TEKKE, İNSANIN VAROLUŞ KARARGAHIDIR

TEKKE, İNSANIN VAROLUŞ KARARGAHIDIR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

Tekkedeki tedrisat, bilgi nizamından ziyade, mana nizamına tabidir. Bu sebeple zihni-akli bir nizama değil de, kalbi-ruhi bir nizama tabidir.
Bilgi nizamı kurmak kolay, bilginin insana nakli de kolay… Mesele mananın naklidir ve bunun hem süreçleri hem de nizami çerçevesi farklıdır. Bilgi nizamını kurmanın kolaylığı, mana nizamına nispetledir, yoksa bilgi nizamı kurmakta zordur.
İnsanda ezberleme ve öğrenme istidadı güçlüdür, herhangi bir tedrisata tabi tutulmasa ve sokakta yaşasa bile bilgi edinir. Bu şekilde edinilen bilginin kaotik olması kaçınılmazdır muhakkak ama bilgi edinme süreci kendiliğinden işler. Yani insan konuşmayı öğrendikten sonra kesintisiz şekilde bilgi edinmeye başlar. Zira ezberleme ve öğrenme istidadı, res’en (kendiliğinden) çalışır. Tedrisatın lüzumu, hangi bilgilerin hangi nizami çerçevede insan iç alemine intikal etmesi gerektiğini göstermesi bakımındandır.

Oysa mana ve mananın intikali bambaşka bir şeydir. Bilgiyle (mesela kelimelerle) mananın da intikal ettiği düşünülse de, öyle değildir. Mananın insan iç alemine intikali, idrak yoluyladır. İdrak ise ruhi süreçlere tabidir. Ruhi süreçler işlemediği takdirde mananın intikali veya keşfi zordur.
*
Medresedeki idrak, akli idraktir ve sınırlıdır. Bu sebeple kelama ait bir nazari faaliyettir. Tekkedeki tedrisat ise, ruhi süreçlere aittir, kelam ötesidir, halle ilgilidir. “Hal”, yani “oluş süreci” tekkenin salahiyetinde ve inhisarındadır.
Mesele burada düğümleniyor, “öğrenmek” ile “olmak” arasındaki farkta… Bilgiyle akli temas kurmak, hakikatle akli irtibatı sağlar. Oysa aslolan, hakikat ile ruhi temas kurmaktır. Aklın bilgiyle ve hakikatle teması “bilmek”, ruhun hakikatle teması ise “olmak” ile neticeleniyor. “Olmak”, oluş sürecine girmek ve mesafe almak…
*
Kelam, zihni-akli evrendedir. Sadece kelamla ilgilenenler, dünyada kelam bitmeyeceği için kalbi-ruhi aleme intikal edemezler. Kelamsız olmayacağı için mesele, kelamla ilgilenirken aynı zamanda derinlik buudunu idrak etmektedir. Derinlik buudu, hem kelamın mana cihetiyledir hem de insanın ruhi cihetiyledir.
İnsanın dünyadaki yolculuğu (hareketi), akıl ve bedenle mümkündür ve zaten dünyadaki yolculuk hayatın şekil şartlarını oluşturur. Esas yolculuk, insanın ruhi yolculuğudur ve iç alemindedir. Tekke, ruhi-kalbi yolcuğun rehberidir. Dünyada ne kadar hareket ederseniz edin, ne kadar yol alırsanız alın, ruh harekete geçmemiş, seyahate çıkmamışsa, oluş süreci başlamamış demektir.

ALİHAN HAYDAR alihanhaydar@gmail.com

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir