ÜÇÜNCÜ GAZZE SEFERİ, ERDOĞAN GAZZE’DE

ÜÇÜNCÜ GAZZE SEFERİ, ERDOĞAN GAZZE’DE
Birinci Gazze seferi, İslam coğrafyasının her noktasından Müslüman’ın ve dünyanın birçok yerinden Gayr-i Müslim’in, Mavi Marmara idaresinde organize olduğu bir “insanlık hareketiydi”. Dünyadaki “insanlık” hareketinin amiral gemisini Müslümanların oluşturması ve idare etmesi gurur vericiydi. Türkiyeli Müslümanların bu mesuliyeti deruhte etmesi de ayrıca mutluluk verici bir hadiseydi.
Dünyanın en büyük terörist organizasyonu olan İsrail, birinci Gazze seferini kaba güçle (kabadayılıkla) durdurma yolunu tercih etti. Dünyanın diplomatik kanallarındaki ağır güç ve tesirine rağmen kaba kuvvetle racon kesmeyi tercih etti. Sayısız “düşünce kuruluşu”na sahip olan Dünya Yahudi Lobisi, kaba kuvvetin neticelerini doğru hesaplayamadı. Dünyanın güçlü istihbarat teşkilatları ile içli dışlı olan Mossad, Gazze Seferini yola çıkmadan durdurma yolunu seçmedi veya durduramadı. Netice olarak muhtemelen, tarihindeki en “yanlış kararı” verdi ve çok ağır bir maliyet ile karşı karşıya kaldı.
İkinci Gazze Seferinde aynı ahmaklığı göstermedi. Sefere çıkacak olan filoyu, teşekkül aşamasındaki müdahalelerle, sefer başlamadan bitirildi. Bu tarz müdahale İsrail için hem daha az maliyetli hem de daha “akıllıcaydı”.
İkinci Gazze Seferi, amiral gemisi olan “Mavi Marmara” gemisinin sefere çıkamayacağını açıklamasıyla aslında inkıtaa uğramıştı. İsrail için en büyük başarı, amiral gemisini seferden alıkoymak oldu.
Bu nasıl oldu?
İsrail İkinci Gazze Seferini kaynağında engellemek projeksiyonunu hazırladığında en zor bölümü, Türkiye kısmıydı. Seferin amiral gemisi ve kumandası da Türkiye’de olduğu için, bu kısımdaki hareketi engelleyememesi durumunda sefere mani olma imkanı yoktu. Türkiye’ye ise baskı yapma gücü kalmamıştı. Zaten Türkiye-İsrail münasebetleri can çekişiyordu. Türkiye’ye karşı yapabileceği tek şey, Birinci Gazze Seferi ile ilgili Hükümetin taleplerinin karşılanacağı “taahhüdünde” bulunmaktı. Gelişmelerden anlaşıldığına göre Türkiye’ye, taleplerini karşılayacağına dair güçlü bir söz verdi ve müzakereleri başlattı. Müzakereleri başlatmak için de İkinci Gazze Seferinin durdurulması şartını ileri sürdü. Hükümet, İsrail’in “özür” şartını da ihtiva eden müzakerelerin başlaması için İHH’ya baskı yaptı. Hükümet, İsrail’e diz çöktürmenin ve özür diletmenin dünyada oluşturacağı “büyük diplomatik zaferin” ve bunun oluşturacağı “güçlü Türkiye İmajının” iştihasına kapılarak seferin Türkiye ayağını engelledi. Ve büyük bir hata yaptı.
İsrail, hem diplomasiyi iyi bilen bir devlettir hem de verdiği hiçbir sözle kendini bağlı saymayan bir diplomatik faciadır. İsrail’in sözlü veya yazılı hiçbir sözüne itimat edilemeyeceğini anlamayan sadece Türkiye mi kaldı?
İkinci Gazze Seferi akamete uğrayınca İsrail müzakereleri askıya aldı veya yavaşlattı. Çünkü maksat hasıl olmuştu. Artık Türkiye’ye karşı hiçbir taahhüt altında değildi.
İsrail harikulade bir planlama yapmıştı. Gerçekten de plan kusursuz uygulandı ve netice verdi. İsrail, kusursuz planını kusursuz şekilde tatbik etmenin ve harikulade bir netice almanın keyfini çıkaracaktı ki, hesapta bir hata olduğunu fark etti.
Tayyip ERDOĞAN farkı…
Bunu hesaba dahil etmemişti. Oysa daha önce bunu yaşamıştı. Geçtiğimiz yıllarda Suriye-İsrail görüşmelerinde arabuluculuk yapan Türkiye, müzakerelerin ileri bir aşamasında kendisine haber bile vermeden İsrail’in Gazze’ye saldırmasına “çok şiddetli tepki” göstermişti. Zaten Davos’taki ONE MİNUTE TEPKİSİ, Tayyip ERDOĞAN’IN bu hadiseye karşı sergilediği tavırdı.
ERDOĞAN farkı özet olarak şuydu; Tayyip ERDOĞAN’I diplomatik müzakerelerde aldatabilirdiniz ama aldatmanız, elde ettiğiniz faydanın birkaç katına malolurdu. Amiyane tabirle söylemek gerekirse bu adamı ekemezsiniz, ekerseniz size bire on şeklinde zarar olarak döner.
İkinci Gazze Seferinin akamete uğramasının akabinde Türkiye-İsrail müzakereleri de kesilince, Tayyip ERDOĞAN, Gazze’ye gideceğini (gitmek istediğini) açıkladı. ERDOĞAN’IN Gazze’ye gitmesi, İkinci Gazze Seferinden çok daha büyük bir hadisedir. Tayyip ERDOĞAN, “madem beni aldattınız, başında benim olduğum “Üçüncü Gazze Seferini” başlatıyorum” dedi. ERDOĞAN’IN Gazze’ye gitmesi, yüzlerce gemiden müteşekkil filodan daha büyük bir hadise ve harekettir.
İsrail basınından gelen haberler, İsrail’in özür dileme istikametine yöneldiğini gösteriyor. Tayyip ERDOĞAN’IN Gazze’ye gideceğini kamuoyuna açıklamasından daha önce İsrail’in haberinin olacağını biliyoruz. Türk Hükümeti bu haberi bir şekilde İsrail’e sızdırdı ve “eğer müzakereleri başlangıçtaki taahhütlerinize sadık kalarak yürütmez ve neticelendirmezseniz, Başbakan Gazze’ye bizzat gidecek” mesajını verdi. Buna rağmen müzakerelerde istenen canlanma olmayınca Başbakan bu arzusunu kamuoyuna deklare etti. İsrail bu hadise karşısında çok hızlı şekilde düşünmeye başladı ve Tayyip ERDOĞAN’IN Davos’taki tavrına hatırladığı için “blöf” yapmadığına kanaat getirdi. ERDOĞAN’IN Gazze’ye gitmiş olması ihtimalinin neticelerine dair yaptığı hesaplamalar, “özür dilenmesi” karşısında meydana gelecek itibar kaybından fevkalade daha yüksek çıkmış olmalı ki, (hakikaten de böyledir) “özür dilenmesi” konusu ilk defa bu kadar ciddi şekilde gündeme geldi.
İsrail hiç bu kadar sıkışmamıştı. Türkiye, diplomatik sahadaki zaaflarına rağmen, ERDOĞAN’IN, diplomasi dünyasında “delilik” olarak nitelenecek tavır ve davranışlarından dolayı, netice alıcı hamleler yapabiliyor. ERDOĞAN’IN sevdiğim (ve halkın sevdiği) yönü de bu… “Evet, beni aldatabilirsiniz ama beni aldatmanız size çok pahalıya malolur”.
Tayyip ERDOĞAN, diplomasi dilini, üslubunu, usulünü bilmiyor olabilir. Diplomasi tecrübelerine bakıldığında, bilmediği de açık. Fakat ERDOĞAN zekice bir iş yapıyor ve bilmediği oyunu oynamak yerine kendi oyununu kendisi kuruyor. Dünyanın yüzlerce yıllık diplomasi tecrübesinin Tel Aviv’de depolandığını bilmeyen yok. İsrail ile diplomatik kulvarda ve onların dili ile konuşmaktansa başka bir dil, üslup ve tarz oluşturmak en doğrusu. Dünya diplomasi tarihi ERDOĞAN’A diplomasi alanında iyi not vermeyebilir ama her diplomat anlamıştır ki, ERDOĞAN, diplomasinin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybedecek biri değil.
Diplomasi dünyası bir müddet ERDOĞAN’IN diplomasi bilmediğini anlatacak. Bunu da istihza ile yapacak. Fakat bir müddet sonra diplomasi dünyası, ERDOĞAN’IN “yeni bir diplomasi dili” geliştirdiğini anlayacak, kabul ve takdir edecek. Konuyu illa ki diplomatik dille ifade etmek gerekirse, ERDOĞAN’IN tarzı, “yeni bir diplomatik dildir”.
*
Eğer ERDOĞAN Gazze’ye gidecek olursa, şu şekilde gitmesi harikulade olur. Tüm İslam coğrafyasına çağrı yapmalı ve Refah sınır kapısının bir kilometre yakınında arabasından inmeli, arkasına takılacak milyonlarca insanla beraber Gazze’ye yürüyerek girmeli. Türkiye Başbakanını korumak için de bir tugay komando birliği ile ona muadil özel hareket polis birliği eşliğinde Gazze’ye ulaşmalı. Bu vesileyle Gazze’ye Türk ordu ve polisi de girmiş olur. Tüm Gazze, Filistin ve Türk bayraklarıyla donatılır.
Bu ihtimalde İsrail’in açıkladığı ve açıklaması beklenen “can güvenliğini taahhüt edemeyiz” türünden suikast tehditlerine aldırmamak gerek. Muhal-farz ERDOĞAN Gazze’de İsrail tarafından suikasta uğrar da “şehit” olursa, bu hadise, tüm İslam coğrafyasında öyle bir patlama gerçekleştirir ki, tarih ilk defa bu çapta bir isyanı kaydeder. Tüm diktatörlük rejimleri çok kısa sürede yıkılır ve İslam coğrafyası İsrail’i kuşatır ve boğar. TAYYİP ERDOĞAN, İslam coğrafyasında öyle bir konuma yükseldi ki, şahadeti hayatından daha çok hizmet edecek noktaya geldi. İsrail’in bırakın suikast düzenlemeyi, saçının tek teline zarar gelmemesi (provokasyonlara mani olmak) için tüm ordusuyla ERDOĞAN’I korumak için seferber olur.
NOT: Bir insanın hangi sebeple olursa olsun canını vermesini istemek başka bir insanın haddi ve hakkı değil. Suikast tehlikesi olduğu istihbarat servislerince tespit edilmesi halinde ERDOĞAN’IN böyle bir sefere çıkmasını teklif ediyor değiliz. Yapmaya çalıştığımız iş, ERDOĞAN’IN Gazze’ye gitmesi halinde meydana gelecek hadiseleri değerlendirmekten ibaret.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir