TEŞKİLAT CEMATİ KUŞATIYOR

TEŞKİLAT CEMAATİ KUŞATIYOR
Cemaat haddini aştı, fazla şımardı, kendini dev aynasından görmeye başladı. Kemalistler Cemaati günah keçisine çevirmek, propaganda kuşatmasına almak için her taşın altında onları aramaya ve vehmetmeye başladılar. Kemalistler bu propagandayı, laik, ateist, Kemalist, cuntacı yelpazenin uyanması için yapmıştı, onlar uyanmadı aksine propagandadan etkilendiler ve sindiler. Fakat propaganda hiç beklenmeyen bir yerde etki yaptı, bizzat cemaatte. Cemaat, karşı tarafın yaptığı propagandaya aldandı ve haddini aştı, kendinden olmayan güçler vehmetmeye başladı.
Cemaat haddini aştı ve denge bozuldu. Denge neydi? Denge şöyle kurulmuştu; teşkilat, rol, yetki ve alan dağıtacaktı, her cemaat de o alanda çalışacak, birbirinin sınırını ihlal etmeyecek, her yapı toplam bünyenin bir parçası olacaktı. Cemaat zaten büyüklüğü oranında ağırlık taşıyordu dengede fakat kendilerine ayrılan alanı az buldular ve isyan ettiler. Çok da sinsiler, isyan ettiklerini kamuoyu yaklaşık iki yıl sonra farketti.
Teşkilat isyanı tabii ki bastırdı ama hala isyan etme potansiyeline sahipler. Bir defa isyan eden her zaman isyan eder. Öyleyse isyan iradesini kırmak, düşüncesini yok etmek, potansiyelini tüketmek gerekiyor. Bunları gerçekleştirmek için cemaat kuşatmaya alındı.
*
Cemaatin kamuoyunda tanınan, lider potansiyeli olan, politikacı kimliğinde kadroları yok. Zaten stratejik olarak saman altında bulunmayı tercih ediyorlar, kendilerini göstermekten ziyade “namlarının” görünmesini, yürümesini istiyorlar. Politik projeksiyonları tabii ki var fakat hala uygulama aşamasına gelemediler.
Politik projeksiyonunun en önemli unsuru olan “politik figürü”, yani lideri ve lider kadrosunu Akparti içinde pişirmek istiyorlardı. Cemaat, Akparti’yi politik staj sahası kabul etmiş ve orada yoğunlaşmaya çalışmıştı. Cemaatin stratejilerinden birisi, içinde yuvalandığı “yapının” itibarını, yetkisini, gücünü kullanmaktır. Politik projeksiyonunu da Akparti içinde yuvalanarak, onun itibarını, gücünü, meşruiyet sağlayıcılığını kullanmak, zaman içinde partiyi ele geçirmek, partiyi ele geçirene kadar da staj alanı olarak kullanmak niyetindeydi. Akparti’yi ele geçiremezse, alternatif partileşme ihtimallerini yedekte tutuyorlardı. Mesela merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu yıllarca destekliyor gibi yaptılar, her seçimde bazı sözler verdiler fakat hiçbir zaman desteklemediler. Merhum bunların ahde vefa göstermeyeceklerini anlamıştı ama bunlara cephe almayı şahsiyetine yakıştıramadı.
Erbakan çizgisiyle eskiden beri yıldızları barışmadığı için Saadet partisinden uzaklar. Saadet Partisi dışındaki tüm alternatiflerle kesintisiz irtibat halindeler. Hala BBP ile temaslarını devam ettiriyorlar, Has Parti ile temas halindeydiler, merkez sağda herhangi bir kıpırdanmayı oluşturacak herkesle, bu arada Süleyman Soylu ile görüşüyorlardı.
Acil politik projeksiyonları, 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda Erdoğan’ın seçilememesini, seçimin ikinci tura kalmasını sağlamak ve iki tur arasında ciddi pazarlıklar yapmaktır. Erdoğan’ın birinci turda seçilememesinin sebebinin kendilerinin desteklememesi olduğunu iddia etmek, masaya bu güçle oturmak, pazarlıktan en yüksek karı elde ederek çıkmak istiyorlar. Teşkilatın, ilk defa halk tarafından seçilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmeyi göze alamayacağını, birinci turun mağlubiyeti ile oturtacakları pazarlık masasında tüm taleplerinin kabul edileceğini düşünüyorlar. Birinci turdaki mağlubiyetin, teşkilat üzerinde aşırı etki yapacağını, dengesini kaybedeceğini, iki tur arasındaki kısa sürenin yapacağı baskı ile sağlıklı düşünemeyeceğini hesaplıyorlar.
Teşkilat, cemaatin, cumhurbaşkanlığı gibi kritik bir konuda isyan edeceğini ve büyük hesaplaşmayı o seçimde yapacağını öğrendi. İki tur arasında beklenen çıldırma, bu bilgiye ulaştığında gerçekleşti ve teşkilat cemaat için özel bir plan hazırladı. Plan çok kapsamlı ve teferruatlı… Bir kısmı kamuoyunda farkedilen planın, uygulaması başladı. Planın cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili kısmı ise, tüm siyasi alternatif ihtimallerini Akparti’de toplamaktı. Binde bir oy alma ihtimali ve potansiyeli olan siyasi ve sivil teşkilatlarla bile görüşmeler başladı, anlaşmalar yapıldı. Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu gibi isimler bu planın bir parçası. Bunlardan ibaret değil tabii ki, daha gelecek isimler var.
Teşkilat cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci tura bırakmak istemiyor. Çünkü ikinci turda alınan yüzde elliyi aşkın oy, zoraki oydur. Oysa birinci turda seçilmek, sağlam oydur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir