadroları Taksim meselesini doğru anlamış gibi görünmüyor. Başbakanın baş danışmanı Yalçın Akdoğan’ın konuşmalarına bakılırsa, meselenin gerçekten anlaşılamadığı, patinaj yapıldığı, sağında solunda gezindiği anlaşılıyor. Akparti kadrolarından hiçbirinin mevzuu anladığına dair bir alamet yok. Bu durum endişe verici…
Ellerinde birtakım bilgiler olduğunu biliyoruz, kamuoyuna tamamını açıklamadıkları bazı bilgiler… Gösterileri organize etmeye çalışan marjinal guruplar, illegal guruplar, yabancı istihbarat servisleri vesaire. Akparti kadrolarının o tür bilgilerle yaptıkları değerlendirmeler doğru ama mesele ondan ibaret değil. Tahrik ve teşvik eden, sevk ve idare etmeye çalışan gurupların sayısının onlarca katı insan meydanlarda. Bizim anlamamız gereken, anlamadığımız takdirde tedbir geliştiremeyeceğimiz mevzu, organize yapıların normal zamanlarda harekete geçiremeyecekleri kitlenin orada bulunması, bulunma sebebi, polisin müdahalesine rağmen yerinden kımıldamaması.
Legal veya illegal yapıların bu tür hareketleri örgütleme arzuları sır değil. Akılları ve güçleri yetse her gün yapacaklar, hatta kesintisiz şekilde sürdürecekler ve “karşı-devrimi” gerçekleştirecekler. Bunları bilmeyen mi var ki, tekrarlayıp duruyorsunuz? Başbakanın baş danışmanı hüviyetiyle konuşan Yalçın Akdoğan’ın açıklamalarına bakınca, Başbakanın değerlendirmelerinde isabet kaydedememesi tabii karşılanmalı.
*
Tabii ki bu bir operasyon… Yurt içinden ve yurt dışından ortakları olan dev bir konsorsiyumun planladığı ve gerçekleştirdiği bir operasyon. Bunları söyleyebilirsiniz ama şu soruyu doğru cevaplamanız gerekiyor; “sahadaki insan kitlesi, operasyonu yapan konsorsiyumun tasarrufu altında bulunan, istedikleri zaman sevk ve idare edebilecekleri bir kalabalık mıdır?” Bu sorunun cevabı “hayır” ise, ciddi bir meselemiz var demektir.
Konumuz tam olarak burası… Yerli ve yabancı servisler tarafından organize edilen operasyonun faillerini bulmak ve cezalandırmak bir asayiş meselesidir, istihbarat meselesidir, hukuk meselesidir. Ama meydanlara çıkan kitlenin, operasyon güçleri dışında kalan kısmını asayiş meselesi olarak görmek, çok hafifmeşrep, çok sığ, çok duyarsız bir yaklaşımdır.
Bu kitleyi, Kemalistlerin yaptığı gibi, “kandırılmış” olarak kabul etmek bize yakışmıyor. Gerçekten kandırılmış olmaları halinde bile, “nasıl kandırıldıklarını” bilmemiz gerekmiyor mu? Nasıl kandırıldıklarını anlamadığımız takdirde, tedbir geliştiremeyeceğimiz için, sürekli kandırılma ihtimali yok mu? Ne yapacağız, her eylem başladığında biz de nakarat gibi “kandırılmışlar güruhu” diye tempo mu tutacağız? Anlamıyor musunuz, Kemalistleri zamanın dışına iten, ahmaklaştıran, tedbir fikrini öldüren, aklını mahkum eden, bu türden ezberlere sığınmalarıydı. Meydanlardaki kitlenen tamamının kandırılmış olması ihtimalinde bile, konformizme teslim olmadan, ezberleri tekrarlamadan meseleyi anlamalıyız.
Bazılarının ifade ettiği gibi, “ikna yolunu” kullanmaktan bahsetmiyorum. Bu ülkede CHP’yi ikna etmek, aya bisikletle gitmekten daha zordur. CHP’yi ikna etmenin tek yolu, kendisi binde bir oy alsa, buna mukabil siz yüzde doksan dokuz oy alsanız bile iktidarı onlara teslim etmenizdir. Böyle bir kafayı ikna etmeye çalışmak komik bir çabadır. Bazılarının ısrarla “ikna edilmeli” demesinin sebebi, aldığı dörtte bir oy ile kendinin dediklerinin kabul edilmesinin yolunu açmaktır.
Mesele, CHP ve benzeri sol/Kemalist kafaları ikna etmek değil, sahadaki insanların ruhi ve zihni evrenlerini anlamak, yaşadıkları psikolojik süreçleri fark etmek, harekete geçmelerini tetikleyen koçbaşlarını tespit etmek, sinir uçlarının ne olduğunu bilmektir. Bunlar ve daha birçok özellik öğrenilir ve anlaşılırsa, belki yine ikna edilemeyebilir ama idare etme imkanı oluşur, idare etme mahareti gelişir. İkna edemeyebiliriz belki ama sokağa çıkma sebeplerini ortadan kaldırırız.
İdare etmek, ya ikna etmek veya zor kullanmak şeklinde anlaşılıyor. Üçüncü ihtimal, hatta dördüncü ihtimal de var.
Buradan devam edeceğiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir