TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

TATBİK İLİMLERİNİN ANA TASNİFTEKİ YERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 8. sayı)

Fikirteknesi külliyatında ilimlerin tasnifine dair teklif; önce tasnif üstü tasnif nev’inden; “Mutlak İlim”, nispi ilim, izafi ilim şeklinde yapılmıştır. Mutlak İlim; kitap ve sünnetten ibarettir. Nispi ilim; Müslümanların (yani akl-ı selimin) Mutlak İlimde keşif ve telif ettikleri ilimlerdir. İzafi ilimler ise gayrimüslimlerin (bugünkü haliyle pozitif aklın) serazat ürettiği bilgidir.
Tasnif üstü tasniften sonra, nispi ilimlerin tasnifi yapılmıştır. Nispi ilimler; yatay zeminde dört mecra halinde tertip edilmiş olup bunlar; “Kur’an ilimleri mecrası”, “Tevhid ilimleri mecrası”, “Beşeri ilimler mecrası” ve “Müspet ilimler mecrası” şeklinde tespit edilmiştir. Sonra her mecra kendi içinde, “Terkip ilimleri”, “Tetkik ilimleri” ve “Tatbik ilimleri” şeklinde taksim edilmiştir. Böylece hem yatay sahada tüm bilgi alanlarını kuşatan hem de dikey sahada tüm ilim mertebelerini ihtiva eden bir tasnif haritası hazırlanmıştır.
Tatbik ilimleri, yatay sahadaki dört ilim mecrasının her birinin içindeki dikey tasnif haritasının en alt basamağını oluşturmakta, ilmin artık tatbik safhasını göstermektedir. Tatbikat safhasına, yani yeryüzüne kadar indiği için, muhtevadan çok şekil bilgisi mahiyeti taşımakta, muhtevayı ise işaret etmektedir. Muhtevayı arayanları ise tetkik ve terkip ilimlerine sevk eder.

Tatbik ilimleri safhası, ilmin tahsil ve idrakinden ziyade, halkın ve hayatın ihtiyaçlarının ilim tarafından karşılanmasına matuftur. İslami hayatın inşası, İslam’ın hayata tatbiki, İslam’ın tüm hayat alanlarında temsili, nihayet İslam medeniyetine giden yolun fiili güzergahı gibi meselelerle ilgilenen, özünde “nasıl?” sorusuna cevap veren ilmi saha ve seviyedir.
Terkip ve tetkik ilimleri, “ne” ve “niçin” sorularına aranan cevaplarla meydana gelir. Bu iki sorunun cevabı, hakikat ve hakikatin tefsir, teşrih ve tabiridir. İlim de özü itibariyle zaten budur, bir şeyin “ne olduğunu” bilmeden ona vasıl olma ihtimali yoktur. Bir şeyin “niçin olduğunu” anlamadan onu idrak etme imkanı yoktur.
“Nasıl” sorusu ise, bir şeyin tezahürlerini ifade eder ve ona nasıl ulaşılacağını gösterir. Esas olan muhakkak ki O’dur, O’na ulaşmanın yolu, O’nun kıymetinden dolayı mühimdir. O olmasa, yola ihtiyaç yoktur. Bu sebeple tatbik ilimleri, ilmin hayattaki tezahürleridir, muhatap olunan ilim ne kadar kıymetliyse o kadar lazımdır.
*
İlim, terkip ilimlerinde derli toplu halde bulunur, tutulur. Terkip ilimlerinin bir maksadı da zaten budur; bilginin dağılmasını, çözülmesini, birbirinden bağımsızlaşmasını önlemek… Terkip ilimleri, Hz. Ali (RA) Efendimizin, “İlim bir noktaydı…” dediği yere en yakın mesafedir. İlim, terkip ilimlerinde allamelerin, tetkik ilimlerinde alimlerin, tatbik ilimlerinde ise halkın meşgalesidir. Tatbik ilimlerine indiğinde artık ilim, çoğalabileceği kadar çoğalmış ve halkın ve tabir-i caizse cahillerin ihtiyaçlarını karşılayacak tertibe kavuşmuştur.
FARUK ADİL
farukomaradil@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir