TEŞKİLAT TOPYEKUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI YAPIYOR

TEŞKİLAT TOPYEKUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI YAPIYOR
Batıyla nihai hesaplaşma ne zaman? Topyekun savaş ihtimali var mıdır? Bu ihtimal, son gelişmelerle birlikte zayıflıyor mu güçleniyor mu? Batının, dünyanın ve İslam aleminin bu konuda durumu nedir? Ayrışma hangi derinlikte olur? Bunlar ve benzeri sorular artık sıcak gündem maddesi haline geldi.
Batı, İslam alemindeki gelişmeler karşısında yeniden düşünme alıştırmaları yapıyor. Gelişmelerin yönü hangi noktaya bakıyor, muhtevası ne olacak, batıyla derin bir çatışmaya doğru mu gidiyor yoksa batılı değerleri (demokrasi gibi) hayatına daha fazla mı sokacak? Birçok soru batılı uzmanların ve karar vericilerin kafasında yankılanıyor. Soruların çoğunluğuna cevap veremiyorlar, bu sebeple de istikrarlı bir politika üretemiyor ve uygulayamıyorlar. Bazı uzmanlar, soruların bir kısmının cevabının net olduğunu söyleseler de, karar vericiler bir türlü kabul etmeye yanaşmıyorlar. Kabul edemiyorlar çünkü anlayamıyorlar.
Cevapları net olan ve sürecin temelini teşkil eden soru, “Halk ayaklanmalarının muhtevasının ne olacağıdır”. Bazı uzmanlar, açık şekilde, İslam toplumlarının, başlattıkları isyanlar neticesinde döküleceği mecranın doğrudan İslam olacağı, batıya yaklaşmak bir tarafa ana düşman cephesi haline geleceğini söylüyor. Fakat batının siyasi aklı buna bir türlü kanaat getiremiyor çünkü Batının değerleri dışında bir hayat inşa etmenin hala imkansız olduğuna inanıyorlar. Ne var ki gelişmeler sürekli bu ihtimali besliyor, destekliyor.
Batılı karar vericiler hala buna kanaat getiremediler ama Mısır ve Tunus seçimlerinin sonucuna bakarak tedbirli ve temkinli davranmaya başladılar. Suriye muhalefetinden desteklerini çekmelerinin asıl sebebi de bu.
Ortadoğu’da tek tek düşen diktatörlükler yerine hızlı şekilde İslam Devletleri kurulmaya başlanıyor. Batı, tek tek uğraşamadığı İslam ülkeleriyle topyekun hesaplaşmanın zihni alıştırmalarını, beyin fırtınalarını, psikolojik hazırlıklarını yapıyor.
Tabii ki batının bir yere saldıracak takati kalmadı. ABD isimli fil, Afganistan başta olmak üzere yakın zaman içinde dışarıdaki askerlerini anavatanına çekmek zorunda kalacak, bunu da biliyor. Bugün için gündemlerinde savaş olmaması, nihai hesaplaşma meselesini gündemlerinden çıkardıkları anlamına gelmiyor. Zaten İslam aleminin kendine gelmesiyle birlikte batının ayakta kalamayacağı malum, bunu bizden daha fazla bilen de bizzat batılı merkezler. Kendi merkezine dönen bir İslam ile birlikte yaşayamayacaklarını biliyorlar, bu sebeple gelişmelerin bir müddet sonra nihai hesaplaşmayı kaçınılmaz kılacağını düşünüyorlar. Gerçi batı dünyası içine düştüğü krizle birlikte İslam alemiyle nihai hesaplaşmadan kaçınmak için çareler arıyor ama bu mukadder hadisenin çaresi olmadığını da biliyor.
Batılı başkentlerin Arap baharına destek vermelerinin bir sebebi de, halkın yanında yer alarak birlikte yaşama imkanları oluşturmaktı. Diktatörlere karşı halk hareketlerini desteklerken nihai hesaplaşma ihtimalini ortadan kaldırmak, derin husumet ve çatışma risklerini yok etmekti. Fakat bunu yaparken, alışkanlık haline getirdiği meşhur batılı kibriyle yapmaya çalıştı, aynı üslup ve aynı dili kullandığı için başka bir şey söylüyor olmasına kimse dönüp bakmadı. Sonuç olarak batı, nihai hesaplaşma için yeteri kadar güçlü olmadığı bir dönemde bundan kaçınmaya çalıştı ama bu yönde ısrarlı davranmadı.
Batılı karar vericiler, nihai hesaplaşma (topyekun savaş, büyük savaş) için hazırlık yapmaya başladılar. İşte bu gelişme teşkilatın işine gelmedi. Teşkilatın ana planlamasında topyekun savaş ihtimali bu kadar yakın değildi. Teşkilatın (A) planı, iktisadi ve askeri alanda güçlenmek, İslam coğrafyasındaki devrim süreçlerinin tamamlanması, teorik altyapıların (fikri gelişmelerin) oluşturulmasından sonra batı ile hesaplaşmaktı. Bu hedeflere ulaşıldığında ise hesaplaşacak bir batı kalır mıydı o başka bir konu. (B) planı ise, (A) planının uygulama sürecinde ciddi savaş tehlikelerinin ortaya çıkması durumunda, batı ile doğu blokları arasında denge politikası takip etmek, iki blokun birbirini durdurmasını temin etmek, bu arada da kendi planlarını yürütmekti. Topyekun savaş tehlikesinin, (A) planının uygulama sürecinde karşısına çıkması, (B) planının da uygulama imkanının oluşmaması halinde (C) planını geliştirmişti. (C) planı şu anda (A) ve (B) planı ile aynı derecede gündeme alındı, yani her üç plan üzerinde de çalışılıyor.
(C) planı, büyük savaşa hazırlanmadan yakalanma ihtimalini öngörüyor. Askeri ve iktisadi alanda büyük savaşa girme imkanı oluşmamışsa, savunma savaşı yapılacaktır. İslam ülkelerinin askeri güçleri, batı ve doğu bloklarının ordularıyla rekabet edecek durumda olmadığı için, “nizami savaş” yerine “gayrinizami savaş” yürütülecektir.
Teşkilatın üzerinde çalıştığı “gayrinizami savaş tarzı”, bundan önce görülen örneklerinden farklıdır. Adı, “halk savaşı”…
Halk savaşı, kır gerillası, şehir gerillası gibi daha önce denenmiş, bu günde dünyanın birçok yerinde denenen örneklerinden farklıdır. Bu metodun ilham kaynağı Gazze direnişidir.
Genelde Filistin direnişi özelde Gazze direnişi, halk savaşının tarihteki uzun süreli ilk örneğidir. Gazze direnişinden daha önce bir halk savaşı örneği var, K.Maraş kurtuluş savaşı. K.Maraş yerine Gazze’nin örnek alınmasının sebebi, Gazze (ve Filistin) direnişinin yarım asrı geçmiş olmasıdır. Yarım asrı geçmesine rağmen diriliğini korumasıdır. K.Maraş kurtuluş savaşı, kısa sürmüş, Fransızlar yenilip çekilince bitmiş, şehir tekrar işgal edilmemiştir. Halk savaşının ilk örneği K.Maraş kurtuluş savaşıdır ama Gazze’de “savaş nesli” oluşmuş, yetişmiştir. Savaş nesli önemlidir. Bir ülke ve bir toplum birkaç nesildir savaşacak enerji ve imanı üretebiliyorsa, o topluluk dünyanın en güçlü insanlarını yetiştiriyor demektir. Teşkilat K.Maraş kurtuluş savaşını da inceledi, oradan müthiş bir tecrübe çıkardı ama Gazze örneği bambaşka bir hadise…
Halk savaşı doktrini başlı başına bir konu, bu konuyu ayrıca inceleyeceğiz.
*
Gazze’deki direnişin bu defaki anlamı farklı. Gazze direnişi bu defa başarılı olacak, İsrail, Filistin ve Gazze karşısında hiç tahmin etmediği bir direnişle karşılaşacak ve mağlup olacak. Bu mağlubiyet, halklar üzerinden geliştirilecek olan topyekun savaş ve savunma stratejisinin pilot uygulamasıdır. Dünyanın en donanımlı birkaç ordusundan biri olan İsrail silahlı kuvvetleri, Gazze’yi işgal edemediğinde, batı ve doğu dünyasının İslam coğrafyasını işgal planları masadan kalkacak. İslam aleminin en küçük, en zayıf, en zor durumda olan parçası Gazze’dir, eğer Gazze’deki direniş İsrail’i mağlup ederse, dünyanın tüm askeri doktrinleri çökecek. Abluka altında, kuşatma altında, gıda ihtiyacını bile karşılamakta zorlanan Gazze zafer kazandığında, bu güne kadar hazırlanmış olan hiçbir savaş doktrini ayakta kalamayacak. Gazze direnişi, ilk defa “halk savaşının” doktriner şeklini test edecek.

TEŞKİLAT TOPYEKUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI YAPIYOR” hakkında 2 yorum

  1. teşkikat nedir? kimlerden müteşekkildir? hangi kurum veya kuruştur?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir