TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU

TEŞKİLATIN BAŞARAMADIKLARI-2-MEDENİYET KADROSU
Medeniyet kadrosunun oluşturulması gerekiyor. Teşkilatın elinde teknokrat kadro zengin ama medeniyet kadrosu bambaşka bir şey…Hayata vaziyet etmek mümkün oluyor, hayatı idare etmek de… Hayatı ve toplumu bir yerden başka bir yere taşımak, hayatı ve toplumu istenilen şekilde etkilemek, onlar için yönler tayin etmek, mecralar oluşturmak, havzalar kurmak mümkün. Bunun için elinde yeterli kadro var, hatta kadro fazlası da var, zaten fazlasını İslam ülkelerine serpiştiriyor. Fakat bunlardan çok ilerisine ihtiyaç duyuyor, hayatı üretmek, hayatın altyapısını oluşturmak, hayatın doğasına müdahale etmek… Bunları yapabilmek için yeni bir medeniyet inşa edilmesi gerekiyor, yani yeniden İslam medeniyeti…
Medeniyet inşa etmek, öncelikle iki şeyi gerektirir. Medeniyet tasarımı, medeniyet kadrosu… Medeniyet kadrosunu yetiştirmenin yolu da, deha eğitim merkezidir.
Problem iki noktada düğümleniyor. Birincisi, İslam dünyasının mevcut düşünce, bilim ve sanat kadrolarının kifayetsizliği, ikincisi, deha eğitim merkezinin kurulamaması…
Düşünce, bilim, sanat adamlarının kifayetsizliği, medeniyet tasarımı ve deha eğitim merkezinin kurulmasını zorlaştırıyor. Düşünce adamlarının hiçbiri medeniyet tasarımından bahsetmediği gibi, medeniyetten bahsedenler de gevezelik yapıyor. İslam dünyasında ele alınır bir medeniyet tasarımı, veya bu yönde bir çalışma, bu konuda bir yoğunlaşma yok. İşin kötü tarafı, ara sıra lafını etseler de, buna ihtiyaç duyan da yok. Çok düzeysiz düşünce üretimiyle meşguller.
Medeniyet fikri, medeniyet tasarımı, medeniyet kurma ihtiyacı olmayan bir sürü insanla bir araya gelmenin bir anlamı yok. Bu düzeydeki düşünce adamlarını bir kurumda toplasanız ne faydası olur? O kadar küçük konularda o kadar büyük tartışmalara giriyorlar ki, dehşete düşmemek imkansız. Son İslamcılık tartışmasındaki “isim” konusu etrafındaki tartışmalara bakanlar ne dediğimizi anlarlar. Kışın ortasında sokakta kalmışız, ev yapmak için toplananlar, duvar taşının rengini tartışıyorlar. İhtiyar, kadın, çocuk soğukta donuyorlar ama adamlar duvar taşının rengine karar veremedikleri için inşaat başlayamıyor. Ne yapabilirsiniz bu adamlarla?
Düşünce adamı diye piyasada caka satanların en ileri gelenleri “duvar ustası”. Medeniyet inşa etmek için mimar gerekiyor. Binlerce ustanın bir araya gelmesinin bir anlamı yok, eğer başlarında mimar veya mimarlar yoksa… Durumumuz tam olarak bu. Duvar ustaları aralarında tartışıyorlar, “önce tuvaleti yapalım, bu bir ihtiyaç” diyor birisi, başka birisiyse “önce yatak odasını yapalım, uyumadan yaşanmaz” diye itiraz ediyor, öteden başka birisi çıkıyor, “banyoyu önce yapalım, büyük abdest alamazsak yaptığımız bina murdar olur” diye ekliyor. Her biri kendi düşüncesindeki “haklılık payına” yaslanıp mevziini bırakmadan tartışmayı sürdürüyor. Tamam da be ahmaklar, kışın ortasında sokakta kaldık, sizin tartışmanızdan dolayı inşaata başlayamıyoruz ve çocuklar, ihtiyarlar ölmeye başladı, zaten tartışmaya devam ettiğiniz için hiçbirinizin dediği de olmuyor.
Teşkilat mevcut duruma bakınca çareyi “deha eğitim merkezinde” görüyor. Medeniyet inşası uzun bir iş olduğu için, deha eğitim merkezini kurabilse, medeniyet kadrosunu yetiştireceğini düşünüyor. Fakat dehaları bir sınıfa toplayıp da, başlarına normal zeka bir öğretmen atamaktaki tuhaflıktan kurtulamıyor.
Halen medeniyet kadrosunun nasıl kurulacağına kadar veremedi. Mevcut insan kaynaklarından medeniyet kadrosu çıkmıyor. Deha eğitim merkezini de kuramadığı için bocalayıp duruyor. Gerçekten bu konu tam bir felaket…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir