TEŞKİLAT “ALGI VE ANLAYIŞ” ÜRETİYOR

TEŞKİLAT “ALGI” VE “ANLAYIŞ” ÜRETİYOR
Halkın algı ve anlayışını değiştirmek bir açıdan çok zor başka bir açıdan da çok kolay… Bazen iki yüz bin kişilik orduyu üzerine sürüyorsunuz ama algısı bir milim kımıldamıyor, bazen de bir simge halkın tüm algısını kökten değiştiriyor.
Cumhuriyetin en büyük devrimi, (bilerek ve planlayarak mı yapmışlardı hala emin değilim) insan tabiatının yöneldiği noktaları işgal etmişlerdi. Mesela makam, mesele zenginlik, mesela kadın insan tabiatının doğal menzilidir. Bu üç temel ve bunlardan başka sayısız “dikkat merkezini” işgal ederek, oraya oturttukları kişileri kendi istedikleri hayat tarzıyla donattılar. Bu şu anlama geliyordu; makam sahibi, servet sahibi, statü sahibi, kanun üstü olmak istiyorsan, “böyle olacaksın”. Bunu kanun yoluyla ve kamuoyunda da açıkça söyledikleri için, bilerek mi yaptılar yoksa denk mi geldi emin olamıyoruz. Oysa bu uygulama, kanun zoruyla değil, insanları özgür bırakarak yapıldığında daha fazla etkiye sahip. Her şeye rağmen Cumhuriyet döneminde bu uygulama Kemalist rejim için en fazla fayda elde ettiği iş oldu ve başarı hanesinin zirvesine yerleşti.
Teşkilat, halkın dikkat ve temayül analizini yaptırdı ve bu alanların haritasını çıkardı. Bu haritaya göre uygulamalar geliştiriyorlar. Kamuoyunda hiç kimse bunu anlamadı, birçok şeyin neden yapıldığını hala anlamamış halde saçmalıyorlar. Pratikte faydasız gibi görünen bazı uygulamalar, halkın dikkatlerinin yoğunlaştığı ve temayüllerinin yöneldiği işler. Böylece halkın zihniyetini yeniden örüyorlar. Bu uygulamaların teorik ana hedefi, İslam’ın hak din olduğu ve her şeyin en iyisini, en güzelini, en doğrusunu getirdiğidir. Pratik ana hedefi ise, başarının, makamın, servetin, yardımseverliğin, ahlaklı insanın, insanları düşünmenin ön şartının Müslüman olmaktır algısı…
*
Bu program sonuna ulaştığında, ülkede, tüm iyi, güzel, muteber olan şeyler, “Müslüman” kelimesinin muhtevasına yığılmış olacak, herhangi bir talepte bulunan, herhangi bir iş yapmak isteyen, mütedeyyin olmak ihtiyacı duyacaktır.
Teşkilat, halkın dikkat ve algısını istediği gibi oluşturduktan sonra bazı konularda tedbir almaya başlayacak. Bir müddettir tartışılan, “Müslümanların cipe binmesi, zengin olması, lüks yaşaması” gibi meseleler, dikkat ve algıyı istediği gibi oluşturan teşkilat tarafından daha naif, daha nezih bir yöne kanalize edilecek. Bunun için daha zaman var çünkü halkın dikkati ve algısı yeterince istenen noktalara yönlendirilemedi.
*
Görselliğin zirve yaptığı çağımızda, kanaatlerin imajlar üzerinden oluşturulduğunu herkes biliyor ama bunun Türkiye’de bunun analizini ilk defa teşkilat yaptı. Hala birçok insan Akparti’nin nasıl bu kadar oy aldığını, bu kadar uzun süre yıpranmadan ve oyunu artırarak iktidarda kaldığını merak ediyor ve bir türlü cevabını bulamıyor. Teşkilatın en büyük başarısı, Akparti üzerinden uyguladığı dikkat, algı ve imaj çalışmasıydı. Tabii ki bu programı açıklayamıyoruz, açıklamamız doğru değil. Şu kadarını söyleyelim, CHP bile bu algıya yakalandı, teşkilat bazı algı oluşturma programlarını CHP üzerinden yürütüyor. Çünkü CHP artık algı havuzuna düştü, CHP’yi hareket geçirmek için, bazı kodlar kullanıyor. Teşkilatın özel olarak oluşturduğu kodlar Akparti tarafından siyasi beyan konusu yapıldığında CHP yerinden zıplıyor, tepki veriyor. Anlamadıkları şu; tepkileri, teşkilat tarafından hesaplanan, beklenen ve faydalanılan etkiler oluşturuyor. Haberleri bile olmadan kukla haline geldiler, teşkilat tarafından oynatılıyor.
Bir ipucu verelim. Rakip bir teşkilatı (partiyi, derneği, devleti) dışarıdan yönetmenin bir yolu da, onun “hassasiyet” noktalarını bilmek, o noktalara baskı uygulandığında nasıl tepki göstereceğini hesaplayabiliyor olmaktır. Aşırı hassasiyet noktaları olan yapılar, dışarıdan kolay yönetilebilir teşkilatlardır. Mesela CHP’deki Atatürk hassasiyeti, teşkilat tarafından yüzlerce kez kullanıldı ve en azından yüze doksanında istenen netice alındı. CHP’nin bu hassasiyetine her basılışında o kadar zıpladı ki, o arada çok iş yapıldı.
Hassasiyet her yapıda, teşkilatta, harekette, devlette bulunur fakat bunların hepsinin aklının gözünü kör etmez. Hassasiyet sahibi olmak ile hassasiyetin akıl gözünü kör etmesi farklı durumlardır. Bazı yapılarda “kör hassasiyet” bulunur, kör hassasiyet, aklı kör eder. CHP’deki birçok hassasiyet, “kör hassasiyet” cinsindendir ve o noktalara basıldığında aklının gözü de kör oluyor.
*
Bir topluluk, toplum, teşkilat, devlet iki ana havuz tarafından yönetilir. Ya sevdikleri, istedikleri, arzuladıkları, peşine gittikleri, dostlukları tarafından veya korktukları, kaçtıkları, nefret ettikleri, düşmanlıkları tarafından yönetilir. Daha doğrusu, bu iki havuzda toplanan noktalar, dikkat, hassasiyet ve temayülleridir, ya önüne havuç konarak veya arkasından korku salınarak yönetilir. Her iki havuzda toplanan değerlerin ortak özelliği “hassasiyet” noktaları oluşturmasıdır. Yapılacak iş, hassasiyet noktasına nasıl baskı uygulanacağını bilmektir. Verecekleri tepki aşağı yukarı zaten bellidir, hassasiyeti harekete geçirecek mekanizmalar oluşturulduğunda, dünyayı bile yönetmek mümkündür.
Kendi toplumunuzu yönetmek için, düğmesi sizin elinizde olan hassasiyet noktaları oluşturursunuz, düşmanları yönetmek için de hassasiyet noktalarını iyi tespit edersiniz. Teşkilat halkın dikkat ve temayüllerini (bunlarda gizli hassasiyet noktalarını) tespit ederken, aynı zamanda “yönetim paneli” kendi elinde olan yeni hassasiyetler oluşturuyor.
Teşkilatın hassasiyet haritası çalışması için ayrı bir yazı hazırlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir