TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-21-RUHİ-AKLİ SÜREÇLER-20-NEFS(BENLİK) SAFHASI-9-

“Benlik” aşamasındaki edep haya terbiyesi, özü itibariyle imanın tezahür tertibidir. İmanın tezahürlerinin nasıl gerçekleşeceğini, hangi çerçeveye alınacağını, hangi mecralardan akacağını tayin etmek içindir. Edep ve haya, imanın ilk tezahür şeklidir. Başka bir ifadeyle edep ve haya, imanın, insan zihninde gerçekleşmesinden sonraki ilk tezahür safhasıdır. Üç-beş yaşındaki çocukta imanın yetişkinlerde olduğu gibi ağır ve zor tezahürleri beklenmez.
Zihni evrenin hala ham olduğu, inşa sürecinin devam ettiği bir safhada, imanın, hayat boyunca tüm tezahür mecralarını inşa etmek imkansızdır. Zaten çocuğun içtimailik vasfını kazanmadığı, içtimailik vasfı için zihni evreninin hazır olmadığı bir safhada iman, ferdi çerçevede ve dar alanda tezahür edecektir. Bu sebeple ahlaki talim ve terbiye değil, edep ve haya terbiyesi yapılabilir.
Edep ve haya imandandır. Üstelik edep ve haya imanın ilk tezahürleridir. Bir varlık veya vakıanın ilk tezahürü, en saf haldeki tezahürüdür. Bu sebeple ilk tezahürler, bizzat o varlık veya vakıaya aittir.
O yaştaki çocuklarda edep ve haya terbiyesi, hayat şartlarından dolayı fevkalade zordur. Banyoyu annesinin yaptırdığı, belki daha altının temizlediği, herhangi bir rahatsızlıkta annesinin çıplak olarak görme zarureti, edep ve haya terbiyesini zorlaştırır. Bu ve benzeri zaruretler karşısında çocuktaki edep ve haya altyapısını kurmak, bunları zihni evrenin zeminine döşemek ve vazgeçilmez yapmak, anne ile münasebetlerinde mümkün değildir. Yabancılar içindeyken edep ve haya ölçülerine riayet etmesi için yapılan talim, telkin, terbiye tatbikatları ise kafi gelmez. Zira yabancılarla (ebeveyn ve kardeşler dışındakilerle) münasebetler, “haricilik” unsuru taşıdığından dolayı ahlaki hususiyeti ağır basar ve edep ve haya terbiyesinin maksadı gerçekleşmez.
Annenin edep ve haya terbiyesinin istisnası kabul edilip, baba ve kardeşler üzerinden terbiye faaliyeti yürütülebilir. Zaten anne, çocuğu, rahminde taşıdığı için aralarındaki irtibat yoğunluğu başka herhangi bir insan ile gerçekleşmez. Annenin ruhi ve bedeni yakınlığından dolayı edep ve haya tatbikatlarının dışında tutulması (ki o bile belli bir yaşa kadardır) bu terbiyeye mani olmaz. Çocuk, doğumla annesinden tamamen ayrılmaz, doğum birinci ayrılıştır ama tam ayrılış değildir. Çocuğun annesinden ikinci ve nihai ayrılışı, nefs ve aklın tam teşekkülüyle gerçekleşir.
Babanın ve kardeşlerin çocuk üzerindeki edep ve haya terbiyesi, önce kendi davranışlarıyladır. Çocuğun yanında, çocuğun yaşı kaç olursa olsun çıplak ve yarı çıplak (şortla vesaire) bulunmamalılar, yaşamamalılar. Kendileri böyle yaşamadıkları gibi çocuğun da kendi yanlarında öyle yaşamalarına müsaade etmemeliler. Bu terbiye tarzı, çocuğun kız veya oğlan olmasıyla ilgili değildir ve her ikisine de şamildir. Annenin edep ve haya terbiyesinde bizzat tatbikat misali olamaması, evde mutlaka bir kişinin tatbikat misali haline gelmesini gerektirir. Başka sebeplerle beraber bu misal babadır.
İçinde yaşadığımız toplumda (ki bu toplum cemiyet değil), yaygın olan bazı yanlışlara temas etmek gerekiyor. Babaları, erkek çocukların pipilerini misafirlere veya başkalarına gösterterek espri yapıyorlar, bu ve benzeri davranışlar edep ve haya terbiyesine manidir.
*
Edep ve haya, insanın yalnız başına kaldığında Müslüman ve mümin hal üzere bulunmasıdır veya bunu temin eden kıymetlerdir. Halkın arasında İslam’ın emir ve nehiylerine riayet eden kişi, yalnız kaldığında, cemiyetin ve insanların müeyyidesinden (baskısından) kurtulduğunda, İslam’ın emir ve nehiylerine riayet ediyorsa gerçek mümindir. İslam’ın emir ve nehiylerine yalnız kaldığında riayet eden kişinin istikameti ve niyeti Allah’tır. İstikameti ve niyeti Allah olan mümin, insanlardan uzaklaştığında da “yalnız” kalmadığını zira Allah ile baş başa olduğunu bilir. Bu sebeple edep ve haya, Müslümanın Allah ile münasebetlerini kuran temel kıymetlerdir. Belki de bu sebeple imandandır ve bu sebeple imanın ilk ve saf tezahürüdür.
“Benlik” aşamasındaki edep ve haya terbiyesi, imanın ilk tezahür çerçevesini oluştururken aynı zamanda imanı tahkim de etmektedir. İman tezahür imkanını bulduğu ve tezahür ettiği sürece kuvvetli kalır, kuvvetlenmeye devam eder. İmanın kuvvetli şekilde inşa ve muhafaza edilmesi, “benlik” aşamasında “ben” hassasının müstakil bir merkez olarak devamını temin eder. Bu ve benzeri birçok sebeple o aşamada iman talimi, edep ve haya terbiyesi mümkün olan en yüksek yoğunlukta yapılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir