TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

TETKİK İLİMLERİ VE “MEVZU HARİTASI”

(Terkip ve İnşa dergisi 7. sayı)

Mevzu haritası, bilgi sahasının tesviyesidir. Bilgi sahalarının ilmi çerçeveye alınabilmesi, ilim dallarına tevzi edilmesi, ilim dallarının temellerinin atılması, yeni ilim dalına ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için hazırlık çalışmasıdır. Mevzu haritası, terkip ilimlerinin murakabesi altında tetkik ilimleri tarafından hazırlanacak bir saha taramasıdır.
Bir bilgi sahasının mevzu haritası hazırlanmadığında orada ilim binası inşa edilemez. Mevzu haritası bir manada ilim dalının mimari haritasıdır, o harita yoksa inşaatın başlatılmasında fayda yoktur. Üst üste ve yan yana dizilen malzemelerle (bilgilerle) ilim sarayı ortaya çıkmaz, olsa olsa bir gecekondu vücut bulur. Oysa bilginin ilim hali, muhteşem bir saraydır.

Mevzu haritası, bilgi sahasını tenakuzlardan arındıracak bir terkip, bilgiyi ilim seviyesine çıkarak bir nizam, bilgiyi birbiriyle irtibatlandıracak bir tertip, bilgi bölgelerini birbirinden ayıracak bir tasnif yapar. Bütün bunlar bilgi ile ilim arasındaki farklardır, bu farklar yoksa bilgi ile ilim aynı seviye ve kıymete sahiptir ki bu ihtimalde ilim yoktur.
Mealci türünden oryantalistler, önce ilmi katleder, ilim ile bilgi arasındaki farkı bile anlamadığı için Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerimi doğrudan mealinden okuyarak onu “bilgi” seviyesine indirir. Mutlak İlme nispi ilim muamelesi yapmak bile cinayettir ama yerli oryantalistler onu bilgi seviyesine indirmektedir. Kur’an-ı Kerimi mealinden okurken, hiçbir mevzu haritasına da sahip olmadıkları için, mesela herhangi bir mevzudaki ilgili ayet-i kerimelerin tamamını ilahi nizam ve tertip içinde bir araya getirmeyi bile akledemezler. Bir ayet-i kerimeyi, ilgili mevzudaki tüm ayet-i kerimelerle birlikte okumak gerektiğini bile anlamaktan aciz adamlar, mealden hüküm çıkarmaya başlayınca, ilgili başka bir ayet-i kerime ile tenakuza düşerler, bunu da umursamazlar. Mevzu ile alakalı Sünnet-i Seniyyeyi ise zaten umursamadıkları için, Mutlak İlmin tatbikat misalini de eksilterek entelektüel serserilikten başka bir şey yapmadıklarını anlamazlar.
Mevzu haritası hazırlanmadığı takdirde, kaynak haritasının hazırlanması fevkalade zordur. Mevzu haritası olmaksızın ancak umumi çerçevedeki kaynak haritasına yönelmek kabildir. Ne var ki umumi çerçevedeki kaynak haritasından, meselenin teferruatına doğru inildikçe doğru faydalanma imkanı kalmaz. Kaynak haritası umumi çerçevede bellidir ama her mevzu için ciddi tasnif ve tertiplere ihtiyaç vardır. İlim zaten bu inceliklerde gizlidir, kaba bir bilgi yığınından ilim çıkmaz.
*
Tetkik ilimlerinin ilk yapması gereken iş, umumi mevzu haritası, yani İslam’ın mevzu haritasını çıkarmaktır. Hem İslam’ın umumi mevzu haritası hem de her ilmin hususi mevzu haritası tetkik ilimleri tarafından çıkarılabilir.
*
Mevzu haritası çıkarılmadığı için her ilim adamı kisvesiyle ortaya çıkan, kendine göre bir ilim tarifi yapıyor. Mevzu haritası, “usul ilmi” kadar mühimdir, mevzu haritası çıkarılmadığı takdirde, ilim telakkisi ve ilim sahası (ve tabii ki ufku), ilim adamlarının zihni ve akli ufkuna mahkum olmaktadır. Bir ilim adamı, İslam’ın ilim telakkisini kendine göre tarif etmek, ilmin ufkunu kendi ufkuna mahkum etmek gibi bir cinayet işleyebilir mi? Bu ne kadar ağır bir haldir ve ne kadar ağır bir mesuliyeti muciptir. İlim adamı kisveli insanlar, çoğunlukla farkında olmayarak, İslam’ın ilim telakkisini yanlış tarif ve ilmin ufkunu kendi ufkuna mahkum etmektedir. Temel sebebi ise mevzu haritasını mesele edinmemesi ve bu meseleden haberdar olmamasıdır.
Bir mevzuun İslam’a uygun veya aykırı olması başka bir meseledir, o mevzuun İslam ilim telakkisi tarafından izah edilmesi başka bir mesele… Bu manada haramların da izahı yok mudur? Bir işin veya fiilin haram olduğunu söyleyen adam, o işi “mevzu” olmaktan çıkarmaktadır. Varlık, insan ve hayata dair hangi mevzuu bilgi sahası olmaktan uzaktır? Bilgi sahasının hangisi İslam ilim telakkisinin ve ufkunun dışındadır. Kıymet derecelerine göre takdim ve tehir sıralaması yapılması anlaşılabilir, hatta aciliyet sıralaması yapılması da kabil ve lüzumludur ama bütün bunlar herhangi bir meselenin ilmi mevzu olmaktan çıkarılması için kafi olabilir mi?
Kaht-ı rical devrinde “büyük idrak” sahipleri bulmak zordur. Ama İslam’da her şeyin terkip ve vahdet üzere olduğu malumdur ve bu çerçevede İslam ilim telakkisi, İslam ahlak telakkisinden müstakil değildir. Bu sebeple, idrak edemeyenlerin en azından idrak edemediğini fark edecek kadar ahlaklı olması ve sözünün sonunda “Allahu alem” demesi gerekmez mi? Bir Müslüman fikir ve ilim adamı, sözünü şöyle bağlayacak bir ahlaki derinlikle mesul değil midir; “Benim ufkum buraya kadar ulaşır, buradan öte bir şey varsa, vardır ve idrak sahiplerine aittir”.
Mevzu haritası çıkarılmadığı için herkes ilmin tamamına malikmiş gibi yapıyor ve yaşıyor. İlim adamı kisveli insanlar arasındaki tartışmaların ciddi bir kısmı aralarındaki ufuk farklılığından kaynaklanıyor. Kendi ufkunun ötesindeki bir mesele için “yoktur” hükmünü koyan birisi, o ufkun ötesinde dolaşan başka birisini yanlış düşünmekle itham ediyor. Ufuk farklılıkları, sadece mevzu listesindeki sayısal farklılıklardan ibaret değil aynı zamanda idrak derinliği ile de ilgilidir. Ufku geniş olanın derinliği kaçınılmaz olarak artmakta, idrak derinliği artan şahıs ise daha doğru düşünmenin altyapısına sahip olmaktadır.
Mevzu haritası aynı zamanda herkesin çapını ortaya koyacak bir ölçüdür. Mevzu haritası çıkarıldığında, ilim adamı iddiasına sahip herkes ufkunu, hacmini ve derinliğini görecektir. Böylece kimin ilim adamı olduğu ve kimin hangi ufka ulaştığı anlaşılacaktır. Mevzu haritası ile ilgilenmemenin bir sebebi de bu olsa gerek; hiç kimse kendi çapını ölçmeye yanaşmıyor. Herkes zaten çok şey biliyor, mevzu haritası olmadan konuşmaya başladığında büyük alim olduğu zannını muhatabında oluşturuyor. Bu tavır, ilim adamına yakışmadığı gibi, aslında ahlaklı herhangi bir Müslümana da yakışmaz. Zira bunu bilerek yapanlar, açıktır ki bir sahtekarlık içindedirler. Ayıp oluyor… Nefsin üç kuruşluk hevesi için İslam ilim telakkisini eğip bükmek çok ağır bir mesuliyet değil midir?
OSMAN GAZNELİ
osmangazneli@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir