TEŞKİLAT TÜRKİYE’DE YENİ SİYASİ MECRALAR OLUŞTURDU

TEŞKİLAT TÜRKİYE’DE YENİ SİYASİ MECRALAR OLUŞTURDU
Türkiye’de, Akparti’den önceki siyasi mecralar biliniyor, onlarla zaman kaybetmeye gerek yok. Akparti ile birlikte teşkilat, ülkede üç ana siyasi mecra oluşturdu ve en büyüğünün tapusunu üzerine aldı. Muhafazakar-dindar mecra, statükocu-kemalist-solcu mecra, milliyetçi-kavmiyetçi mecra…
Teşkilatın çok teferruatlı şekilde ve sürekli yaptırdığı anket ve sair araştırmalarda, halkın kendini nasıl tanımladığı tespit edildi. Bu araştırmalar yukarıdaki üçlü ana tasnif üzerinden tekrar tekrar yapıldı. Her mecranın alt ve üst sınırı ile ortalamaları belirlendi. Tüm bu çalışmalar tabii ki Türkiye halkının bugünkü sosyal ve siyasal dokusunu gösteriyor, bundan on yıl veya daha eski dokuyu göstermiyor. Buna göre, birinci mecranın alt sınırı yüzde otuz, üst sınırı yüzde yetmiş görünüyor, bu mecrada bu gün AKPARTİ, SP, BBP, HASPARTİ mevcut. İkinci mecranın alt sınırı yüzde on beş, üst sınırı ise yüzde otuz olarak görünüyor, bu mecrada bu gün CHP ve küçük sol partiler mevcut. Üçüncü mecranın alt sınırı yüzde on beş, üst sınırı ise yüzde yirmi beş olarak çıktı, bu mecraya MHP ile birlikte BDP de dahil…
Sosyal doku ve sosyal temayüller değişmez, sosyal gelişmeler olağanüstü etkilere maruz kalmazsa, bu mecraların üst sınırları değişmez. Üç mecranın içinde bulunan partilerden sadece ikisi sosyal doku üzerinde faaliyet gösteriyor, AKPARTİ ve BDP…
*
Bir partinin, içinde bulunduğu siyasi havzanın (mecranın) üst sınırındaki oyu alması fevkalade zor… Bu zorluğun birinci sebebi, aynı siyasi havzada hiçbir zaman tek parti olmuyor, ikincisi ise hiçbir parti, kendi havzasındaki tüm halkı ikna edecek kadar başarılı olamıyor. Teşkilat şimdi bu zor işi deniyor.
Teşkilat öncelikle bu üç siyasi mecrayı birbirinden tamamen ayrıştırmaya çalışıyor ki en büyük havza üzerindeki mülkiyeti pekiştirsin ve iktidarını daim kılsın. İkinci olarak da kendi siyasi mecrasının üst sınırındaki oyu almaya çalışıyor.
HASPARTİ’nin Akparti ile birleşmesi, teşkilatın, kendi mecrasındaki partileri aynı çatı altında toplama düşüncesinin ürünü. Aynı mecradaki partileri topladığında, kendi mecrasının üst sınırına yakın oyu alabileceğini düşünüyor.
*
2002 seçiminden sonra “merkez sağ” diye isimlendirilen siyasi mecrayı bitirdiler. Teşkilat için en büyük lokma oydu. O lokmayı kendinin bile beklemediği kadar kolay yuttu ve hazmetti. İkinci lokma ise Erbakan eksenindeki siyasi havza idi. Akparti o havzadan çıktığı kolay yutacağı lokma olarak görmüştü ama neredeyse boğazında kalıyordu. Numan Kurtulmuş, SP’nin başına geçtikten sonra ciddi bir yükselme trendine girmişti. SP iç çekişmelere düştü de, teşkilat bir proje uygulamak zorunda kalmadan istediği neticeyi aldı. Geriye Numan Kurtulmuş’u Akparti’ye transfer etmek kaldı.
*
Sağlam siyasi mecralar, “hakim parti” oluşturmanın altyapısıdır. Hakim parti, siyaset bilimi literatüründe, aynı partinin seçim yoluyla sürekli iktidara gelmesidir. Tek partiden farkı, çok partili demokratik düzende, adil bir seçim sisteminde, aynı partinin kesintisiz seçimleri kazanmasıdır. Teşkilat, anti-demokratik bir yola başvurup, tek parti diktatörlüğü kurmayı düşünmüyor ama sürekli iktidarda kalmanın siyasi ve içtimai altyapısını oluşturmaya çalışıyor. Bunun en emin, en sağlam, en başarılı yolu da, ülkenin siyasi haritasında az sayıda siyasi mecra oluşturmak ve en büyüğünün üzerinde siyasi mülkiyet kurmaktır. Konu Akparti’nin sürekli iktidar olması değil, teşkilatın organize edeceği, sevkedeceği, yöneteceği bir siyasi mecraya sahip olmak. Mecraya sahip olduğunda, bugün Akparti yarın başka bir parti, bunlar önemli değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir