TEŞKİLATIN İSLAMCILIK TARTIŞMASINA BAKIŞI

TEŞKİLATIN İSLAMCILIK TARTIŞMALARINA BAKIŞI
İslamcılık tartışmalarının başladığından beri hassasiyet ve dikkatle takip ediliyor. Sadece büyük gazetelerdeki köşe yazarları değil, internet sitelerinde okunmayan yazılar bile toplandı, tertip edildi, değerlendirildi ve arşivlendi.
Bu tartışmanın başlamasından ümitlenmişlerdi. Ortaya az çok bir fikir çıkar, bazı ciddi teklifler yapılır, bazı projeksiyonlar oluşturulur, ufuk genişlemesi, akıl gelişmesi olur diye… Olmadı, boşuna ümitlendiklerini anladılar, konuyu kapattılar, konuyu tartışan fikir ve ilim adamlarıyla birlikte kapattılar. Bunlardan fikir çıkmayacağına bir daha kanaat getirerek kapattılar.
Aslında mevcut fikir ve ilim adamlarıyla çalışmamalarının sebebi de bu. Gerçekten ciddi bir fikir adamı olduğunu düşünmüyorlar. Dünya çapında bir manifesto hazırlayabilecek fikir adamı kadrosunun ülkede bulunmadığına inanıyorlar. Bu sebeple mevcut fikir adamlarıyla temasa geçmiyorlar. Hem fikir üretemeyen hem de ukalaca konuşan bu adamlarla bir şey yapılamayacağını, yeni bir zihniyet geliştirmenin şart olduğunu, yeni zihniyetin de mevcut fikir adamlarından uzak durmakla oluşturulabileceğine kanaat getirmiş haldeler.
İslamcılık tartışmasındaki tüm yazıları arşivlediler ama bunların içinden çok azını ufuk açıcı olarak tespit edip kullanıma aldılar. Teşkilatın aslında stokunda bulunan birçok projenin uygulanamaması, beklenmesi kadrosuzluktan kaynaklanıyor. Özellikle ufuk sahibi fikir adamlarını bekleyen projeler var ve bunlar raflarda, kadrolarını bekliyor. Bir taraftan fikir adamı yetiştirmek için bazı projeler üzerinde çalışıyorlar diğer taraftan piyasayı takip ediyor, tarıyor, gözden kaçan birileri varsa onları keşfetmeye uğraşıyorlar. Anadolu’da gayriresmi medrese tahsilli yapmış olanlarla ayrıca ilgileniyorlar. İstanbul ve Ankara’nın labirentlerine giren, o labirentlerin kiri, pasıyla zihni dağılmış olanlardan uzak duruyorlar. İstanbul’da yaşayan fikir ve ilim adamlarının çözülmesi zor olan angajmanlarını biliyorlar. Angajmanların fikri ve bilgiyi nasıl eğip büktüğünün farkındalar.
İslamcılık tartışmasının bir düşünce hareketlenmesi oluşturacağını, düşüncesi olanların kendini ifşa edeceğini, keşfedilmelerine vesile olacağı kanaatindeydiler. Umduklarını bulamadılar. Son zamanların en ciddi tartışması olmasına rağmen, bir düşünce fışkırması gerçekleşmemesi, piyasadan ellerini tamamen çekmelerine sebep oldu.
İslamcılık tartışmasında yapılan analizler çok seviyesiz. İdeal ile gerçek arasındaki süreci kimsenin sağlıklı değerlendirdiğini görmediler. Bazıları ideallere ütopya dedi, bazıları gerçeklerin süregideceğini zannetti. Hem dünyanın hem de Türkiye’nin çok hızlı bir değişim sürecinden geçtiğini, bu sürecin doğasını, mekanizmalarını, akış yönlerini, neleri tetikleyeceğini, hangi menzillere akacağını gören çıkmadı. Hem gerçek doğru teşhis edilemedi hem de ideal doğru bir noktaya konulamadı. İkisinde de şaşıran fikir adamlarının, ikisi arasındaki süreci doğru okumaları mümkün müydü? Bir kısmı idealdeki berraklığa bakıp onu bugün göremedikleri için partileri, cemaatleri, gurupları eleştirdi, bazıları ise idealdeki berraklığı ütopya olarak görmeye meyletti. Bazıları “gerçeği” kalıcı zannetti ve feveran etti, bazıları ise gerçeği ideal ile karıştırdı.
Gerçek ile ideal arasındaki sürecin nasıl yönetileceğine dair kimse tek kelam etmedi. Ortada bulunan açık bir durum kimsenin dikkatine çarpmadı, aklı ona yönelmedi ve anlamadı. Neydi açık olan konu? İdeal ile gerçek arasına köprü inşa etmek… Gerçeği ideale taşımak… Gerçek ile ideal arasındaki sürecin mekanizmasını, doğasını, özelliklerini keşfetmek… Bu süreci yönetebilecek bir fikir ve hareket tasarımına sahip olmak… Böyle bir konu açıldı mı, böyle bir konu gündeme geldi mi, bu konuda bir şeyler yazan veya söyleyen oldu mu? Ya gerçekten patinaj yapıldı ya da idealin sırça sarayında keyif sürüldü. Eeee, nasıl olacak şimdi bu iş? Bir ülkenin seviyesini tespit eden halk değil, münevver camiadır. En cahil halklardan biri ABD halkıdır ama bir kesim var ki, kılı kırk yarıyor. Dışarıdan görünen ABD de işte bu kesim. Cahil halkı kim görüyor? ABD halkının okuma yazma oranı bile dünya ortalamasının üstünde değil ama kimse bunu bilmiyor veya umursamıyor. Çünkü onlarla muhatap olmuyor, çünkü ülke ufukları dünyayı saran bir kesim tarafından yönetiliyor. Yöneticilerin bilgi cephanesini taşıyanlarda “stratejik araştırma merkezleri”… Yani yönetici sınıfın ihtiyaç duyduğu fikri üretenler, meşhur “ting tang” kuruluşları, yani fikir ve ilim adamları. Hala konu anlaşılmıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir