TEKKE; İRFAN, HİKMET, HAKİKAT TEDRİSATI YAPAR

TEKKE; İRFAN, HİKMET, HAKİKAT TEDRİSATI YAPAR

(Terkip ve İnşa dergisi 21. sayı)

İrfan, tevhide vasıl olacak derinlikte bir kıymettir. Kitab-ı Kerim ve Sünnet-i Sahiha, hem bu alemi hem de ahireti ihtiva eden bir özettir ve irfan, dünya ile ahiret arasındaki güzergah haritasını keşif, telif ve izah eden, taliplerini de o güzergahta yola çıkaran ilimdir. Medresenin telif ve tanzim ederek zapt altına aldığı ve çevre emniyetini sağladığı dünyada, ahiret yolculuğunu (tevhid yolculuğunu) başlatan ve yürüten ilmin adı irfan, müessesesinin adı ise tasavvuftur.
İrfanın ilimle çatıştığı vehmi, kuru bilgide kalan sathi anlayışların kuruntusudur. Bunlar, öncelikle şekil bilgisine mahkumdur, sonra bilgi vahitleri arasında şekli irtibat kurmaktan başka bir şey yapamaz. Bilginin irfani buudunu fark ve idrak edemeyenler, mana ve muhtevadan mahrum mantık budalalarıdır.
*

Medreselerde bilginin insan iç alemine intikalinden sonra başlayan zorlu süreç, insanın deruni yapısı olan kalb ve ruh dünyasının mütehassıslarını ihtiyaç haline getirir. Zihni evrene, ezberleme ve öğrenme yoluyla intikal eden bilgi ve ilmin, kalb ve ruha ulaşması, orada iman ile terkip ve tahkim edilmesi gerekir. Bu süreç, tekkedeki irfan, hikmet ve hakikat tedrisatı ile kabildir.
Bilgi, varlığın muhtevasında mahfuz olan mananın şekli tertibidir. İlim, bilgilerin belli tasnif ve tanzime tabi tutulmuş irtibat haritasıdır. Bilgi ve ilmin bu haliyle insan iç alemine intikali, şekil ve tertip naklinden ibarettir. İrfan; bilgi ve ilmin şekil tertibinin ötesindeki mana haritasıdır. Akıl, bilgi ile iktifa edebilir, ruh (ve ona bağlı akl-ı selim) ise bilgiyle iktifa etmez, mana haritasını arar.
Nefs, istimal ve istismar edebileceği imkan arayışındadır. Ruh, “alem-i ervah”ta mülaki olduğu hakikati, yani bilginin muhtevasında mahfuz olan mana arayışındadır. Nefs ve ona bağlı olan kuru akıl (bugün itibariyle pozitif akıl), ruha ve tabiatıyla manaya ve hakikate perdedir. Nefs terbiye edilmezse, ruhun yolu açılmaz, ruhun yolu açılmazsa kuru akıl, kuru bilgiyi aşamaz.
*
İslam tedrisat telakkisi, bilgi intikaliyle iktifa etmez. Bilgi intikalinden sonra insan iç alemindeki mücerret süreçleri sevk ve idare etme maharetini nihai maksat olarak kabul ve tatbik eder. Medrese bilginin insana intikalini sağlar, Tekke (tasavvuf) insanın manaya intikalini… Medrese, insanın manaya intikalini sağlamak zorundadır ama medrese bunu yapabilse bile ufku sınırlıdır. Medresenin bu husustaki ufku, tefekkür tedrisatından ibarettir. Oysa tekke, saf ruhi idrak seviyesine (safhasına) ulaşmayı mümkün kılan sürecin müessesesidir.
Hakikat, muhakkak ki kelam ile zarflanmıştır. Bu sebeple hakikat bilgisi (ve ilmi) mevcuttur. Fakat hakikat, esas itibariyle saf manadır. Bilgiyle zarflanması, insana intikalini mümkün kılan bir zarurettir. Hakikat tedrisatı; terbiye edilmiş bir nefs, tasfiye edilmiş bir kalb, insan iç alemini tasarrufu altına alacak şekilde ikame edilmiş bir ruhla kabildir. Hakikat tedrisatından bahsetmediğimiz her ihtimalde, nefsin elinde istimal ve istismar etmesi için bilgi ve ilim vermekten başka bir şey yapmıyoruz demektir.
EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ ebubekirsiddik2000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir