TÜRKLERLE KÜRTLERİN PAYLAŞAMADIKLARI

TÜRKLERLE KÜRTLERİN PAYLAŞAMADIKLARI
Bir gurup doktorla bir gurup muhasebeci bir araya geliyor, dernek kuruyor. Muhasebecilerin sayısı doktorlardan az, doktorlar diyor ki, “derneğin isminde sadece bizim ismimiz olsun”. Muhasebeciler buna itiraz ediyor, “hayır, derneğin isminde bizim de ismimiz olsun”. Başlıyorlar kavgaya… Yıllar sürüyor kavgaları, birbirlerine verdikleri zararın haddi hesabı yok. Doktorlar çoğunluk oldukları için sadece kendi isimlerinin yazılmasından vazgeçmiyorlar, bunu gururlarına yediremiyorlar, nasıl bir gurur ise… Muhasebeciler de, kendilerinin de olduğunu, doktorların adı varsa kendilerinin de olması gerektiğini söylüyor, kendilerine göre bir gurur üretiyorlar. Yıllarca süren kavgada birbirlerine verdikleri zararı umursamadan dernek tüzüğünde (siz anayasa olarak anlayın) hangi ismin veya isimlerin yazılması gerektiğini, iki tarafı da tatmin edecek şekilde karara bağlayamıyorlar.
Bu kadar basit değil tabii… Doktorlar diyor ki, “derneğin kurucu iradesi ve sahibi olan kişi, böyle buyurmuş, ona ihanet edemeyiz”. Muhasebeciler diyor ki, “kurucu irade ve kurucu kişi yanlış yapmış, yıllarca bu yanlış devam ettirildi ve bizi yok saydınız, mesleğimiz muhasebeci olduğu halde doktor gibi davranmamızı istediniz, bunu yapamayız”. Doktorlar diyor ki, “Derneğimizin kurucusu hata yapmış olamaz, o asla hata yapmaz, size ‘muhasebeci kökenli doktor’ demiş, böyle kalacak ve hayatınıza devam edeceksiniz”.
Komik değil mi bu durum? Karikatürize ettiğimizi mi düşünüyorsunuz? Zihni angajmanlarınızdan sıyrılın ve meseleye biraz sakin şekilde bakmayı deneyin, bu kadar komik bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlayacaksınız. Aslında meselenin esas komik tarafını daha yazmadık, mizansenimizden devam edelim…
Yıllarca kavga eden, meselelerini bir türlü çözemeyen doktorlarla muhasebeciler, dernek tüzüğüne yazılacak isimleri, silahlı eylem şeklinde tartışıyorlar ama her nedense “tüzüğün” muhtevasını bir türlü tartışmıyorlar. Yani Türk ve Kürt ismi anayasada (afedersiniz doktor ve muhasebeci ismi dernek tüzüğünde) yazılsa ama tüzük berbat bir muhtevaya sahip olsa razı mı olacaksınız? Veya her iki isimde yazmasa ama dernek tüzüğü “insani hayat altyapısı” kuracak bir muhtevaya sahip olsa, razı olmayacak mısınız? Komedi tam olarak burası, biri Atatürkçü, diğer Apocu… Bu kafayla yazacağınız anayasayı, kuracağınız devleti, yapacağınız barışı, alın başınıza çalın.
Meselenin konuşulduğu, tartışıldığı seviyeye bakın… “Ne tavizler verdiniz?” diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. Kime taviz veriyorsun be adam? Kimden bahsediyorsun, karşında düşman mı var? Ağzını açtığında “kardeş kardeş yaşayalım” diyorsun, kardeşine taviz vermekten mi bahsediyorsun?
*
Devlet denilen teşkilat, sınırları belli bir coğrafyada kurulan, her vatandaşın hissesi eşit bir şirkettir. Devlet kurmanın, devlet olmanın, devlet kalabilmenin asgari (veya ön) şartı budur. Bazı hissedarlara “imtiyaz” tanımak veya bazılarına “altın hisse” dağıtmak, buna mukabil bazılarına az hisse vermek, devlet değil sadece kölelik sistemi kurmaktır. Hisse oranlarını değiştirdiğiniz andan itibaren artık o ülkede devlet yoktur, sadece o ülkeyi işgal etmiş bir güç vardır. İşgal edenlerin yabancı olmasıyla o ülkede yaşayanlardan olması arasında bir fark yoktur.
Bazılarına imtiyazlı hisse, bazılarına küçük hisse vermek, anayasaya yazmış olmakla meşruiyet kazanmaz. Veya bu yanlışı herhangi birinin yapması, mesela Atatürk’ün yapması neticeyi değiştirmez. Tarihten beri ismi olan bir topluluğa, anayasa yazma gücünü eline geçirdiğin için başka bir isim veremezsin.
Bir ülkede farklı insan toplulukları yaşıyorsa, o devlete, ülkenin isminin verilmesinin ne mahzuru var? Türk yerine Türkiye yazarsan anayasaya, devletin, ülkenin ve halkın neyi eksilir? Hatta Türkiye yerine Anadolu yazsan, “Anadolu Cumhuriyeti” yazsan ne olur? Kavgamız bu mu, bundan mı ibaret? Adalet gibi bir kaygınız yok mu?
Otuz yıldır Türk Kemalistlerle Kürt Kemalistler (Apocular) ülkeyi savaş alanına çevirdi. Bir taraf için “Türk” her şeydi ve “Türk” ne halt ederse etsin kutsaldı, o kadar ki sayısız faili meçhul katliam yaptılar, Türk oldukları için kahraman muamelesi gördüler. Bir taraf için “Kürt” her şeydi ve “Kürt” ne halt ederse etsin umurunda değildi, madem Kürt’tü öyleyse problem yoktu, tezkeresini almış silahsız onlarca askeri yolcu otobüsünü çevirerek öldürdü, onun adına da gerilla dendi.
Biri Türkçüydü, diğeri Türkçülük yapmanın zararlarını görmüştü ve ona itiraz etti. Nasıl itiraz etti? Kürtçülük yaparak… Türkçülük yapanın ahmaklığı tescilliydi de, Türkçülüğün zararını göre göre Kürtçülük yapanların ahmaklığı daha mı azdı? Anlayışlardaki seviyesizliğe bakın… Zararlı olan Türkçülük müydü yoksa ırkçılık mıydı? Bu kadar basit bir soruyu bile doğru cevaplayamadılar ve Kürtçülüğe savruldular. Türkçülük yapan ahmak, hakimiyetini kaybetmemek gibi ucuz ve iğrenç bir menfaate tutunmuştu, Kürtçülük yapmak neyin nesi oluyor? Kürtçülükle elde edeceğiniz ne olabilir ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir