TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-17-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-16-NEFS(BENLİK) SAFHASI-5-

“Benlik hassası”, hakimiyet ile mülkiyetin birbirinden tefrik edilmeye başlandığı bir döneme tekabül eder. Fakat bu dönem geçiş sürecidir, ruhi safhadan nefsi safhaya geçiş süreci… Benlik hassası aşamasında ne nefs tamamen zuhur etmiştir ne de akıl teşekkül etmiştir. Bu sebeple çocuk, hakimiyet ile mülkiyet arasındaki farkı anlamaz, bu fark hissi akışlarda kendini göstermeye başlar.
“Benlik hassası” aşaması, hakimiyet ile mülkiyetin birbirine karışmış halde bulunduğu, aynı zamanda ayrışmaya başladığı, hangi tavır ve edanın hakimiyet, hangisinin mülkiyet muhtevalı olduğunun teşhis edilemediği bir geçiş sürecidir. “Benlik hassası” aşamasında “ben hassası” varlığını muhafaza edebilmişse, hakimiyet ile mülkiyet arasındaki farklılıklar nispeten daha barizdir. Lakin bu durumda bile akıl teşekkül etmediği, davranışlar hissi merkezli olduğu için, her ikisini birbirinden tefrik etmek yine de zordur.
“Benlik hassası” zihni evrende merkezleştiğinde, o zamana kadar akıl da teşekkül etmediği için mülkiyet tavrı hoyrat, ölçüsüz, sınırsızdır. Tertip ve tanzimi yoktur, taksim ve tasnife tabi değildir, sadece mülkiyet talebi ve iddiası vardır. O yaştaki çocukların tavrını hatırlayalım, bir şeyi isterler, sadece ve ısrarla isterler, “hayır” cevabını asla kabul etmezler, o şeyin verilmemesine dair hiçbir açıklamayı dinlemezler, bas bas bağırırlar.
“Benlik hassasının” merkezleştiği, mülkiyet hissinin zuhur ettiği aşama, sayısız varlık çeşidinin olduğu bir dünyada, çocuğun, kendi merkezindeki doğumudur, kendisinin başkalarından farklı bir varlık olduğunu hissettiği dönemdir. Kendi varlığını farkettiği dönem… Bu hal, tuhaf bir patlama halinde ortaya çıkar, çocuk kendi varlığını farketmesiyle birlikte başkalarına karşı isyan eder. Başkalarına isyan etmek, kendi varlığını ortaya koymanın ilk ve iptidai misalidir. Kendi varlığını farkettiğinde isyan etmeye başlar, isyan ettikçe kendinde merkezleşir.
Hayatın her alanında mütemadiyen isyan eden insanlar var, her şeye en küçük vesileyle isyan ederler, isyan ederken kendi varlıklarını ortaya koyarlar. Aslında bunlar, kendi varlıklarının farkına isyan ederek varan insanlardır, kendi varlıklarını isyan dışında hissetmezler, farketmezler, farkettiremezler. Bu kişiler, ruhi-akli sürecin çok erken döneminde, “benlik hassası” aşamasında kalan ilkel insanlardır. Zulme, haksızlığa isyan etmek tabii ki gerekir, zulme isyan ilkellik değil asalettir. Fakat günlük hayat da dahil her şeye isyan (itiraz) eden kişiler, izahını nasıl yaparlarsa yapsınlar, ruhi-akli sürecin ilkel aşamalarında kalanlardır.
*
Hakimiyet ile mülkiyetin tatbikatta birbirine karıştığı malum, karışıklığın zihni evrende de gerçekleşmesi, konuyu tamamen içinden çıkılmaz hale getiriyor. Zihni evrende bu ikisinin birbirinden ayrışmadığı bir aşamadan bahsettiğimizde ise meselenin izahı fevkalade zorlaşıyor.
Hakimiyet “ben hassasının” tezahürü, mülkiyet “benlik hassasının” tezahürüdür. “Benlik hassası” aşamasında “benlik” ile “ben” hassaları birbirinden net şekilde tefrik edilebilir halde değil. Merkezler netleşmemişse tezahürlerini birbirinden tefrik etmek çok zor. “Ben” ve “benlik” hassaları, hakimiyet ve mülkiyet tezahürleri, matematik denklem netliğinde ortaya konulamıyor. Meselenin müphemliği, konu üzerinde çalışmayı zorlaştırdığı gibi, “nasıl bir talim ve terbiye tatbikatı geliştirilmelidir?” sorusunun cevabını vermek de aynı nispette zorlaşıyor.
Müphemliklerden kaynaklanan izah ve teklif zorluklarını aşmanın kolay yolu yok. Bu safhalarda talim ve terbiye tatbikatları, karanlığa kurşun sıkmak gibidir, isabet ederse bahtınıza… Batının ve Batılılaşmış eğitim müesseselerimizin, çocukları, altı-yedi yaşına kadar eğitim-öğretim dışında tutmalarının sebebi, o yaşlardaki süreçleri bilmiyor, anlamıyor, ifade edemiyor, tanzim ve tertibe tabi tutamıyor olmalarıdır. Çocuklar o dönemlerinde kendi hallerine bırakılıyor, en önemli dönem, eğitimsiz geçiriliyor. Altı-yedi yaşına geldiğinde ise bir türlü eğitemiyor ve bundan şikayet ediyorlar.
Fakat İslam’ın insan telakkisi çok derin, çok hacimlidir. Sıfır ile altı yaş arasında ne yapılacağını bildiği gibi ondan öncesinde bile neler yapılması gerektiğini söylemektedir. Evet, bizim (Müslümanlar) için zorluk yoktur, tabii ki İslam’ı anlamış olanlar için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir