TEŞKİLAT PARALEL DİL OLUŞTURDU

TEŞKİLAT PARALEL DİL OLUŞTURDU
Paralel dil… Şifreli dil… Bir şifre oluşturmak kolay. Derdinizi bu şifreyle anlatmak da kolay… Zor olan şifreyi fazla yaygınlaştıramamak… Yaygınlaştırmaya başladığınızda şifre çözülür ve işe yaramaz hale gelir. Başa dönmeniz gerekir ki bu fasit daire böyle devam eder. Bu sebeple şifreler, şifreli diller özel çalışmalar, gizli teşkilatlar için kullanılır.
Belki de tarihte ilk defa Türkiye’de halkın en az yüzde otuzuna yayılan, kullanılan bir şifre oluşturuldu. Bu yaygınlıktan ve kullanılabilirlikten dolayı zaten “paralel dil” dediler.
*
Bir toplumda paralel dil oluşturmak mümkün değil. Yani dili baştan inşa edemezsiniz, inşa etseniz bunu halka kabul ettiremezsiniz, halka kabul ettirseniz yabancılar tarafından da bilinir ve fonksiyonsuz kalır. Paralel dil oluşturmanın yolu, toplumun sahip olduğu kültürel kodlar üzerinde çalışmaktır. Yani toplumda paralel dil oluşturmak için kafi derecede ve miktarda kültür birikimi bulunmalıdır.
Toplumda bulunması gereken kültür, paralel dil kurmak için uygun olmalıdır. Toplum, farkına varmadan zaten paralel dili konuşmalıdır. Toplumun kültürel birikimi, paralel dili doğurmuşsa, doğal halde onu kullanmaya başlamışsa, hayatının ciddi bir kısmında da derdini paralel dil ile ifade ediyorsa paralel dilin bilinçli olarak kurulması, kullanılması ve faydalanılması imkanı meydana çıkmıştır.
*
Toplumlarda paralel dil nasıl oluşur? Toplumda baskı, zulüm, katliam, korku varsa, toplum kendi dilini oluşturur. Siyasi rejimler, ağır baskılar uyguladıklarında, toplum kendini resmi hayattan çeker ve paralel bir hayat oluşturur. Resmi hayat ile sivil hayat arasında toplumsal bir barikat kurulur, resmi dil ile sivil dil, toplumsal şifrelerle birbirinden ayrılır. Toplum, farklı kelimeler kullanma ihtiyacı duymadan, kelimelerin manaları üzerinde oynayarak paralel dili kurar. Bir müddet sonra ülkede iki tane dil konuşulmaya başlanır hem de aynı lisanla.
Toplumsal paralel dilin oluşması için zulüm, katliam, baskı gibi siyasi rejim gaddarlıklarının uzun sürmesi gerekir. Toplumsal paralel dil, bilinçli kurulmadığı için uzun sosyal süreçler ister. Hiç kimse paralel dil kurmak için çalışmaz, hayat, toplumu paralel dil kurmaya zorlar. Toplum farkına varmadan paralel dili kurar ve kullanır.
Paralel dil topluma yayıldıktan sonra, sivil hayat (resmi hayata paralel hayat) bu dil üzerinden gelişmeye başlar. Bu dil, hayatın her alanında kendine bağlı kadrolar oluşturur. Bu kadrolarla siyasetin üzerine yürüdüğü de görülmüştür. Bu durumda çıkardığı kadrolar ve liderlerle iletişimini paralel dil üzerinden yürütür, siyasi rejim bir türlü bu dile nüfuz edemez, konuyu da anlamakta zorlanır. Türkiye’deki gelişmelerin bir boyutu da bu…
*
Türkiye’de cumhuriyetinin kurulmasıyla başlayan baskı, zulüm, katliam halkta paralel dil oluşturdu. Halk, ilk zamanlar siyasi rejime, onun zulmüne isyan etti, direndi, teslim olmadı. İsyanı netice vermeyince geri çekildi, resmi hayattan çıktı, hatta uzun dönem çocuklarını okula bile göndermedi. Kendi halinde, kendi kendine, kendinden ibaret bir hayat kurdu ve orada varlığını devam ettirmeye çalıştı. Bir dönem balyozlarla Atatürk heykellerine bile saldırdı ama bu tür isyanların işe yaramadığını gördü. Bir müddet sonra toplumun hepsi Atatürkçü oldu, yani resmi olarak halk Atatürkçü olmuştu ama halkın oluşturduğu paralel dilden haberi olmayanlar, resmi Atatürkçülükle iktifa ettiler. Bu ülkenin generalleri, cumhurbaşkanları, hükümetleri ve benzeri zevat, halkın, farkında bile olmadan ürettiği paralel dilin altında kaldı. Başardıklarını zannettiler. Halkın o engin irfanı rejimi uyuttu.
*
Teşkilat, halkta yaşayan paralel dilin kodlarını çözdü. Çözebildi çünkü bu teşkilat halkın ta bağrından çıktı. Hepsi Anadolu insanı, hepsi fakir ailelerden gelen eğimli insanlar, eğitim için girdikleri mecralarda kendin kaybetmemiş kadrolar.
Halka hitap ederken paralel dili kullandılar. Ankara’daki rejimin bekçileri, kullanılan dile bakıp nispeten rahatladılar. Oysa kullanılan dil, paralel dildi ve deşifre edildiğinde, rejimin ölüm fermanının manifestosuydu.
CHP ve hempaları, halkın Erdoğan’a neden inandığını bir türlü anlamıyorlar. Paralel dilden haberleri olmadığı için, anlama imkanları da yok. Bazı siyasi açılım ve manevralar yapmaya çalışırken de çok komik oluyorlar. Mesela çarşaf açılımı, dindarlarla toplantılar filan. Halkın paralel dilinde, CHP, seksen yıldır, “din düşmanı” olarak kodlanmış halde. Akparti’ye din istismarcısı dediğinde, halk bunu söyleyeni “din düşmanı” olarak kodladığı için sıfır etkiye sahip. Çırpınıp duruyorlar ve ilerleyemiyorlar, ilerleyemezler.
Erdoğan Atatürk’ten, Atatürkçülükten, laiklikten bahsettiğinde, paralel dilin şifreleri şöyle çalışıyor, “hala siyasi rejim değişmedi, bunları söylemesi gerekiyor, aslında söylediği gibi değil”. Paralel dil bir defa yerleşmeye görsün, hiç kimsenin bu propagandayı yapmasına gerek yok, paralel dil otomatik olarak bu tercümeyi (deşifreyi) yapıyor.
CHP, Akparti’nin din istismarı yaptığından fazlaca bahsetmeye başladığında, Erdoğan çıkıp, “CHP camileri kapattı” gibi bir şeyler söylüyor, CHP ne olduğunun farkına bile varmıyor. Oysa Erdoğan’ın o tür ifadeleri, toplumdaki hassasiyet uçlarına baskı uygulamak ve paralel dili harekete geçirmektir, onsan sonrasını halkın zengin devingen yapısı kendi içinde hallediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir