TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-12-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-11-RUHİ SAFHA-10-

Nefs, lisanın oluşmasından sonra zuhur eder, lisan talim ve terbiyesi nefsin zuhurunu güçlendirir veya zayıflatır. Benlik safhasında evde kullanılan lisan, lisandaki mana mimarisi, lisandaki mecralar ve üsluplar mühimdir. Lisanın mana mimarisinin zirvesinde “lafza-i celal” olması, başlı başına tabii mahiyette bir talim ve terbiyedir. Lisanın mana mimarisi piramit şeklinde olmaz da yatay bir örgü ifade ederse, nefsin zuhuru tahrik edilmiş ve güçlendirilmiş olur, zira yatay mana örgüsü her insanı kendinde (nefsinde) merkezleştirir.
Lisanın öğrenilmesi hem nefsten hem de akıldan önce olduğu için, dünyaya dönük ilk tedrisat, lisan tedrisatıdır. Lisan, hem nefsin hem de aklın bünyesini ve gücünü tayin eden ilk kesbi amildir. Bu sebeple bebeğe verilen lisan talimi aynı zamanda ve en derin terbiyedir. Bebeğe öğretilen lisanın muhtevası ve muhteva örgüsü, bebek için ilk terbiye hamlesidir çünkü lisan talimi, ruhi safhanın sonlarına doğru gerçekleşir, lisan öğrenildiğinde ruhi safha biter. Ruhi safhanın bitmesiyle talim ve terbiyenin birlikte yürütüleceği devre başlamış olur. Lisan talimi her ne kadar ruhi safhadaki talime ait olsa da, lisanın mana örgüsü aynı zamanda ilk terbiye tatbikatını ihtiva etmektedir.
Ruhi safhada bebeğe verilen her şey alınır, alınan her şey değerlendirilir. Bu safhada alınan her şey, lisana dairdir. Lisanın muhtevasındaki manaların da alındığı vakadır ama öncelikle lisana dairdir. Lisan ise zihni evrenin oluşması için vasıtadır. Ruhi safhada alınan her şey, zihni evreni inşa eden bir malzemedir.
Zihni evrenin inşasında görme yoluyla alınan malzemelerde kullanılır fakat esas malzeme lisan ve lisana ait malzemelerdir. Yani kelimeler… Görme, temas etme, koklama, tat alma hassalarıyla iç aleme malzeme taşındığı muhakkak ama bu yollarla taşınan malzemeleri anlamlandırmak da duyma yoluyla yani lisan marifetiyle mümkün olduğu için, ruhi safhada zihni evreni inşa eden malzemelerin esası lisandır.
Zihni evren, nefsin, aklın, hafızanın vesaire birçok iç alem unsurunun içine doğacağı bir enfüsi alemdir. Zihni evren (enfüsi iklim) hangi özelliklere sahipse (hangi özellikleri ağır basıyorsa) o istikamette “doğumlara” gebedir. Zihni evrenin inşasında malzemeler lisandan alındığı için, lisan talimi, nefsi besleyecek şekilde yapılırsa güçlü bir nefs doğar, güçlü nefs, aklı de kendi ekseninde oluşturur. Akıl da zihni evrene doğacaktır, nefs akıldan önce zuhur ettiği (doğduğu) için, nefsin güçlü olmasını sağlayan zihni evren, aklın nefsten kurtulmasını zorlaştırır.
Ruhi safhada Kur’an-ı Kerim tilavetini ve tevhid zikrini ısrarla teklif etmemiz, zihni evrenin Kelamullah ile inşasını temin içindir. Ruhun hoşuna da giden bu talim, zihni evrenin ana yapısını, Kur’an-ı Kerim, dolayısıyla mavera ile kurar. Kafi derecede Kur’an-ı Kerim tilaveti ve tevhid zikri, zihni evreni nefs ve nefse bağlı akıl için değil, ruhun doğrudan tecellileri ve ruha bağlı akıl (akl-ı selim) için uygun hale getirir.
Talim edilen lisanın muhtevası ruhi-uhrevi mahiyet taşıdığında “kalb-i selim”, “zevk-i selim”, “akl-ı selim” inşası için altyapı hazırlanmış demektir. Aksine bir dil talim edilmişse, kalb-i selim, zevk-i selim, akl-ı selimi sonran inşa etmek için fevkalade gayret ve sabır gerekir. Müslüman şahsiyetinin temel üç sütunu olan bunların temelini atmak, çocuğun yapacağı iş değil, ailenin yapması gereken iştir. Bu sebeple aile tedrisatı fevkalade mühimdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir