TEŞKİLAT, TÜRKİYE’DEKİ ANLAYIŞ ORTAKLIĞINI BİTİRİYOR

TEŞKİLAT TÜRKİYE’DEKİ ANLAYIŞ ORTAKLIKLARINI BİTİRİYOR
Ülkedeki Kemalist düşüncenin(!) karşısında oluşan bir anlayış koalisyonu vardı. Müslümanlar, demokratlar, liberaller, bazı solcu guruplar vesaire… Bu oluşum, “karşı anlayış ortaklığı” şeklindeydi. Kemalist-militarist-diktatoryal statükoya karşısında, organize olmayan, siyasetin tabii seyrinde meydana gelen bu “karşı anlayış” miadını doldurdu.
Anlayış ortaklığını oluşturan aktörler, halkta karşılığı olmayan, siyasette havza veya mecra açabilecek kadar güce sahip bulunmayan, çoğunluğu entelektüel çerçevede yaşayan insanlardan müteşekkildi. Bu koalisyonun oluşması için teşkilat hiçbir çaba sarfetmemişti çünkü bu oluşum organize değildi. Teşkilat, Akparti eliyle geliştirdiği ve uyguladığı siyasi programlarla bu gurupların desteğini almıştı. Başka bir ifadeyle bu guruplar Kemalist-militarist baskı karşısında kendilerine bir mahfaza (koruma kalkanı) bulmuşlardı.
Koalisyon ortakları, Akparti’nin başarısını kendilerinin ürettiğini veya başarıda kendilerinin payının çok çok fazla olduğunu vehmetti. Ahmet Altan gibi isimler, kendileri olmasaydı Akparti’nin mevcut başarıyı elde edemeyeceğini düşünecek kadar saçmalamaya başladı. Kemalizm, militarizm, vesayetçi rejim aleyhine yazdıkları yazının etkisinin büyük olması, hedeflerinin çürümüş olmasındandı ama kendileri bunu anlamadı. Ortak anlayış koalisyonunun sahibi ve ideoloğu tahtına oturmak gibi ucube tavırlar takınmaya başladılar. Oysa teşkilat, halka ve devlete yeni bir ruh üflüyordu ve yeni ruhta Ahmet Altan ve benzerlerinin hiçbir etkisi ve katkısı yoktu.
Teşkilat, kurmak için çaba sarfetmediği “anlayış koalisyonunu”, inisiyatifin kimde olduğunu göstermek için yıkmaya karar verdi. Gelecek seçimlere kadar bu koalisyon tüm izleriyle yıkılacak ve seçime koalisyonsuz girilecek. Seçim sonuçlarının değerlendirileceği en önemli konu da bu olacak. Teşkilatın elindeki istatistik ve kamuoyu araştırmalarına göre, anlayış koalisyonu dağıldığında Akparti’nin oyunda hiçbir azalma olmayacak. Genel olarak da partinin oyları artacak. Bunu hisseden Ahmet Altan ve şürekası, çıldırmış şekilde Akparti ve Erdoğan üzerinden kuralsız şekilde muhalefet yapmaya başladı. Önümüzdeki genel seçimlerde “kendi etkilerini” test etmek istiyorlar. Partinin oyunun azalması halinde ortalığı çınlatacak kadar bağıracaklar. Fakat farkında olmadıkları veya umursamadıkları husus, teşkilatın çok titiz çalıştığı, sürekli kamuoyu araştırmaları yaptığı, bunların çoğunluğunu da açıklamadıklarıdır. Ahmet Altan gibilerinin gazete odalarından yaptıkları hesabın aksine, ülke şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy taranıyor, istatistikler hazırlanıyor, kamuoyu araştırmaları yapılıyor. Ahmet Altan ve benzerleri son kozlarını oynuyor. Gelecek seçimden sonra etkileri olduğu istikametindeki vehimleri ile başbaşa kalacaklar.
Teşkilat reaksiyoner anlayış ortaklarını “kullandı” mı, kullanıp çöpe mi attı? Hayır… Onlar trene arkadan binen, Akparti’yi kullanmayı düşünen, bir avuç entelektüel olarak Cumhuriyet tarihinin en büyük partisini etkileyebileceğini, yönlendirebileceğini düşünen “uyanıklardı”. Arka vagonlara binmesine ses çıkarılmadı fakat bu adamlar o kadar “arsız” ki, zaman içinde lokomotife kadar geldiler ve trenin makas değiştirmesine ve istikametini belirlemesine bile karışmaya başladılar. Bu noktadan sonra ses çıkarılmaması ve şımarıklıklarına müsaade edilmesi, tüm başarının bunların eline geçmesine müsaade etmek olacaktı.
Anlayış koalisyonunun miadını doldurmasının yanında başka önemli bir sebeple bitmesi gerekiyor. Teşkilat, Türkiye’de ciddi hedeflere ulaştı, bundan sonraki hedeflerine ulaşmak konusunda “ideolojik ortaklık” istemiyor. Bundan sonraki hamlelerinin ideolojik ortaklarının olmasını kabul etmek, kendini inkar demektir. Varlığının “teorik çerçevesini”, ortaksız gerçekleştirmek mecburiyetindedir ve bu işin sırası gelmiştir.
Anlayış koalisyonunun peşini bırakan, hatta onu dağıtan teşkilat ne yapamaya çalışıyor?
Artık reaksiyoner anlayış ortaklığının devrini tamamladığını, “aksiyoner anlayışı” piyasaya sunmak gerektiğini düşünüyor. Reaksiyoner anlayış ortaklığı ile alınacak mesafenin sonuna gelindi, bundan sonra aksiyon üretmek gerekiyor. Aksiyoner anlayışta ise ortak istemiyor fakat bunu “ortak anlayış” haline getirmek istiyor. Toplumun en azından yüzde yetmişinin bu anlayışa sahip olmasını istiyor. Yüzde yüzünün sahip olması mümkün olmadığı için, başlangıç hedefini yüzde yetmiş olarak tespit etmiş durumda. Yüzde yetmişin aritmetiği, Akparti ve MHP tabanı…
Halka maletmek istedikleri “müşterek anlayış”ın muhtevasını kendileri oluşturacak. Muhteva (içerik) ortaklığı istemiyorlar, en fazla uygulama ortaklığına razılar.
Müşterek anlayışın muhtevası ne mi? Bu güne kadar anlayan anladı, Ahmet Altan bile anladı, hala anlamayanların anlamasına da gerek yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir