TEŞKİLATIN DOLAR’IN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ

TEŞKİLATIN DOLARIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ
Batılı ülkeler 2009 yılından beri sürekli ve eşi görülmemiş miktarda karşılıksız para basıyor. Dolar ve Euro basımı o kadar büyük miktarlara ulaştı ki, yakın gelecekte “para krizi” patlayacak. Bu konu üzerinde özel bir çalışma yapılması gerekiyordu, üç-dört yıldır başlayan bu çalışma son zamanlarda hızlanmaya başladı. Çünkü batılı ülkelerin karşılıksız para basma hızı ve hacmi hiç olmadığı kadar yükseldi.
Öngörünün temeli şu; batı, içinde bulunduğu krizden çıkmak için sürekli büyüyen hacimde karşılıksız para basıyor, bunu yapmasına rağmen de krizden çıkamıyor, hatta kriz daha da derinleşiyor. Bir taraftan kriz derinleşirken diğer taraftan dehşet boyutlarda “para krizi” geliyor. Batı dünyası birinden kurtulmadan diğerine düşecek, batının kurtuluş reçetesi yok, üzerinde çalıştığı hiçbir konu krizden çıkmasını mümkün kılmayacak. Teşkilat bu gelişmeyi, yüzde yüz civarında bir kesinlikle bekliyor, bu sebeple de, hesaplarını “ihtimal” üzerine yapmıyor.
***
Para krizi ne demek? ABD ve AB, içine düştükleri krizden çıkmak için o kadar hesapsız ve karşılıksız para basıyor ki, yakın gelecekte Dolar ve Euro, peçete kağıdı değerine düşecek. Bu noktaya gelmesi sadece para bolluğundan olmayacak tabii ki, aynı zamanda içinde bulundukları ekonomik krizin sürekli derinleşmesi de katkıda bulunacak. Batı dünyasında yakın zamanda büyük enflasyon ve devalüasyonlar başlayacak ve Dolar ile Euro dünyanın en değersiz parası haline gelecek.
Dünya, biriktirdiği trilyonlarca dolar rezerviyle baş başa kalacak. Merkez bankaları uzun zamandan beri döviz rezervleriyle övünürken, yakın gelecekte Dolar ve Euro rezervini ne yapacağını düşünmeye başlayacak. Dolar ve Euro’nun değeri hızlı şekilde düşeceği için, hiçbir ülke rezervlerini eritme imkanı bulamayacak, merkez bankaları kasalarında para değil pimi çekilmiş bomba sakladıklarını anlamaya başlayacaklar.
Kamuoyunun gündemine fazla gelmediği için bilinmediği zannedilen bir konudur bu. Oysa dünya bu problemi keşfedeli çok oldu. Önce Dolar rezervlerini Euro ile dengelemeye ve riski alternatiflere dağıtmaya çalıştılar fakat AB’deki gelişmeler Euro’nun Dolar’dan daha önce patlayacağını gösterdi. Bu durumu görülünce, gelişmekte olan ülkelerin tamamı, hızlı şekilde “milli para ile ticaret” anlaşmaları yapmaya başladı. Bu anlaşmalar, dünyadaki Dolar talebini azalttı fakat rezervi azaltamadı. Bu sebeple “para krizi” çok dehşetli olacak.
*
Para, borç senedi demektir. ABD yıllarca banknot (borç senedi) basarak, yüz dolarlık banknotu, binde birine malediyor, dünyaya bu kağıdı satarak mal ve hizmet alıyordu. ABD’nin ekonomik başarısı, iyi bir ekonomi yönetiminden değil, “kağıt” ile dünyadaki her türlük ekonomik değeri takas edebilmesindendi. Şimdi durum tersine döndü, dünyada o kadar büyük miktarda Dolar rezervi birikti ki, bu rezervin anavatanına (ABD’ye) dönmeye başlaması halinde ekonomik işleyiş ABD’nin kağıt karşılığı mal ve hizmet vermesi şeklinde gerçekleşecek. Dünyadaki Dolar rezervi dikkate alınınca, ABD’nin bu kadar parayı kabul edip karşılığında mal ve hizmet sunması için en az on yıl yemeden içmeden dünyaya çalışması gerekir. ABD ise tersine işleyişe bir ay bile dayanamaz, mevcut kriz ile birlikte düşünüldüğünde bir hafta dayanması açıklanamaz bir durumdur.
Bu durum ABD için önümüzdeki on ile yirmi yıl içindeki en büyük risktir. İşte konu ABD’nin bu riski nasıl göğüsleyeceğidir. Birkaç yıldan beri dünyadaki ciddi devletlerin tamamının merak ettiği en önemli soru budur.
*
Elde edilen bilgilere göre ABD’nin para krizi ile ilgili iki planı var. Birincisi, paranın değerinin düşmesi halinde, dünyadaki dolar rezervi için ödemek zorunda kalacağı mal ve hizmetler (ekonomik değer) daha az olacak. Yani yüz doları verip yüz kilo buğday alan ABD, paranın değeri düştüğünde, yüz dolarlık banknotu alıp karşılığında bir kilo buğday verecek. Konuya bu açıdan bakıldığında doların değerinin düşmesi ABD’nin menfaatine görünüyor. Doğrusu bu ihtimal gerçekleşirse, ABD, insanlık tarihinin en büyük “soygununu” yapmış olacak. Bu ihtimali esas almak gerekirse, ABD’nin son ekonomik krizi bahane ederek, böylece dünyanın da tepkisinden kurtularak, sürekli karşılıksız para basması anlaşılabilir. Her ne kadar krizden kurtulmak için nakit ihtiyacını karşılama sebebiyle para basıyor gibi görünse de, kapalı kapılar arkasında yapılan planlardan biri de bu. Dolar halen değerliyken bol miktarda karşılıksız para basarak ihtiyaçlarını karşılamak, ekonomik krizden çıkmak, para krizi geldiğinde de çok düşük değerler ödeyerek dolar rezervini anavatana çekebilmek…
İkinci plan ise “sahte para” basmak… ABD merkez bankası, hem karşılıksız para basıyor hem de bir müddetten beri “sahte para” basıyor. Sahte dolar basmasının sebebi, dolar rezervi anavatana dönmeye başladığında, sahte dolarları kabul etmeyerek, dönüş rezervini sınırlamak. Merkez bankası sahte para basar mı, basıyorlar işte. Çünkü ortadaki vurgun (soygun) en azından yirmi trilyon dolar, basar mı basmaz mı? Konu sahte para basıp basmayacağı değil, sahte parayı piyasaya nasıl süreceğidir. Dikkat edilirse Çin gibi en büyük dolar rezervine sahip olanlar, hızlı şekilde ABD devlet tahvili alıyor, devlet tahvili alarak döviz rezervini dengede tutmaya çalışıyor, bu konu başka sebeplerle açıklanmaya çalışılıyor ama işin gizli sebebi sahte dolar operasyonu. ABD sahte dolar basıyor ama bu operasyonu Çin gibi ülkelere rağmen yürütemez. Çin, sahte para operasyonundan zarar görmemek için devlet tahvili alıyor, böylece de ABD’yi finanse etmiş oluyor. ABD kısa vade için bu işten kar ediyor, Çin ise orta vadedeki büyük soygundan kendini koruyor.
*
Döviz rezervi, döviz cinsinden dış borcunu aşmayan ülkeler “para krizinden” karlı çıkacaklar. Ellerindeki döviz rezerviyle dış borçlarını ödeyecekler, dolar borcu için hiçbir ülke “dolar almıyorum” diyemeyecek. Dünyadaki tüm kreditörler batacak.
Türkiye’deki döviz rezervi (sadece merkez bankası rezervi değil, piyasada tedavül eden döviz miktarı da dahil), kamu ve özel dış borç stokundan fazla değil. Bu sebeple para krizi Türkiye için zarar değil belki fayda getirecek. Zarara uğramamak için de döviz rezervinin dış borç stokunu aşmaması gerekiyor. Teşkilat makro ekonomik göstergeleri bu açıdan sıkı takipte tutuyor.
Teşkilatın “para krizi” ile ilgili esas programı, milli para ile ticaret yapılabilecek bir ekonomik havza oluşturma hedefine dönük. Özellikle İslam ülkeleriyle yapacakları ticareti tamamen döviz dışına çıkarmaya çalışıyor. Bunu başarır ve İslam ülkelerindeki döviz rezervini dengeleyebilirse, para krizi geldiğinde Türkiye, tüm İslam ülkelerinde “kahraman” olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir