TELEGRAM-3-HAYVANLAR ÜZERİNDEKİ DENEYLER

TELEGRAM-3-HAYVANLAR ÜZERİNDEKİ DENEYLER
Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden elde edilen bilgiler insanlar hakkında kullanılamaz. Ruh, zihin, şuur, irade, düşünce gibi konular, insan ile hayvanı birbirinden ayıran özelliklerdir. Hayvanda olmayan, insanda olduğu için onu hayvandan farklı ve üstün yapan bu özellikler hakkında, hayvanlar üzerinde yapılan tecrübelerden hiçbir şey elde edilemez. Bu tür çalışmaları yapanlar, insanları da zaten hayvan kategorisinde görüyorlar.
İnsan ile hayvanın bedeni/biyolojik cihetten aynilikleri olabileceği düşüncesi yanlış. Ruhun (insan ruhunun) olduğu bir beden ile hayvan bedeninin herhangi şekilde benzemesi mümkün değildir. Tüm biyolojik altyapısı aynı olsa bile (ki değil) insan ruhunun dahil olduğu bedenin çalışması, devasa farklılıklar gösterir. Evrimci insan tezine sahip olanların varlıklar arası geçişleri mümkün görmesinden kaynaklanan bu tür çalışmalar, başka kültür havzalarında alternatif çalışmalar yapılmamasından cesaret alarak piyasayı işgal ediyor. Oysa varlık “ferden” yaratılmış ve her ferd yaratılış hususiyetlerine baştan itibaren sahip olmuştur.
Hayvan ile insan arasındaki biyolojik benzerliklerden hareketle müşterek çalışmalar yapılabilmesi, hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalardan insanlar için faydalanılması mümkün olabilir. Fakat mesele, ruh, kalb, zihin, şuur, irade gibi konulara geldiğinde, insan bedeni ile hayvan bedeninin çalışması bile farklılaşır.
Hayvanın zihni evreni olup olmadığını bilmiyoruz henüz. Eğer varsa, sabit mecraları olmalı, çünkü tüm hayatı tekrarlanan hareketlerden ibaret. Tekrarlanan hareketler, sabit zihni mecraları şart kılar ve beklenmedik tepki verilmesine mani olur. Dışarıdan eğitim yoluyla açılan suni mecralar ise tabii mecraların baskın geldiği durumlarda geçici veya kalıcı olarak iptal edilir, hayvanlarda beklenmedik tepki bu şekilde ortaya çıkar ki, bu bile beklenmedik tepki değildir.
Hayvanlar tabiatlarının mahkumudurlar. Tabiatları ise basit özellikler toplamıdır. Bu noktadan bakıldığında, hayvanlarda zihni evren olduğunu kabul edersek eğer, “kaotik” nitelik taşımadıklarını bilmeliyiz. Kaotik zihni evren, şuur, akıl, düşünce, irade vesaire zihni unsurlarla doludur ve bunların faaliyetleriyle bir işe, harekete, tepkiye yönelir. Dolayısıyla beklenebilir, öngörülebilir değildir. İnsan zihnini kaostan kurtaran ve nizami bir altyapıya kavuşturan unsur, iman ve onun çerçevesi olan ahlaktır. İman ve ahlak (dolayısıyla şahsiyet) sahibi insanın davranışları öngörülebilir hale gelir. Zira bir dünya görüşü ve ahlak anlayışı vardır ve hayatı o çerçevede yaşamaya gayret gösterir.
Hayvanlarda kaotik zihni evren olmadığı için, onlar üzerinde yapılan deneylerden netice almak mümkün olabilir. Bir etkiye karşı nasıl tepki vereceği çözümlenebilir ve uygulanabilir formlar üretilebilir. Zihni evren varsa sabit mecraları vardır ve bu mecraların mahkumudur, zihni evren yoksa doğrudan tabiatının mahkumudur. Öyleyse yapılacak iş, hayvanların tabiatını keşfetmek, tabiat özelliklerinin bedeni karşılıklarını (mevzilerini) bulmaktır. Buradan hareketle insanın kaotik zihni evreni hakkında elde edilebilecek hiçbir netice yoktur.
İnsanın da hayvani bir ciheti olduğu doğru… Zihni gelişmesini tamamlamamış, insanileşme sürecini ilerletememiş, insan ile hayvan arasındaki farkları şahsında gerçekleştirememiş olan süjelerin hayvani hayat yaşadıkları malum. Bu tür insanların zihni evrenleri de hayvani (bedeni) arzuların aktığı sabit mecralara sahiptir. Önüne ot (para) uzattığında peşinden cehenneme kadar gelir, güzel bir kadını gösterdiğinde cinayet işleyebilir ila ahir. Benliğinin sabit mecralarını bildiğinde neye nasıl tepki vereceğini nispeten tahmin etmek kolay. Buna rağmen (hayvani seviyeyi bir santim yukarı çıkamamış olanlar da bile) zihni dünya nispeten kaotiktir. Ne yapacağını bire bir tahmin etmek kabil değil. Hayvanların beyinleri üzerinde yapılan deneylerden en fazla bu tür insanlarda faydalanmak mümkündür ama bunlar da bile tam netice almak kabil olmaz.
Akıl, şuur, vicdan, irade, tefekkür, hassasiyet ve hele de iman sahibi olan insanların zihni dünyalarını dışarıdan etkilemek için hayvan beyni üzerinde yapılan deneylerden faydalanmak, ya hayvani bir seviyesizlik, ya da o nispette bir idraksizliktir. Batıda bu tür çalışmalar yapıyor olmaları, insanı hayvanın bir çeşidi olarak görmelerindendir. Aman ha… Kimse batıdaki bu tür çalışmalara itimat edip de onlardan insan tezi inşa etmeye kalkmasın.
SELEHATTİN ADANALI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir