Terkip ve İnşa Dergisi 8. Sayı TAKDİM YAZISI

TAKDİM
Bu sayımızın mevzuu, tatbik ilimleri… Bu sayıyla beraber “ilim” mevzuunu şimdilik bitiriyoruz. Gelecek sayımızın mevzuu, medeniyet akademisidir.
İlim mevzuu tabii ki bu kadarla bitmez, bitmeyecek de… Dergi mevzu haritasında, öncelikle temel meselelere umumi çerçevede bakmak, esaslarına dair umumi izahlar yapmak istiyoruz. Böylece, temel meselelerin gündeme gelmesi, getirilmesi vazifesini hatırlıyor ve hatırlatıyoruz.
*
İkinci yılın mevzu haritasını bu sayıda yayınlayacağımızı ifade etmiştik. Arkadaşımız Osman Gazneli, mevzu haritasını tertip etti, onun tertibi ile yayınladık. Mevzu haritasının hazırlanmasında katkısı olan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Yayınladığımız mevzu haritası tabii ki son hali değil, sadece müzakerenin başlangıç metnini oluşturuyor. Yazarlarımızdan ve okurlarımızdan, mevzu haritasını tenkit etmelerini ve tekliflerde bulunmalarını rica ediyoruz.
*

İkinci yılımızın temel mevzuu, mevzu haritasında görüleceği üzere İslam maarif anlayışıdır. Malumdur ki tedrisat yoksa insan ile ilim arasındaki münasebetin kurulması mümkün değildir. Kurduğunu düşünenler, sıhhatsiz bir temasa mahkum olmuş ve marazi anlayışlara savrulmuştur.
Osmanlının son döneminde yozlaşan ve çürüyen maarif anlayışımız ve müesseselerimiz, cumhuriyet devrimleriyle izi bile kalmayacak şekilde tasfiye edilmiş, böylece İslam ile sıhhatli şekilde münasebet kurma imkanımız yok edilmiştir. Bugün yaşadığımız sıkıntıların ve tartışmaların temelinde farklı İslami anlayışlar değil, maarif anlayış ve nizamımızı yeniden ikame ve inşa edememekten kaynaklanan marazi düşünce savruluşları var. Bu sebeple dergimizin birinci yıl mevzu haritası ilim bahsini merkeze almış, onunla beraber bazı tezahürlerine de temas etmiştir. İkinci yıl mevzu haritamız ise tamamen İslam maarif anlayışına yoğunlaşacaktır.
*
İslam maarif anlayışını kaybettiğimiz için ilim bahsinde yerlerde sürünüyoruz. Bugünkü marazi sıkıntılarımızdan birisi de, ilim ile tatbikatı birbirinden tefrik edememektir. Bir-iki asırdır ilmi inkişaf ve terakkinin durmuş olması, ilmin tatbikatının da hayattan çekilmesiyle neticelenmiştir. Medresemiz, müderrisimiz, talebemiz kalmamış, kaçınılmaz olarak ilmi çalışmalarımız bitmiş, bunun neticesi olarak İslam’ı anlama ve tatbik etme istidadımız kaybolmuştur. Bunlar olmayınca, ahlakın süreklilik kazanmış hali olan gelenek beslenememiş, canlı ve diri tutulamamış, yenilenememiştir. İlmi inkişaf ile beslenemeyen ve yenilenemeyen gelenek, halkın akıl ve idrakine emanet edilmiş, halk ise geleneklerini tortulaştırmış, betonlaştırmış, ruhunu kaybetmiştir.
Halkın daha önce faydasını gördüğü ama zamanla ruhunu yitiren geleneğine sahip çıkması çok tabiidir. Halk, geleneği beslemek ve yenilemek idrakinde ve iktidarında değildir, halk ancak gelenekle beslenir ve yaşar. Bir-iki asırdır halkın sığındığı ama alim ve mütefekkirlerin yenileyemediği bozulmuş ve yozlaşmış gelenek üzerinden kadim İslami anlayışı, yani sahih İslam anlayışı olan Ehl-i Sünnet mecrasını tenkit etmek moda oldu. İlim ile gelenek arasındaki farkı bile anlamaktan aciz sığ idrakliler, okuma yazma dahi bilmeyen bir kadının ağaca çaput bağlamasından hareketle kadim ilim müktesebatımızı tenkit ve ret edecek kadar saçmalayan yerli oryantalistler, meselenin esasını teşhis edemedikleri gibi, esasa ait bir teklifte de bulunamadılar. Esasa ilişkin tekliflerden birisi, tabii ki İslam maarif anlayışıdır.
*
Tatbik ilimleri, mücerret ilmin hayata aksetmesi, hayatı inşa etmesi için lazımdır. İlimler, doğrudan tatbik edilemezler, onların tatbik edilebilir hale getirilmesi, bu sebeple tatbik ilimlerinin kurulması gerekir.
Gelenek haline gelen ilimler, tatbik ilimleridir. Mücerret ilimler (terkip ve tetkik ilimleri) doğrudan tatbik edilmediği için, gelenek haline de gelemezler. Bu sebeple bugünkü gelenekten kaynaklanan marazi meseleler, aynı zamanda tatbik ilimleriyle doğrudan alakalıdır.
Yazar dostlarımız tatbik ilimlerini mümkün olan birçok cepheden tahkik ettiler. Kendilerine çaba ve çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz.
*
Bu ay K.Maraş’ta, büyükşehir belediyesi tarafından tertip ve idare edilen “kitap fuarı” açılacak. Fuar, 21-29 Kasım arasında şehrin fuar alanında yapılacak.
Fikirteknesi yayınevi şu ana kadar 99 adet kitap yayınladı. Kitaplarımız bu kadar değil, yayına hazır ve hazırlanmakta olan kitaplarımız var. Kitap fuarından önce, inşallah on adet civarında bir yayın paketi hazırlamaya çalışıyoruz. Hazırlık çalışmamız yayınlanacak kitaplarla ilgili değil, mali kaynaklarla ilgilidir.
Kitap fuarına büyük ihtimalle 110 civarında bir kitapla katılacağız. Bugün için 110 kitaplık yayın listesi, onlarca yıldır devam eden meşhur yayınevleri de dahil olmak üzere çok az sayıda yayınevinde mevcuttur. 2016 yılı sonuna kadar yayın programımız, 150 kitaptır. Yılda ortalama 50 civarında bir kitap yayını planlamakta ve bu planı sürdürmekte ısrarlıyız. İnşallah öngörmediğimiz sıkıntılarla karşılaşmayız ve inşallah kitap basım programımızı devam ettirebiliriz.
Yılda 50 kitap (yaklaşık haftada bir kitap) yayınlamanın ne kadar zor olduğunu yayınevleri bilir. Çok dikkatli tetkiklerle kurduğumuz teknik altyapımız böyle bir çalışma yapmamızı mümkün kılıyor. Piyasadaki büyük yayınevleri bile bu yoğunlukta kitap basamamakta, basmaya kalktıklarında ise yürütememektedir.
Yaptığımız işin inanılmaz olduğunu düşünenler yayınevimizi şikayet etmişler. İnanamadıkları için korsan basım yaptığımıza kanaat getirmiş ve korsan baskı yapmaktan şikayet etmişler. Yaptığımız işin, piyasa “normallerine” göre inanılmaz olduğunu biliyoruz, biz de zaten inanılmazı yapmaya çalışıyoruz.
ADNAN KÖKSÖKEN
etkin-ilke@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir