TEDRİSAT MÜESSESELERİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK

TEDRİSAT MÜESSESELERİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK

(Terkip ve İnşa dergisi 20. sayı)

İlim, bilginin nizami tertibidir. Tedrisat da, ilmin insana nizami intikalinin sağlanmasıdır. Bu sebeple mektep ve medrese nizamı fevkalade hassas ve mühimdir. İlim telakkisi, medrese nizamı ve tedrisat usulü üzerinde kolayca ve umursamazca değişiklikler yapmak cinayettir. Bu ölçü ve hassasiyet muhafaza edilmek şartıyla söylüyoruz ki, tedrisat müesseselerini çeşitlendirmek gerekir.
Medresenin hassas bir nizami tertibe tabi tutulması lüzumu, onun tek bir çeşide mahkum edilmesi manasına gelmemelidir. İlimlerin tasnifine göre kurulacak medreseler, her ilim mecrası ve seviyesine göre farklılık arz eder, etmelidir. Bu mesele, medreselerle ilgili kısmıdır, bizim üzerinde durmak istediğimiz mevzu ise medrese dışındaki tedrisat müesseselerinin çeşitlendirilmesidir.
*

Medrese, tedrisat telakkisinin müesses nizamını temsil eder. Medrese dışındaki tedrisat ve tedrisat müesseseleri ise, medreselerdeki sıkı tertibe tabi değildir. Öyle olsa zaten medrese olur, başka bir tedrisat müessesesine de ihtiyaç kalmaz. Medrese dışındaki tedrisat müesseselerinin bir usul ve tertibe tabi tutulmamasından söz etmiyoruz. Sadece medresedeki nizami çerçevenin dışında bir usul ve tertip olması gerektiğinden bahsediyoruz.
Medrese dışında çok sayıda ve çeşitte tedrisat müessesesi kurmalıyız. Bunlar, tedrisatın tüm unsurlarını ihtiva etmek zorunda değil, zaten öyle bir çabanın netice vermesi mümkün de değil. Tedrisatın sadece talim kutbuyla ilgili olabilir, sadece terbiye kutbuyla ilgili olabilir, ikisini birlikte yürüten ama medrese derinliğine inmeyen müesseseler de olabilir.
*
Mesela şahsiyet merkezlerimiz olabilir, akl-ı selim merkezlerimiz olabilir, ahlak ve asalet merkezlerimiz olabilir ila ahir… Veya meslek kuruluşlarının bünyesinde olmak üzere, meslek tedrisatı dışında talim ve terbiye merkezlerimiz olabilir. Esnaf teşkilatlarımızın bünyesinde, esnaf ahlakı ve asaleti ile ilgili tedrisat yapan, ahlaki ölçüler tespit ve ilan eden, esnafın bunlara riayetini talep ve takip eden merkezler olmalıdır.
Türkiye’de meslek kuruluşları, bazı ilkelerden ibaret bir metin yayınlar. Meslek kuruluşlarının başkanları dahil, hususi olarak ilgilenmiş olanlar dışında hiçbir üye onları bilmez, umursamaz, mesleki faaliyetlerinde dikkate almaz. Bu meseleler onlarca yıldır bu şekilde devam eder, kimse de çıkıp bir meslek ahlakı olması gerektiğini, olabilmesi için de bir terbiye müessesesine ihtiyaç bulunduğunu idrak edemez. Hasbelkadar birisi bunu dillendirdiğinde ise tüm meslek erbabı çığlık çığlığa itiraz eder; “Ne yani biz ahlaksız mıyız?” diye… Oysa ahlaksız olmasalar, ülke ve millet bu halde olmaz. Fakat ne hikmetse herkesin ahlakı ve hatta her şeyi tamdır, hiç kimse tedrisata, talim ve terbiyeye ihtiyaç duymaz. İstatistiklere bakıldığında, hatta sağa sola bakıldığında görülmektedir ki, milletin müzminleşmiş bir ahlaksızlık meselesi var. Ahlaksızlık o derece ilerlemiş ki, hiç kimse edep ve ahlak ihtiyacı duymuyor. Oysa en ahlaklımız, ahlak talim ve terbiyesine razı olandır.
OSMAN GAZNELİ osmangazneli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir