TALİM VE TERBİYE SÜREÇLERİ-8-RUHİ-AKLİ SÜREÇLERİ-7-RUHİ SAFHA-6-

İslam maarif anlayışı, tedrisat faaliyetlerini, insanın hiçbir döneminde (yaşında) sadece okula bırakmaz. Şimdiki eğitim anlayışı, eğitimi tamamen okula taşımış, okul dışında hiçbir eğitim faaliyetini kabul etmemiştir. “Okul öncesi eğitim” dedikleri safha bile bir şekilde okulla ilişkilendirilmiştir. Aslında okul öncesi eğitim safhası dendiğinde, okulla hiçbir şekilde ilişkilendirmeden aile içi eğitim kastedilmelidir. İslam Maarif Anlayışı, okulu tedrisat süreçlerinden ve müesseselerinden sadece biri kabul eder, onun dışında da bir çok talim ve terbiye süreçleri ve müesseseleri inşa ve ihdas eder, devlet dışında inşa ve ihdas edilenleri (muayyen ölçüler içinde) kabul ve teşvik eder. Talim ve terbiye süreçlerinin en önemli safhası olan okul öncesinde (sıfır-altı yaş aralığında) ailenin doğrudan talim ve terbiye faaliyetlerini yürütmesini tavsiye etmiştir.
Ruhi safhadaki talim faaliyetini, tabii olarak ailenin tatbik etmesi gerekir. Bu safha için aile dışında sadece mürebbiyelik müessesesi ihdas edilebilir ve mürebbiyelerden talim ve terbiye için faydalanılabilir. Ailelerin talim ve terbiye işini yürütmekten (mesela cahillik, zamansızlık, menfi mizaç hususiyetleri gibi sebeplerle) aciz olması halinde, mürebbiyelik müessesesi geliştirilebilir. Mürebbiyelik bahsi ayrıca ele alınması gereken bir husus olduğu için burada sadece hatırlatmada bulunuyoruz.
Mürebbiyelik müessesesi geliştirilse ve hakkıyla tatbik edilse bile, ailenin asgari bir talim ve terbiye işini üstlenmesi şarttır. Aile, özellikle de “ruhi safha” ile “benlik safhası”nda ağır bir mesuliyete sahiptir ve bu safhalarda kendinin yapması gereken bazı işleri başkalarının yapması imkansızdır, mümkün olduğu takdirde de faydası kadar zararı da olur.
*
İnsan (bebek ve çocuk) en fazla ruhi imtizacı ebeveyni ile kurmuştur. Ruhi imtizaç, ruhi talimin birçok konusu için mecburiyettir. Bu sebeple ruhi safhanın taliminin ciddi bir kısmını bizzat ebeveynin yapması şarttır.
Ebeveynin ruhi talim yapabilmesi için, bu talimi yapacak özelliklerle mücehhez olmalıdır. Ruhi talimi yapabilecek özellikleri kazanabilmek için ya tedrisatını görmeli veya mürebbiyelerin talimatlarına uymalıdır. Ebeveynlerin ruhi talimi yapacak özelliklere sahip olması için bir “ebeveyn tedrisatı” geliştirilmelidir.
Ebeveynin çocuklarına vereceği talim ve terbiye ruhi safha ile sınırlı değil, ebeveyn yaşadığı müddetçe devam eder. Bu sebeple ebeveyn tedrisatı hususi ehemmiyet taşır. Ebeveyn tedrisatından geçmemiş ve çocuklarına ruhi talim verememiş aileler, çocuk yetiştirmiyor aksine cemiyet deryasına her an patlamaya hazır mayın döşüyor.
İslam tedrisat nizamına geçiş dönemi için, mürebbiyelik müessesesi hem kamu hem de özel teşekküller halinde kurulmalı, kurulması teşvik edilmeli, faaliyetleri desteklenmelidir. Mürebbiyeler, ebeveyn tedrisatından geçmemiş ailelerin hem kendilerine hem de çocuklarına programlar uygulamalıdır. Tabii ki bu iş, bir maarif seferberliği halinde ancak teşkilatlanabilir.
Maarif seferberliğinin merkezi konusu “ebeveyn tedrisatıdır”. Bunu gerçekleştirebilmek için tüm okulların yeniden teşkil edilmesi gerekir. Mesela ilkokulda hem çocuklar talim ve terbiyeden geçirilmeli hem de aileler için ebeveyn tedrisat programları uygulanmalıdır. Her okulun talim ve terbiye seviyesi ile mütenasip ebeveyn tedrisat kursları açılabilir. Akşamları veya hafta sonları okullarda ebeveyn kursları yürütülebilir.
Sadece okulda talim ve terbiye faaliyetinde bulunmak, aile ve çevre unsurunu umursamamak, tedrisatın ruhuna aykırıdır. Aile ve çevre unsurları tedrisat için uygun değilse, talebe okula gelirken ruhen ve aklen tedrisat için hazır değildir. Keza okulda faydalı bir talim ve terbiye yapılmış olsa bile talebe okuldan ayrıldığında bunları kaybedecek bir içtimai iklime gönderiliyorsa, emek ve kaynak israfından başka bir iş yapılmıyor demektir.
Ebeveyn tedrisatını mecburi kılmak kabil olmayabilir belki ama teşviklerle yürütmek mümkündür. En faydalı şekilde nasıl yapılacaksa, yolları tetkik edilmeli ve bulunmalıdır. Çocuk ve çocukların yetiştirilmesi, bir ülkenin ve halkın en mühim meselesidir, bu konu, maarif anlayış ve nizamının ehemmiyet listesinin ilk sırasından asla indirilmemeli, bu işi başarmanın ilk şartının da ebeveyn tedrisatı olduğu unutulmamalıdır.
Ebeveyn tedrisatı, yaş ve rüşt bakımından en erken üniversite seviyesinde verilebilir. Bu sebeple ilk ve orta tahsil dönemlerinde ders olarak okutulmasında bir fayda yoktur. Kendisi çocuk olan kişiye, çocuk talimi hakkında ders vermek abestir. Bu sebeple üniversite seviyesinde veya paralel eğitim müesseselerinde tedrisatı yapılabilir. Paralel eğitim müesseselerinde yapılmasında azami fayda var. Zira ebeveyn tedrisatı, birkaç yıl devam edip bitecek cinsten değil, ailenin çocukları bulunduğu müddetçe sürdürülmesi gerekecek bir iştir.
Ebeveyn tedrisatı kadınlarda yoğunlaşmalıdır. Hamilelikten itibaren başlayacak ruhi talimi büyük nispette yapacak olan kadındır. Erkekler için ruhi talimi yürütme imkanları mahduttur. Mümkün olduğunca kadınların tamamı “mürebbiyelik” tedrisatına tabi tutulmalıdır. Mürebbiyeliği meslek olarak yapacak çapta olmasa da, kendi çocuklarına ruhi talim verecek seviyeye kadar çıkmasında azami fayda var. Buluğ yaşına kadar erkek ve kız çocuklarına mürebbiyeler nezaret edebilir. Buluğ çağından sonra erkek çocuklar için “mürebbi”ler (erkek terbiyeciler) ilgilenmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir