TERKİP

TERKİP

(Terkip ve İnşa dergisi 18.sayı)

Terkip, tecrit ve keşiften sonra elde edilen verimlerin, ilim telakkisi çerçevesinde tanzim edilmesidir. Terkip, manalar arasındaki yatay ve dikey irtibat ve münasebet inşasıdır. Cem etmek terkibin bir cüzüdür ama kendisi değildir. Terkip; bilginin, yatay ve dikey sahada muayyen bir mimari örgü içinde inşa edilmesidir.
Yüksek irtifaa çıkan bir tecrit hamlesi ve o irtifada gerçekleşen keşifler, terkip mimarisine tabi tutulmadığında muallakta kalır. Terkip, öncelikle manalar arasındaki irtibat ve münasebet haritasıdır. Kaşifi için manayı anlamak zor değildir fakat terkip edilmeyen, muallakta kalan, en azından irtibat ve münasebet haritası (bir nevi mevzu haritası veya mevzu haritasındaki yeri) hazırlanmayan “mana”, kaşifi dışındaki muhatapları tarafından anlaşılır hale getirilemez.

Terkip, keşfedilen manaların lisan havzasına nakledilmesi ve tefekkür mevzuu haline getirilmesi için şarttır. Bu yapılamadığında münferit kalır, kaşifine mahkum olur, kaşifinin enfüsi dünyasındaki tecrübeden öte geçmez. Bu haliyle de kıymetlidir ama sadece kaşifi için kıymetlidir.
Terkip edilmeyen manalar muallakta kaldığı için, doğru ve sıhhatli olduğuna dair imtihan mevzuu haline de getirilemez. Hatta bazı meselelerde terkip edilemeyen mananın keşfedildiğinin ispatı da kabil değildir. Manaların tezahür şartlarından birisi de, terkip edilmesidir. Zira bir mananın tezahürü, çok zaman başka manalarla birlikte mümkündür. Terkip yoksa tezahür altyapısı oluşmamıştır.
Terkip, öncelikle manalar arasındaki nizam mimarisidir. Manaları ancak tezahürlerinden takip ve idrak edebilenler için “mana nizamı” bir şey anlatmaz. Zaten bu kişiler, tecrit ve terkip istidat ve maharetinden mahrum kişilerdir.
“Mana nizamı”, arazlar üstü bir nizamdır ki, ruhi idrak veya yüksek zekaların meselesidir. Şekil, nizamın en dış yüzü ve son tezahür safhasıdır. Nizamı şekilde aramak, en iyimser tahminle insanı matematiğe mahkum eder. Oysa mücerret matematik (Fikirteknesi külliyatından riyaziye serisine bakınız) kurulmamıştır. Mevcut matematiğe mahkum bir idrak, şekil nizamının mütehassısı (mühendisi) olabilir ama mana nizamının ve mimarisinin yanına bile yaklaşamaz.
*
Terkip, tedrisat sürecinin mahsul safhası olan keşiflerin tanzimidir. Keşiflerin bir çeşit işlenmesi, işe yarar hale getirilmesi, tatbikata hazırlanmasıdır. Tedrisat süreci, terkip safhasını ihtiva etmiyorsa, mimari planınız olmadan malzemeleri öylesine üst üsten yığmaktır. Mimari plan, malzemeler arasındaki irtibat ve münasebet haritasıdır, bu olmadan malzemeleri üst üste ve yan yana yığmak, bina inşa etmek değil, atık deposu oluşturmaktır.
Bugünkü durum bu değil midir? Gerçi keşif sahibi pek az insan var ama imal-i fikirde bulunduğunu zannedenler, hiçbir terkip kaygısı çekmeden bilgiyi ortalığa saçmıyorlar mı? Bilgiyi, fikri ve ilmi; tertip, tanzim, tasnif ve tedvin eden, yani büyük terkip çabasını sürdüren Fikirteknesi külliyatından başka bir külliyat var mı ülkede?
AHMET KAMİL TUNCER ahmetkamiltuncer@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir