TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

TATBİK İLİMLERİ VE TEKNOLOJİ

Birkaç asır var ki, alet ilmi (teknoloji) aşırı gelişti. Öyle ki artık “bilim ve teknoloji” şeklinde kullanılmakta, teknolojiyi bilimin yanında zikretmekte, birbirine denk kıymetler gibi göstermekteyiz. Sanki alet ilmi, ilimlerin tek tatbik ilmiymiş gibi… Sapmanın derecesine bakın…
Alet ilmi (teknoloji), matematiğin tatbik ilimlerindendir ve matematiğin de tek tatbik ilmi değildir. Muhtemelen en fazla tatbik ilmine sahip olan, olması mümkün ilim dalı, bizdeki ismiyle riyaziyedir. Ne var ki riyaziyenin tatbik ilimlerinden olan alet ilmi, inşa ettiği aletlerin hayatın her sahasında ve her ilim dalında kullanılmasından dolayı büyük bir ihtiyacı karşılamakta, şöhretini ise hak etmektedir. Faydasının fazla olması, doğru tefekkür faaliyetini çoktan kaybeden dünyada, teknoloji fetişizmini doğurdu ama kimin umurunda.
*

Riyaziyenin tatbik ilimlerinden olan alet ilmi ile batı biliminin (mevcut matematiğin) tatbik bilimlerinden olan teknoloji birbirinden farklıdır, farklı olmak zorundadır. Ne ki, keşif ve imal edilen aletlerin ihtişamına bakınca, ne farkı anlayacak bir akıl kaldı, ne de anlama ihtiyacı…
Önce matematikte aldatılmıştık, riyaziyeyi kendi kültür iklimine nakleden batı, onu matematiğe tahvil etti ve muhtevasını, kolaylıkla anlaşılmayacak şekilde değiştirdi. Bir taraftan matematiğin muhtevasını materyalizm ile doldurdu, diğer taraftan onu materyalizmin ispat manivelası haline getirdi. Böylece materyalist felsefenin pozitif bilim mecrasına hapsettiği veya raptettiği matematiği yeryüzü tanrısı haline getirdi, onun tatbik bilimi olan mühendislikleri de Olympos tanrılarının elindeki şimşek yaptı.
Teknolojinin kaynağı ve babası olan matematik, herhangi bir ilmi mesele olmaktan önce, ilim telakkisinin mühim mevzuu haline geldi. Batının matematiği materyalist felsefenin mütemmimi haline getirmesinden sonra, ona “mutlak doğru” veya “mutlak doğru”yu bulacak bilim dalı muamelesi yapması, batıyı kopyalamaktan başka bir derinliği olmayan dünyaya bu şekilde ihracını mümkün kıldı. Böylece materyalist felsefe ve pozitif bilim telakkisi, farkına varmadan tüm zihinlere sirayet etti, bilimden bahseden herkes, Müslüman olsun veya olmasın materyalist hale geldi. Ve tabii ki bunu fark etmedi.
Tüm bunları nereden öğrendik ve anladık? Tabii ki Fikirteknesi yayınlarından çıkan üç adet kitaptan; “Matematik-1-Matematik ve varlık”, “Riyaziye-1-Yeniden Riyaziye”, “Riyaziye-2-Riyaziye ilmi”… Birinci kitap Ağustos ayı yayın paketinde, ikinci ve üçüncü kitap ise Eylül ayı yayın paketinde okuyucuyla buluştu. Üç kitabı burada özetleyecek halimiz yok, ilgilenenler kitaplara müracaat edebilir.
*
Riyaziyenin tatbik ilimlerinden olan alet ilmi ile batıdaki mevcut matematiğin tatbik bilimi olan teknoloji arasındaki farklılıklar bir tarafa, teknoloji meselesi tatbik ilimlerinin ne kadar mühim olduğunu gösteren harikulade bir misaldir. İlim dendiğinde sadece Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi ilimleri anlamak, bunların esas ve mühim olmaları cihetiyle yanlış değildir ama bunlardan ibaret görmek Müslümanları hayatın dışına ve gerisine itmektedir. Bazılarının yaptığı gibi teknolojiyi Tefsir ilmine mukaddem kılmak gibi zihni savruluşlara ve marazi anlayışlara kapılmadan söylemek gerekirse, tatbik ilimler (mesela alet ilmi) Tefsir marifetiyle Mutlak İlim olan kitap ve sünnetten keşfedilen mana ve hikmetin hayata nakli ve tatbiki için de ihtiyaçtır.
Bugün için tatbik ilimlerimiz yok, mesele bundan ibaret olsa kolay, tatbik ilimleri fikrimiz de yok, daha ötesi tatbik ilimlerine ihtiyaç da duymuyoruz. Kadim müktesebatımızda imal ve inşa edilen tatbik ilimlerinden, bizim hatırladığımız kadarıyla sadece bir tanesi, yani ilm-i hal yaşamaya devam ediyor. O da yerli oryantalistlerin ihanetiyle ağır hasar almış durumda…
Mesele dönüp dolaşıp temelde ilim telakkisine ve ilimlerin tasnifine geliyor. İlimlerin tasnifi mevzuu üzerinde fazla yoğunlaşmamızın sebebi, her meselenin bu noktaya gelmesi ve bu mesele halledilmeden hiçbir çabamızın netice vermeyeceği gerçeğidir. İlim telakkimizi kaybettiğimiz ve ilimlerin tasnifini yapamadığımız için, “tatbik ilimleri” gibi bir sınıfın olduğunu bile anlamıyor, anlamadığımız için ihtiyaç duymuyoruz.
Tatbik ilimleri meselesini “tefekkür mevzuu” haline getiremediğimiz için, her dünya görüşünün (ve ilim telakkisinin) farklı tatbik ilimleri olabileceğini, yani farklı bir teknoloji anlayış ve imalatının bulunması gerektiğini düşünemiyoruz. Hal böyle olunca, mealci oryantalistlerin yaptığı hataya Ehl-i Sünnet hassasiyeti olanlar da düşüyor. Öyle bir hata ki, bir taraftan tefsir okuyarak İslam’ı anlamaya çalışırken diğer taraftan tatbik ilimlerinin boşluğunu batıdan intikal eden bilimlerle dolduruyoruz. Çünkü matematiğin mutlak doğru olduğunu kabul etmiş durumdayız, öyleyse matematiğin alet ilmi olan teknolojinin dini olmaz gibi epistemolojik işgalin imha edici timi tarafından teslim alınmışız. Hiçbir Müslüman, kendisine sorulduğunda, yani gündeme getirildiğinde matematiğin mutlak doğru olduğunu kabul etmez, ne var ki hiç kimse matematik üzerinde derinliğine tetkik, tahkik ve tefekkür faaliyetinde bulunmadığı için, onun tüm tezahürlerini ve böylece teknolojisini de doğru kabul eder. İslam, muhtemeldir ki sathi ve ucuz idraklilerden çektiğini, Ebu Cehil’den çekmemiş olmalıdır.
*
Dünyadaki gelişmeler tatbik ilimlerinin işgal ettiği sahayı genişletti ve ehemmiyetini artırdı. Tabiri caizse yirminci asır, tatbik ilimleri çağı oldu. Türkiye’deki kopyacı akıl kaçınılmaz olarak tatbik bilimlerinde yoğunlaştı ama batıda da yirminci asır tatbik bilimleri çağı haline geldi. Matematikten çok mühendislikler, psikiyatriden çok terapistler, biyolojiden çok tıpçılar ön plana çıktı, daha fazla itibar sahibi oldu, daha fazla para kazandı. Tatbik bilimlerindeki bu yoğunluk, bilimin intiharı olacaktır.
Batıdaki bu gelişme, yeni İslam medeniyet hamlesini başlatanlar için tecrübe olmalıdır. Müslümanların da teknoloji meselesindeki dikkat ve temayül yoğunluğu, ilmi çalışmaları geri plana itmektedir. İlim, irfan ve tefekkür tatbik ilimlerinden daha kıymetli olmadığı takdirde, medeniyet inşası imkansızdır.
Teknolojideki hızlı gelişme ve değişmenin aklı esir alması gibi neticelerden bahsetmiyoruz bile…
AHMET SELÇUKİ
ahmetselcuki2012@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir