TEŞKİLATIN BATIYA DÖNÜK STRATEJİLERİ-4-

TEŞKİLATIN BATIYA DÖNÜK STRATEJİLERİ-4-
Askeri alanda batı ile çatışmamak, siyasi alanda batıya karşı mücadele etmek, ekonomik alanda batı ile ortaklık yapmak… Teşkilatın yakın gelecekteki batı stratejilerinin toplamı bu şekilde özetlenebilir. Askeri alanda zaten NATO’da olduğu için, o çerçeveyi çatışmanın engeli olarak kullanmaya bir müddet devam edecek. Siyasi mücadele ise sürekli yoğunlaştırılarak devam ettirilecek. Ekonomik ortaklıklara gelince…
Türkiye dış ticaretinin büyük bir kısmını hala batı ile yapıyor. Batı ekonomik krize rağmen hala dünyanın en büyük tüketici bölgesi olmaya devam ediyor. Batı ile ekonomik çatışma batıya çok zarar verir ama Türkiye’ye daha fazla zarar verir. Bu sebeple batı tükettiği, bizden mal aldığı müddetçe batı ile ekonomik ortaklıklar devam edecek.
Ekonomi zor iş, başka alanlara benzemiyor. Askeri alan, siyasi alana, bilim alanına hiç benzemiyor. Askeri alanda istediğiniz gibi planlamalar yapabiliyorsunuz, çünkü askeri saha disiplinli bir alandır. Siyasi saha da yetişmiş kadrolarınız varsa yönetebileceğiniz, yürütebileceğiniz, etkileyebileceğiniz bir sahadır. Fakat ekonomi, sınırsız sayıda bilinmeyeni olan bir denklem gibidir. Üstelik çok hassas, çok kırılgan, çok nazlı… Kendisiyle kavga edilerek yürütülecek, yönetilecek bir alan değil.
Ekonomik alandaki bu nazik durum, sadece batıyla değil dünyanın her bölgesi ve her ülkesiyle karşı ticaret yapılabildiği sürece işbirliğini devam ettirmeyi gerektiriyor. Nereden ucuz mal alabiliyor, nereye iyi fiyatla mal satabiliyorsanız, ekonomiyi o yönde işletmek gerekiyor. Ekonomi, üzerinde manipülasyon yapılabilecek bir alan değil, anında tepki veriyor ve tepenize çöküyor.
Teşkilat, Türkiye’deki iktidarının ve kudretinin ciddi bir kısmına ekonomideki başarısıyla ulaştı. İyi bir ekonomi yönetimi iç iktidarı garanti ediyor. Hiçbir alan iktidarı bu kadar kolay elde tutma imkanı vermiyor. Ekonomiyi iyi yönetiyorsanız, ekonomi iyi gidiyorsa, aslında ideolojik olarak size muhalif olanların ciddi bir kısmı siyasi muhalefet yapamıyor. Özellikle de ekonomi alanındaki büyük aktörler, siyasi olarak size diş biliyorlar ama ekonomi iyi yönetildiği müddetçe açıktan muhalefet yapamıyorlar. Ekonomi krize girdiğinde ciddi kayıplarla karşılaşma ihtimali adamların elini kolunu bağlıyor. Türkiye’deki büyük iş çevreleri, TÜSİAD, Koçlar, Sabancılar vesaire aslında Akparti iktidarına temelden karşılar ama ekonomi on yılda o kadar iyi yönetildi ve o kadar hızlı gelişmeler oldu ki, hayatlarında kazanmadıkları kadar para kazandılar, ekonomi krize girdiğinde ise hayatlarında görmedikleri kadar para kaybedecekler.
Türkiye’deki büyük patronlar, eskiden kriz dönemlerinde para kaybetmez aksine para kazanırlardı. O dönem bitti, artık meydana gelecek ekonomik krizde büyük patronlar en fazla zararı edecekler listesinin başında. Çünkü ülkede kurulan ekonomi örgüsü, krizden fakirleri değil zenginleri zararlı çıkarmak üzerine kuruldu. Yeni sistemi hepsi de biliyor, bu sebeple içlerinden kan kustukları halde Akparti hükümetine muhalefet yapmıyorlar.
*
Teşkilatın ülke ekonomisini ayakta tutmak ilk hedeflerindendir. Batı, doğu, kuzey, güney farketmez, ekonomiyi ayakta tutacak, büyümeyi sağlayacak, güçlenmeyi sürdürecek ekonomik her işi, her ülke veya bölgeyle yapmaya devam edecek. Ekonominin böyle bir özelliği var maalesef.
Ekonomi mücadele sahasına sürülecek seviyeye gelmedi. Ekonomiyi mücadele aracı olarak kullanmak, belli sınırları aştıktan sonra ancak mümkündür. Türkiye hala kendisine karşı kullanılan ekonomik araçlarla mücadele ediyor. Ekonomiyi mücadele aracı haline getirmek için birkaç kriter var, ülkemiz hala o kriterlere ulaşamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir