TÜBA’NIN SİYASALLAŞMASI NE DEMEK?

TÜBA’NIN SİYASALLAŞMASI NE DEMEK
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ile ilgili gelişmeler var. KHK ile müessese yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Buna karşı TÜBA da bulunan bilim adamları sert bir mukavemet gösteriyorlar. Sadece onlardan ibaret değil direniş mevzileri, Kemalist, laik, ateist ve solcu tüm her kesin bu mukavemetin bir tarafından tutmuş halde. Savunma malzemelerine bakıldığında en fazla yığınağı “müessesenin siyasallaştırıldığı” üzerine kurmuş durumdalar. Hükümetin müesseseyi zapt altına almak istediği, üyeleri istediği tayin etmek arzusunda olduğu gibi itirazları var.
Siyasallaştırma itirazı sık kullanılıyor. Özellikle son on yılda (Akparti döneminde) bu itiraz o kadar yoğun kullanıldı ki artık kulaklarımızı tırmalıyor. Hükümet hangi alanda ve konuda bir şey yapacak olsa, “siyasallaştırma” itirazı ile karşılaşıyor. Neden? Çünkü ülkedeki Kemalist, laik, ateist, solcu kesimler, Akparti’nin İslam devleti kurma gizli gündemine sahip olduğunu düşünüyor. Kemalist siyasi rejimi yavaş yavaş tasfiye edip, yerine yeni bir siyasi sistemi inşa edeceği hususunda “kesin inançları” var. Bu sebeple hükümeti çalıştırmamak ve dar bir siyasi alana hapsetmek için çaba sarfediyorlar. Yüzde elli civarında oy almış bir hükümeti, yüzde onluk bir alan sıkıştırmak ve fonksiyonsuzlaştırmak istiyorlar. O konuya bulaşma, şu alana dokunma, bu işe el atma… Akparti’nin gizli gündeminin olup olmaması bir tarafa da, yüzde elli oy almış bir hükümetin bu tür baskılar karşısında “iktidarı” kullanmaktan vazgeçeceğine inanmaları ilginç. Yakın zamana kadar ordunun duruma müdahale edeceğine olan inançlarından dolayı hükümete karşı direniş gösteriyorlardı. O ümitleri de kalmadığına göre ne yapmaya çalışıyorlar? Aslında hiç… Bir şey demeleri gerekiyor ya, ezberlerini tekrarlıyorlar.
Hükümet hakikaten TÜBA’yı siyasallaştırıyor mu? Veya soruyu şöyle de sorabiliriz; bir ülkede hükümetin dışında veya üstünde olması gereken müessesler ve işler olmalı mıdır? Bu iki soruya cevap vermek için öncelikle Türkiye’deki durumu teşhis etmemiz gerekiyor. Meselenin çerçevesini çizebilmeliyiz ki, soruyu sıhhatli ve doğru şekilde cevaplayabilelim.
Laik cumhuriyet, Osmanlı devlet ve medeniyetini tasfiye ederek, tamamen batılı bir siyasi rejim inşasını hedeflemiştir. Bu yaklaşım, temelde siyasi bir düşüncedir. Öyleyse Türkiye Cumhuriyeti adına hangi müesseseler kurulmuşsa, bu siyasi düşüncenin tabii neticesi olarak kurulmuştur. Anayasa dahil, batılı (ve batılılaşmak isteyen) bir siyasi düşüncenin eseridir. Bu çerçeveden bakıldığında, anayasa mahkemesi de dahil olmak üzere tüm mahkemeler ve mahkemelerin tatbik ettikleri mevzuat bile batılılaşmak isteyen siyasi düşüncenin ürünüdür. Mahkemesi ve hukuku bile belli bir siyasi düşüncenin ürünü olan siyasi rejim ve onun taraftarlarının hükümete herhangi bir konuda “siyasallaştırma” itirazında bulunmasının anlamı nedir?
Kendilerinin siyasi düşüncelerinin dokunulmazlığı var ve ilelebet devlet ve millete hakim olacak. Bunun dışında herhangi bir siyasi düşünce devletin ve milletin hayatına giremeyecek. Herhangi bir parti veya siyasi hareket, iktidara bile gelse, kendilerinin siyasi düşüncesi çerçevesinde kalacak ve asla sınırları aşmayacak. Kemalist siyasi düşünce(!) uzaydan geldi ya…
Kemalist siyasi rejimin de bir siyaset olduğunu bilmediğimizi veya anlamayacağımızı veya ona dokunulmazlık kazandırmaya çalıştıklarını fark etmeyeceğimizi mi zannediyorlar. Kemalist siyasi rejim kurulduğu gibi yıkılabilir de… Zaten yıkılmalıdır, hem de acilen…
Siyasallaştırma itirazında bulunanlar, zaten siyasi bir müessesenin üzerinde oturduklarını fark etmeden bize siyasallaştırma itirazında bulunduklarında iki şeyi anlıyoruz. Ya kendileri ahmaklar veya bizi ahmak yerine koyuyorlar. Ya kendileri Kemalist siyasi düşüncenin dokunulmaz olduğunu zannediyorlar ve farkına varmadan ondan başka alternatif olmayacağını iddia ediyorlar. Veya Kemalist rejimin dokunulmaz olduğuna inanacak kadar bizi saf zannediyorlar. Komik… Çünkü her iki ihtimalde de kendileri ahmak durumuna düşüyorlar.
Yukarıdaki soruya dönersek, TÜBA siyasallaştırılmıyor, siyasal temelleri olan TÜBA, yeniden tanzim ediliyor. Tüm diğer müesseseler gibi o da siyasi mücadeleden nasibini alıyor. Çünkü Türkiye’de son yıllarda yoğunlaşan mücadele, siyasi rejim merkezinde devam ediyor. Kemalist siyasi rejim ile demokratik siyasi rejim taraftarları en temel hususlarda bile birbirine girmiş durumda. Rejimin tartışıldığı ve tasfiye sürecine sokulduğu bu günün Türkiye’sinde, her şey siyasallaşmıştır. Çünkü rejim, siyasi bir sistemdir ve onu tartışmaya başlamışsanız, her konu siyasi mahiyet kazanmıştır. Ne bilim müesseseleri ne de yargı kuruluşları bu hesaplaşmadan azade kalabilir.
Kemalistlerin, siyasallaştırma itirazlarına hükümetin ve demokratik güçlerin aldırmaması gerekiyor. Kemalist rejimin tasfiyesinin başka yolu yok. Rejim tartışmalarının her ülkede bu şekilde cereyan ettiğini bilmek lazım… Kemalist rejimin tasfiyesi için gereken tüm değişiklerin ve devrimlerin yapılması şart. Hiçbir itiraza kulak asmadan…
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir