TÜRKİYE ALİMLER BİRLİĞİ, NİHAYET…

TÜRKİYE ALİMLER BİRLİĞİ, NİHAYET…
“Türkiye Alimler Birliği kuruldu”, bu haber yüreğimize su serpti. Yirmi beş kişilik kurucu heyetle başlayan “Alimler Birliği”, konunun besmelesi sayılmalı, genişlemeli, teşkilatlı çalışmalara başlamalı, her Müslüman da mutlaka destek vermeli. Başlangıç olarak bazı alimlerin neden olmadığını sorma ve sorgulama imkanı var tabii ki ama şimdi, “öteki taraftan” bakma zamanı değil, yavaş yavaş olmasını umut etmeliyiz.
Sitemizi (www.fikirteknesi.com) takip edenler, bu ve benzeri konuların çok sayıda yazı ile gündeme getirildiğini hatırlayacaktır. Fikir ve ilim adamlarının bir araya gelememesini “şahsiyet zafiyeti” olarak tespit eden yazılar yayınlandı sitemizde. İslam’ın, onu en yüksek seviyede anladığı iddiasında olan ilim ve fikir adamlarını bir araya getiremediği intibası ne kadar çirkin. İslam’ı, fikir ve ilim adamı olacak çapta anladığı iddiasında olan şahısların bir araya gelememesi, birlikte ilmi ve fikri çalışmalar yapamaması, en hafif tabirle İslam’a iftiradır.
Sitemizde yer yer ağır tenkitlerin de yapıldığı vaka… Gerçekten fikir ve ilim adamlarının belli bir çerçeve içinde toplanamaması, Müslümanların meselelerini birlikte müzakere edememesi, maksatlarının İslam’dan başka bir şey olduğunu göstermez mi? Yine mi ağır oldu? Belki ağır oldu ama canımızın ne kadar yandığını bilenler, bu tür çatı müesseseler kuramamaktan dolayı vicdanlarda yargılanmalı değil mi?
Türkiye gibi küçücük bir ülkede, alim ve mütefekkir sıfatlı insanların bir araya gelememesi, hiçbir şekilde izah edilemez. Bir alimin veya mütefekkirin diğerleriyle bir araya gelememesi, ya idrak zafiyetinden veya ahlak zafiyetinden kaynaklanır. Hangisi daha ağır veya hangisi daha hafif bir cürüm? İkisi de birbirinden beter bir hal…
Bir araya gelenler az veya çok, hiç önemli değil. Müslüman fikir ve ilim adamlarının bir kısmının aynı çatı altında toplanmış olmaları muhteşem bir hamle. Sadece bu kadarı bile övgüye değer, hürmete değer bir hareket.
Muhteva mı? Tabii ki takip edeceğiz. Neler yaptıklarını, nasıl yaptıklarını, hangi çapta eser ve harekete sebep olacaklarını dikkat, hassasiyet ve samimiyetle izleyeceğiz. Bunu yapmamızı gerektiren mesuliyetimizdir ama takip etmek sadece tenkit etmek için değil, aynı zamanda ümit etmek, faydalanmak, yardım etmek, destek vermek içindir de…
Hulus-i kalple sevindik. Bu işe öncü olanlara Allah Azze ve Celle misilsiz ecir verecektir, ümidimiz ve duamız o istikamettedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir