TÜRKİYE TEŞKİLATTAN VAZGEÇEMEZ

TÜRKİYE TEŞKİLATTAN VAZGEÇEMEZ
Teşkilat, Türkiye’de son yedi-sekiz yılda fevkalade değişimler gerçekleştirdi. Yapmak istediklerinin hepsi bunlardan ibaret değil, daha çok iş var. Özellikle de değişim süreçlerin tamamlanmadı, süreçler şimdiki noktada bırakılırsa geri dönme ihtimali düşük değil. Böyle bir durumda elde edilen kazançların tamamı kaybedilir.
Ülkedeki büyük değişim programını yöneten teşkilattır. Başka hiçbir oluşum, kuruluş, kadro bu değişimi yönetemez. Aslında hiç kimse değişimin kodlarını bilmiyor, değişimin kodları teşkilatın elinde. Başka bir kadro gelse hatta mevcut kadrodan daha donanımlı, daha cesur, daha akıllı bir kadro gelse bile değişimin kodlarına sahip olmadığı için devam eden süreçleri yönetemez. Ellerine yüzlerine bulaştırırlar, her şeyi berbat ederler ve başa dönmek zorunda kalırlar.
Bilenler biliyor, değişimin kodlarının muhafaza edildiği, bu kodlara sahip olunmadan hem değişimin yönetilemeyeceği hem de ülkenin yönetilemeyeceği açık. Hatırlayın, Tayyip Erdoğan hasta olduğunda piyasa nasıl paniklemişti, Devlet Bahçeli bile başbakanın sağlığı için dua ediyordu. Değiminin kodlarının muhafaza altında olduğunu bilenler, o kodları elde etme imkanı bulamayanlar, muhalif de olsalar Akparti’nin iktidarda kalmasını, Tayyip Erdoğan’ın başta bulunmasını istiyorlar.
Son günlerde bazı gelişmeler oldu. Değişimin teşkilat olmadan (onlar Akparti olarak biliyorlar) yürütülebileceğini zannedenler çoğalmaya başladı. “Cemaat” de bunlardan biri… Kendilerine olan güvenleri biraz şişti, teşkilatsız da devam edebileceklerini düşünmeye başladılar. Özgüven belli bir sınırı aştığında ahmaklık başlıyor. Ahmaklık başladığında ise söz kar etmiyor.
Kamuoyuna yansımayan bu yöndeki bazı gelişmeler, bu konunun tekrar gündeme gelmesine sebep oldu. Teşkilat, değişimin kodlarını, süreçlerin aşamalarını kendi uhdesinde tuttuğunu açıklamak durumunda kaldı. Bunları hatırlatarak, “bakın, biz olmadan yerinizden bile kımıldayamazsınız” mesajını veriyor.
Hangi olaydan bahsediyoruz? Başbakanın İspanya gezisinden dönerken gazetecilere yaptığı açıklama… “Benimle mezara gidecek…”. Tabii ki mezara gitmeyecek, tabii ki teşkilatın muhafazası altında… Kamuoyuna öyle sunuluyor.
Teşkilat çok karmaşık bir değişim programı yürütüyor. Bu programın, programın kodlarının, kodlarla kurulan denklemlerin, programın süreçlerinin, süreçlerin aşamalarının dışarıdan anlaşılması imkansız, istihbarat çalışmalarıyla elde edilmesi ise hiç mümkün değil. Türkiye’de değişim programının devam etmesini ve sonuçlanmasını isteyenler, teşkilatın çerçevesi dışına çıkamazlar, teşkilatın inisiyatifine itiraz edemezler, teşkilatla mücadeleye giremezler.
O kadar karmaşık bir planlama var ki, kamuoyunda karşı tarafta olduğu düşünülen bazı kişiler teşkilatın adamı, bizim tarafımızda olduğu zannedilen bazı kişiler aslında karşı tarafın adamı. Yedi sekiz yıldır ilmek ilmek örülen ağ, hiçbir kadro tarafından yönetilemez, yönetilmesi bir tarafa, anlaşılamaz bile.
*
Teşkilatın değişim programını bu kadar karmaşık şekilde kurması bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü Türkiye’deki siyasi rejimin altyapısı da karmaşık… Hala ülkedeki Ergenekon türü örgütlerin, Yahudi ve İsrail lobisinin, ABD ve İngiliz lobi ve örgütlerinin, Alman ve Rus örgütlenmelerinin haritaları tamamen çıkarılabilmiş değil. Hala içimizde sayısız İsrail, ABD, İngiliz, Rus, Alman ajanı cirit atıyor, ajanlardan daha kötüsü ile onlara bağlı lobilerin iş, sanat, ticaret, siyaset alanlarındaki lobileri…
Türkiye’deki yeraltı örgüt haritasını çıkarmak fevkalade zor ve zahmetli… Türkiye gibi ülkelerde iktidarlar yerüstünde değil, yeraltında örgütleniyorlar. Uydu ülkelerin temel özelliği budur. Teşkilat mümkün olan en yüksek hızla yeraltını yerüstüne çıkarmaya çalışıyor fakat bu iş çok karmaşık bir planlamayı zorunlu kılıyor.
Konunun anlaşılması için bir misal verelim. Mesela diplomatınızı İsrailli diplomat ile pazarlık yapmaya gönderiyorsunuz, diplomatınız İsrailli diplomat ile pazarlık yapmak yerine ona istihbarat veriyor. Ne yapacaksınız? Kolay cevapları olanlar vardır belki de, “başka diplomatı gönderin” gibi… Elde kafi miktarda kalifiye eleman yok ki. Bu durumda teşkilat ne yapıyor? Her planı en azından üç katmanlı şekilde hazırlıyor. İsrailli diplomat ile pazarlığa gönderilen Türk diplomat, bilmiyor ki kendisi test edilmektedir.
Her plan en az üç katmanlı yapılıyor, on katmana kadar uzanan planlamalar mevcut. Değişim sürecinin her aşamasında bir katmanı hedefini buluyor. Şimdi tekrar soralım, bu değişim programını kim veya kimler yönetebilir. Teşkilat inisiyatifi kaybettiği gün Türkiye, tarihinde hiç şahit olmadığı büyük olayları yaşar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir