TERKİP İLİMLERİ VE TETKİK İLİMLERİ

TERKİP İLİMLERİ VE TETKİK İLİMLERİ

(Terkip ve İnşa dergisi 6. sayı)

Türkiye’de ilimlerin tasnifi bahsi hatırlanmadığı için, maarif nizamı (eğitim-öğretim sistemi diyorlar) gelişigüzeldir ve hiçbir nizami altyapıya sahip değildir. Oysa maarif telakkisinin ve nizamının altyapısını oluşturan harita, ilimlerin tasnifidir. İlimlerin tasnifini yapmadan hangi okulu, hangi bölümü neye göre kuracağınızı ve orada neyin tahsilini yapacağınızı nasıl bilebilirsiniz?
Mevcut bilim telakkisine göre biyoloji temel (tetkik) bilim, tıp ise onun tatbik bilimidir. Bu durumda biyoloji tıbbın üstündedir, hem kıymet olarak hem de kaynak olarak… Fakat ülkedeki duruma bakıldığında, tıp bilimi biyolojiden çok daha kıymetli hale gelmiştir. Sebebi malumdur; biyoloji temel bilimlerden olduğu için doğrudan tatbik alanı yoktur, tıp ise biyolojinin tatbik bilimlerinden biridir, tatbik bilimi ise bir meslek haline gelmiş ve itibar kazanmıştır. Mesleklerin (ve tatbik bilimlerin) kaynağı temel bilimler olmasına rağmen, tatbik bilimlerin daha fazla kıymetli hale gelmesi, ülkede bilimin olmadığı, bilime itibar edilmediği manasına gelir. Bunun mühim sebeplerinden birisi hiç şüphesiz ilimlerin tasnifi yapılmadığı için temel bilimlerin tatbik bilimlerden daha “üstün” olduğuna dair bir kültür oluşmamasıdır.

Bu misalde görüldüğü gibi, ilimlerin tasnifinde yatay boyut kadar ve belki daha mühim olmak üzere dikey boyut da olmalıdır. Dikey boyut olmadığında ilimler arasında derecelendirme olmayacak, kıymet ve itibarın kaynağı oluşmayacak, yatay tasnifle bilginin derlenip toparlanması zorlaşacaktır. Bu manada Fikirteknesi külliyatındaki dikey tasnif olan (aşağıdan yukarıya doğru) tatbik ilimleri, tetkik ilimleri, terkip ilimleri tertibi elzemdir.
*
İlimlerin tasnifi, temel ilim mecraları oluşturulduktan sonra aslında tetkik ilimleri mertebesinde yapılır. Zaten terkip ilimleri, her ilim mecrasında bir adettir ve o ilim mecrasının zirvesini tutan, ilim telakkisini oluşturan, o mecradaki tüm bilgileri terkip eden zirve ilimdir. Tek olanı tasnif etmek gerekmeyeceğine göre, ilimlerin tasnifi tetkik ilimleri seviyesinde yapılır. Tetkik ilimleri, ilmin gövdesidir, ana yapısıdır. Orada yapılan tasnif, yukarıya doğru terkibin altyapısını kurar, aşağıya doğru tatbik ilimlerinin kaynağını oluşturur. Zaten tatbik ilimlerinin tasnifi kolaydır, her tetkik ilminin birden çok tatbik ilmi vardır ve bunlar bağlı oldukları tetkik ilmine göre kolayca tasnif ve tertip edilebilir.
Meselenin zorlu kısmı, tetkik ilimleri ile terkip ilimleri arasındaki münasebettir. Tetkik ilimleri mertebesinde yatay şekilde yapılan tasnif ve tertibin terkibe mani olmayacak, bilgiyi dağıtmayacak, birbirinden bağımsız bilgi alanları oluşturmayacak bir anlayışla yapılması gerekir. Zaten bu sebeple terkip ilimleri vardır, olmalıdır.
Tatbik ilimlerini murakabe altında tutmak kolaydır, zira onların mahiyetini tarif ve alanını tayin etmek kolaydır. Bir tetkik ilminin hayata intikali, hayata tatbiki, hayatta faydalanılması gibi meseleler, bağlı olduğu tetkik ilminin muhtevasında mevcuttur. Tetkik ilminin hayata bakan kaç yönü varsa, o kadar tatbik ilmi mevcuttur, kurulmalıdır.
*
Terkip ilimleri, içinde bulunduğu ilim mecrasının (Kur’an ilimleri mecrası, Tevhid ilimleri mecrası, Beşeri ilimler mecrası, Müspet ilimler mecrası) zirvesinde bulunan, bilginin dağılmasına müsaade etmeyen, aksine bilgiyi tertip ve terkip eden, bilginin ve ilmin istikametini tayin, faaliyet alanlarını tespit eden bir hüviyet ve mevki sahibidir. Terkip ilimleri, bilgi ve ilim telakkisini oluşturan, Mutlak İlim ile bilgi ve hayat arasındaki münasebeti kuran, bilgi ve hayatın Mutlak İlme nispetini yapan, Mutlak İlme aykırı bilgiyi teşhis eden, Mutlak İlmin insan ve hayat üzerindeki hakimiyetini mutlak hale getiren, bilginin ve hayatın Mutlak İlmin çerçevesi dışına çıkmasına, taşmasına müsaade etmeyen ilim karargahıdır.
Terkip ilimlerinin en mühim hususiyeti, Mutlak İlme doğrudan muhatap olmasıdır. Tetkik ve tatbik ilimleri Mutlak İlme doğrudan muhatap değildir, onlar kendi mecralarındaki terkip ilimlerine muhataptır.
Terkip ilimlerinin Mutlak İlme muhatap olması ise “Tefsir İlmi” marifetiyledir. Bu manada tefsir ilmi, diğer üç terkip ilminin de terkip ilmidir. Tefsir ilminin “mevzu” edinmediği, hakkında keşif ve telifte bulunmadığı bir mesele, hiçbir ilim dalının ve bu arada terkip ilimlerinin konusu haline gelemez.
Tefsir ilimleri dışındaki terkip ilimleri olan “Hakikat ilmi”, “İnsan ilmi” ve “Tekevvün ilmi” Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerim’e ve Sünnet-i Seniyye’ye doğrudan muhatap olabilir muhakkak fakat bu münasebet her birinin tefsir ilmi esaslarına uygun şekilde yapacakları keşif ve telif yoluyla mümkündür. Her birinin kendi sahasında yaptığı keşif ve telif, önce tefsir ilminde terkip edilir, sonra kendi sahalarında terkip edilir. Tefsir ilminde terkip edilmemiş bir bilgi ve hikmet, hem diğer terkip ilimlerine hem de onların tetkik ve tatbik ilimlerine intikal edemez.
Kur’an ilimleri mecrasındaki üç ilim mecrası, öncelikle kendi sahalarında keşif ve telif ettikleri bilgileri kendi terkip ilimleri bünyesinde terkip etmek ve tefsir ilminin malzemelerini derlemekle mesuldür. Sonra tefsir ilminde terkip ve tertip edilmiş bilgi ve hikmeti, kendi terkip ilimleri bünyesine taşımak, oradan kendi tetkik ilimlerinin istikametin ve faaliyet alanlarını tayin etmek, nihayet tatbik ilimleri marifetiyle hayata vaziyet etmesini teminle görevlidir.
*
Tetkik ilimleri, bağlı oldukları terkip ilimlerinden istikamet ve mevzu haritasını alır ve keşif ve telif çalışmalarını yürütür. Keşif ve telif çalışmalarında ortaya çıkan bilgi ve hikmet, terkip ilminin kendilerine verdiği istikamet ve mevzu haritasını taşmaya başladığında, terkip ilmine müracaat ile, bilginin yeniden değerlendirilmesini ve yeniden terkip edilmesini talep eder. Tetkik ilimlerinin vazifesi zaten budur, ana istikamet ve harita üzerinde keşif ve telif işini yürütür. Ne var ki, terkip ilmi tarafından yapılan terkip kıvamı ve hacmi yanlış veya dar olabilir. Bu durumda tetkik ilimlerinin keşif ve teliflerini taşıyamaması söz konusu olacağı için, tetkik ilimleri sıkışır, hatta donmaya başlar ve tekrara düşer. Bu ihtimal için bir tedbir gerekir. Bu tür ihtimaller göz önüne alınarak, akışın sadece yukarıdan aşağıya doğru (yani terkip ilimlerinden tetkik ve tatbik ilimlerine doğru) gerçekleştirilmesi doğru değil, aynı zamanda aşağıdan yukarıya doğru bir akışın da sağlanması şarttır.
Tetkik ilimlerinin keşif ve telif müktesebatı, belli zaman aralıklarıyla zaten muhasebe ve muhakeme edilecektir. Tetkik ilimleri, bilgi ve hikmet üretiminin yapılacağı saha olduğu için, bilginin sürekli artacağı, birikeceği, çeşit ve sayı olarak çoğalacağı faaliyet alanıdır. Bu manada tetkik ilimleri, terkip ilminin keşif koludur. Tetkik ilimlerinin, varlık, insan ve hayata dair keşif ve üretimleri, terkip ilimlerinin Mutlak İlmin muhtevasından keşfettikleri mana ve hikmet ile mütenasip olmalıdır. Tetkik ilimlerinin yanlış teşhis yapma ihtimali olduğu gibi terkip ilimlerinin de Mutlak İlmi yanlış anlama ihtimali mevcuttur. Bu sebeple tetkik ilimlerinden yukarıya doğru terkip ilimlerine bir akışı vardır, olmalıdır.
Tetkik ilimleri sahada çalışır, keşif ve üretimleri varlık, insan ve hayat üzerinde gerçekleşir. Terkip ilimleri ise bizzat Mutlak İlim üzerinde çalışır ve keşiflerini Mutlak İlmin muhtevasında arar. Bu çerçevede terkip ilimleri, tetkik ilimlerinden elde edilen verilerle Mutlak İlimden keşfedilen hikmetler arasındaki irtibatı kuran mercidir.
RAMAZAN KARTAL

Share Button

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir